Wide angle floodlight türkçesi Wide angle floodlight nedir

  • Geniş bir alanı aydınlatan ışıldak.
  • Tiyatro alanında kullanılır.
  • Geniş açılı ışıldak.
  • Merceksiz, ve ışığı çok geniş bir alana yayarak gölgeleri yok eden aynalı ışıklama aygıtı.

Wide angle floodlight ingilizcede ne demek, Wide angle floodlight nerede nasıl kullanılır?

Wide : Ardına kadar. Adamakıllı. Vasi. Yaygın. Alabildiğine. Bol. Gen. Geniş. Uzak.

Angle : Açı. Olta ile balık tutmak. Bucak. Açı vermek. Bakış açısı. Korniyer. Saptırmak. Oltayla balık avlamak. Açı yapmak. Kıvırmak.

Floodlight : Genel ışıklamada kullanılan, yüksek ışık gücü olan, merceksiz, aynalı ışıtaç. Ön lambalar. Sahnenin önünde toplu ışık veren lambalar (bk. alttan ışıklama.). Projektör. Aynalı ışıtaç. Projektörle aydınlatmak. Projektör ile aydınlatmak. Işıldak. Ön lamba. Projektörle aydınlatma.

Wide angle : Geniş açılı. Büyük açı. Geniş açı.

Wide angle beam : Açısı 45-90° olan ışın demeti. Geniş (açılı) ışın. Gölgeleri yokeden, geniş bir oyluma yayılan ışın. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Wide angle lens : Geniş açılı mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geniş açılı objektif. Geniş açılı lens. Odak uzunluğu olağandan kısa olan, olağan mercekten daha geniş bir görüş alanını kapsayan, özellikle dar bezemler içinde çalışıldığında kullanılan mercek çeşidi. Geniş açı objektif.

 

Wide angle supplementary lens : Alıcıdaki merceğin odak uzunluğunu yarıya indirerek olağan bir merceği geniş açılı mercek durumuna sokan, böylelikle ilk merceğin alanını genişleten bir ek mercek çeşidi. Alan genişletici. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Wide angles : Geniş açı. Büyük açı. Geniş açılı merceklerin oluşturduğu kümeye verilen ad. Geniş açılılar. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Wide angle lighting fitting : Yayıcı ışıklık. Işığı geniş bir oylum açısı içine yollayan ışıklık.

İngilizce Wide angle floodlight Türkçe anlamı, Wide angle floodlight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wide angle floodlight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acting style : Oyunun oynandığı yer, oyunun oynandığı düzeyin tümü. Oyun alanı.

Amateur theater : Para karşılığında olmaksızın oynanan tiyatro; meslekten oyuncu olmayan, istekli, hevesli kişilerin kurduğu tiyatro topluluğu. Özenci tiyatro. Amatör tiyatro. Profesyoneller tarafından yapılmayan tiyatro eserleri.

Alley theme : Çözüm yolu olmayan, sonucu kimseyi doyurmayan oyun konusu. Çıkmaz konu. Sonucu kimseyi doyurmayan ve çözüm yolu inandırıcı olmayan oyun konusu.

Allegory : Bir konunun yerine onunla benzerlikleri olan başka bir konuyu geliştirerek öbürünü anlatma. birtakım soyut ya da somut kavramları kişileştirerek seyirciye iletme. Yerine. Orunlama. Dokundurma. Alegori. Kinaye.

Abstract theatre : Önce resim sanatında kullanılan "soyut" terimi daha sonra, biraz değişik anlamda tiyatroya girmiştir. olaylar dizisini ve oyuncu türünü gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık düzeninden kurtarmak amacını güden, bir bütünlüğü olan tiyatro türü. iç dünyayı gerçek olarak alır. konuşmalar ve oyun kişileri biçimsel ve anlamsal yoldan bozulur (deforme edilir), karikatürleştirilir. Soyut tiyatro. Olay dizisini ve oyunculuk anlayışını gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık dizgesinden soyutlamak amacını güden tiyatro. iç dünyayı gerçek olarak aldığından, oyun kişileri ve bunların konuşmaları anlamsal ve biçimsel açıdan bozularak karikatürleştirilir.

 

Analyze : Çözümlemek. Tahlil yapmak. İncelemek. Analiz etmek. Araştırmak. Psikanaliz tedavisi uygulamak. Tahlil etime, inceleme. Çözümleme. Analiz yapmak. Tahlil etmek.

Absurd theatre : İnsanın yaşama, doğaya olan uyumsuzluğunu, doğadan kopmuşluğunu sezdirici bir yolla xx. yüzyıl ortasında yeni bir öz ve biçimle veren tiyatro türü. aristocu anlamda usla bağdaşmaz bir öz ve biçim kullanır. örn. samuel beckett ve eugene lonesco'nun ilk oyunları. (us-dışı tiyatro). Absürt tiyatro.

Act drop : Çerçeve sahneli tiyatroda, bir bölümün başladığını ya da bittiğini belirten perde. genellikle bu sahnenin kumaş perdesidir; ancak bu amaçla başka bir perde de kullanılabilir. örnek : (epik tiyatro'nun yarım perdesi gibi. Oyun perdesi. Sahneyi seyircilerden ayıran büyük tiyatro perdesi. Önperde. Çerçeve sahneli tiyatroda oyun yerini seyircinin görüşüne açan ve kapayan, büyük perde. Bölüm perdesi.

Active hero : Oyunu yürüten, öbür karakterlerin hareketlerine etki yapan baş oyuncu. Oyunun gelişmesini sağlayan ve öbür kişilerin hareketlerine etkisi olan baş oyun kişisi. Etken kahraman.

Acrobacy : Oyuncunun göz pekliğini ve gövdesel esnekliğini arttıran, aynı zamanda önemli sahnelerde hiç düşünmeden güç bir davranışı başarabilme yeterliğini sağlayan hareket. cambazlık. Akrobasi.

Wide angle floodlight synonyms : abstractionism, after piece, alto, adaptability, actor manager, acting manager.