Wields türkçesi Wields nedir

Wields ingilizcede ne demek, Wields nerede nasıl kullanılır?

Wield a scepter : Saltanat sürmek. Yönetmek. Hüküm sürmek.

Wield power : Tahakküm etmek.

Wield the scepter : Saltanat sürmek.

Wield : Elle tutup kullanmak. Kullanmak. Ustalıkla kullanmak. Yönlendirmek. Sahip olmak ve kullanmak. Savurmak pala çalmak.

Wielded : Savurmak pala çalmak. Kullanmak. Elle tutup kullanmak. Yönlendirmek. Ustalıkla kullanmak.

Wielder : Etkili kullanıcı (araçlar, silahlar vs). Savuran kimse. Sağa sola sallayan kimse. Etkili denetimci. Kontrolcü (güç, otorite vs). Hükümdar. Yöneten. Kontrol eden. Sallayan kimse.

Wieldier : Daha kolay kullanılabilen. Daha kolay yönetilebilen.

Wielders : Savuran kimse. Kontrolcü (güç, otorite vs). Hükümdar. Sallayan kimse. Yöneten. Etkili denetimci. Sağa sola sallayan kimse. Etkili kullanıcı (araçlar, silahlar vs). Kontrol eden.

Wieldiest : En kolay yönetilen.

Unwieldly : Hantal. Gövdeli. Acemi. Cüsseli. Kontrol edilemez. Beceriksiz. Büyük ve ağrı. Beceriksizce. Tutması kolay olmayan. Kontrolsüz.

İngilizce Wields Türkçe anlamı, Wields eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wields ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Rice paddy : Çeltik tarlası. Pirinç tarlası.

Channel : Nehir yatağı. Oymak. Hat. Kanal. Maceraya sevketmek. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Kanal açmak. Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. Bağlantı.

Drive : Arabayla götürmek. Uzun vuruş. Topla giriş. Acele etmek. Sokmak. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Örgenin kendi denetimi dışındaki etkenlerce, sonuçlarını öngörmeden davranmaya zorlandığı bir güdülenim biçimi. Önüne katmak. Dürtü.

Draw upon : Yararlanmak.

Parcel : Ptt kolisi. Takım. Arazi parçası. Sürü. Paket. Yığın. Posta. Parsel. Toplu miktar. Ptt ile gönderilen paket.

Give : Gitmek. Bel vermek. Düzenlemek. Esnemek. Hediye etmek. Yapıvermek. Koparmak. Bulaştırmak. Vermek. Doğruluğunu kabullenmek.

Economises : İktisat yapmak. İhtiyatlı kullanmak. İdareli olmak. (britanya ingilizcesi) tasarruf yapmak. Kesinti yapmak. Kısmak. İdareli harcamak. Sakınarak kullanmak. Ekonomi yapmak. Masrafları kısmak.

Concede : Uygun bulmak. Ödün vermek. Bağışlamak. Teslim etmek. Kabul etmek zorunda kalmak. Kabul etmek. Bahşetmek. İtiraf etmek. Bırakmak. Kabullenmek.

Diverted : Ayırmak. Bir köşeye koymak. Çevirmek. Çevrilmiş. Eğlendirmek. Oyalamak. Çevrilen. Dağıtmak. Başka yöne çekmek.

 

Cede : Fariğ olmak. Vermek. Terketmek. Vazgeçmek. Göçermek. Feragat etmek. Devretmek. Teslim etmek. Bırakmak. Terk etmek.

Wields synonyms : grain field, piece of land, piece of ground, conduct, conducts, disposes, draw on, paddy field, canalizes, drives, curtilage, governs, yard, directs, forward, lawn, canalizing, grounds, parcel of land, campus, economize, dispose, diverts, wielded, divert, economise, call forth, govern, canalise, economizes, paddy, grainfield, tract.

Wields zıt anlamlı kelimeler, Wields kelime anlamı

Take : Yazmak. Çevirmek. Tutulan balık miktarı. Kavramak. Çevirim eylemi. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Alınan taş. Tutuş. Götürmek. Almak.

Quiet : Sakinleşmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Uslu. Yatıştırmak. Huzurlu. Durgun. Sakin. Gürültüsüz. Susunuz. Dinlendirici.

Tame : Uslu. Uysallaştırmak. Yavan. Uslandırmak. Yumuşak başlı. Uysal. Tatsız. İşlemek (toprak). İşlemek. Evcilleştirmek.