Videogame türkçesi Videogame nedir

  • Video oyunu.
  • Bilgisayar oyunu.
  • Elektronik bir aygıt aracılığıyla bir ekranda oynanan oyun.

Videogame ile ilgili cümleler

English: Jale thinks that Oliver is spending too much time playing videogames.
Turkish: Jale, Oliver'in video oyunları oynamaya çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.

English: He's skilled at videogames.
Turkish: O video oyunlarında yetenekli birisi.

English: Final Fantasy is not a film, but a videogame.
Turkish: Final Fantasy film değil bir video oyunudur.

English: After school, I study, then play videogames.
Turkish: Okuldan sonra, ben ders çalışırım, daha sonra video oyunları oynarım.

Videogame ingilizcede ne demek, Videogame nerede nasıl kullanılır?

Videogenic : Telejenik. Bir kimsenin, bir nesnenin, bir varlığın ya da görünümün, görünüş ya da işleniş bakımından televizyona yatkın olması, televizyonda iyi sonuç vermesi niteliği. Videojenik. Televizyonagider. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Videogeny : Telejeni. Televizyonagider olma durumu. Videojeni. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Televizyonagiderlik.

Video attribute : Video türü.

Video cable : Görüntü kablosu.

Video camera : Video kamerası. Video kamera.

Video capture : Video yakalama. Video yakala.

Video coding : Video kodlama.

 

Video cast : Akan video görüntülemesi.

Video channel : Televizyon kanalı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcı oluğu. Video kanalı. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol.

Video card : Grafik kartı. Video kartı. Görüntü kartı. Ekran kartı.

İngilizce Videogame Türkçe anlamı, Videogame eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Videogame ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Video game : Televizyonda veya bilgisayarda oynanan oyun.

Computer game : Bir bilgisayar programının içine eklenmiş olan oyunlar. Bilgisayar oyunları.

Taping : Banda kaydetme. Kasete alma. Bandaj. Bantlamak. Şeritle ölçme. Ölçme. Kaydetmek. Bağlama. Kasede almak.

Tape recording : Bant kaydı. Mıknatıslı görüntü saptama. Kaset kaydı. Bant kayıt. Kasete kaydetme. Banda kaydetme. Kasete alma. Ses kaydı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntü kaydı.

Tape : Bantla tutturmak. Banda kaydetmek. Kasede almak. Ses şeridi. Mıknatıslı ses kuşağı. Ses bandı. Kayda almak. Bant. Banda çekmek. Bir oyunun her çeşit ses etkilerini sağlayan manyetik şerit.

Video : Görüntü. Video terminal. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu. Sın. Ekran. Televizyon. Video filmi. Video kaset. Video.

 

Game : Cesur. Sakat (kol veya bacak). Sakat. Maç. Dolap. Hevesli. Oyun. Hazır. Taraflardan birinin dört sayı kazanmasıyle elde edilen sonuç; şöyle ki, kazanan yan öbüründen en az iki sayı artık olsun. yoksa oyun bu durum sağlanıncaya dek sürer. Av eti.

Virtual reality : Sanal gerçeklik. Gerçekliği andıran 3 boyutlu imaj.

Videogame synonyms : video recording.