Violence türkçesi Violence nedir

Violence ile ilgili cümleler

English: I can't watch this film, there is too much violence in it.
Turkish: Bu filmi izleyemem, çok fazla şiddet var.

English: And the violence cause a silence.
Turkish: Ve şiddet sessizliğe neden olur.

English: I hope they don't resort to violence to accomplish their goals.
Turkish: Hedeflerine ulaşmak için şiddete başvurmayacaklarını umuyorum.

English: I can't put up with his violence any longer.
Turkish: Ben artık onun zorbalığına katlanamam.

English: Ali is ready to resort to violence in order to get what he wants.
Turkish: Ali istediğini almak için şiddete başvurmaya hazır.

Violence ingilizcede ne demek, Violence nerede nasıl kullanılır?

Do violence to : Zorlamak. Bozmak.

Act of violence : Şiddet eylemi. Şiddet olayı.

By violence : Zor kullanarak. Zorlamayla. Zorla. Şiddet yoluyla.

Escalate violence : Şiddeti artırmak.

Escalated violence : Artan güç kullanımı. Şiddetlenmiş çatışma veya düşmanlık.

Ethnic violence : Farklı bir etnik gruba ait oldukları için insanlara kötü muamele etme. Etnik şiddet.

Violent death : Şiddet kullanarak öldürme. Zor kullanma sonucu oluşan ölüm. Zor ölüm. Zorlu ölüm. Zorla gerçekleşen ölüm.

 

Violent disorder : Şiddet karışıklığı.

Violent : Yeğin. Yüksek (ses). Saldırı sonucu olan. Zorlu. Aşırı. Ters. Can yakan. Şiddet yüzünden olan. Acı veren. Yaman.

Verbal violence : Fiziksel olarak değil ama kelimelerle gösterilen şiddet. Sözle uygulanan şiddet. Sözlü şiddet.

İngilizce Violence Türkçe anlamı, Violence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Violence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tyrannies : Zorba yönetim. Zorba hükümet. Tahakküm. Zorbalık yönetimi. İstibdat. Sulta. Tiranlık. Zulüm. Gaddarlık.

Algebraic : Cebirsel. Kümel. Sayı kümelerine ve bu kümeler üzerindeki işlemlere ilişkin olan.

Imperiousness : Mecburiyet. Acil olma durumu. Hükmetme. Baskınlık. Müstebitlik. Emretme. Zorunluluk. Aciliyet. Baskıcı olma durumu.

Desecrate : Kirletmek. Kutsal saymamak. Kutsallığını bozmak. Hakaret etmek. Mukaddesliğini bozmak. Saygısızlık etmek (kutsal bir şeye).

Coercion : Baskı rejimi. İcbar. İkrah. Tazyik. Baskı. Tehdit.

Impingements : Etkileme. Çarpma. İzlenim bırakma. Gasp. Karşı gelme. İhlal. Taşma. Vurma. İzinsiz girme.

Vehemence : Öfke. Sertlik. Hararetlilik. Coşkunluk. Ateşlilik.

Ferocity : Vahşilik. Azgınlık. Canavarlık. Gaddarlık.

Fervidness : Sıcaklık. Heyecan. Büyük sıcaklık. Yanma. İstek. Heves. Yoğunluk. Azim. Ateş.

Barbarities : Vahşilik. Kıyıcılık. Acımasızlık. Gaddarlık. Zalimlik. Barbarlık. Medeniyetsizlik. Kabalık.

Violence synonyms : road rage, domestic violence, public violence, ferity, excesses, exquisiteness, acharnement, ferocities, exacerbation, dudgeon, coercions, sexual assault, bullying, fierce, aggression, atrocity, compulsory, breaking in, desecrating, bate, despotism, goat, intensiveness, algebras, furies, barbarity, dander, flame, encroachment, outrage, highhandedness, savagery, atrocities.

 

Violence ingilizce tanımı, definition of Violence

Violence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To compel. To injure. Vehemence. Impetuosity. To assault. Also, to bring by violence. Force. Highly excited action, whether physical or moral. The quality or state of being violent.