Work on türkçesi Work on nedir

  • Tesir etmek.
  • Etkilemek.
  • Birisini ikna etmeye çalışmak.
  • -in yapımıyla meşgul olmak.
  • Nakışlamak.
  • -in yapımıyla uğraşmak.
  • Etki etmek.
  • Üstünde çalışmak.
  • Üzerine çalışmak.
  • -e ağırlık vermek.

Work on ile ilgili cümleler

English: A lot of people work on farms.
Turkish: Çiftliklerde çok sayıda insan çalışır.

English: Ali commutes to work on a motorcycle.
Turkish: Ali işe motorsikletle gidip geliyor.

English: Ali didn't work on Monday night.
Turkish: Ali pazartesi gecesi çalışmadı.

English: Ali didn't show up for work on Monday.
Turkish: Ali pazartesi günü işe gelmedi.

English: Ali doesn't go to work on Sunday.
Turkish: Ali pazar günü işe gitmez.

Work on ingilizcede ne demek, Work on nerede nasıl kullanılır?

Work : Çabalamak. Emek. İş. İşlemek. Çalışma. Emek sarfetmek. Oynamak. Eser. Meşgul olmak. İş yapmak.

On : Yanmak. Makbul. Esnasında. Üzerinde. Civarında. Üstünde. Devrede. Hazır. Olmakta olan.

Work oneself up : Kendi kendini üzmek. Heyecanlanmak. Kendini yiyip bitirmek.

Work oneself up into a rage : Öfkelenmek.

Work a buttonhole : İliğin kenarlarını dikmek.

Work a miracle : Mucize gerçekleştirmek. Bir mucize yaratmak. Mucizevi bir şeye neden olmak. Keramette bulunmak.

İngilizce Work on Türkçe anlamı, Work on eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Work on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concern : Hakkında olmak. Kaygı. Kaygılandırmak. Ait olmak. Alakadar etmek. Karışmak. Endişe uyandırmak. İlgili olmak. Firma.

Sway : Yöneltmek (birini bir karara). Sallanmak. Eğilimi olmak. Yönlendirmek. Yönetim veya kontrol. Aklını çelmek. Sallanmak (bir yandan öbür yana). Sarsılmak. Meyilli olmak. Üzerinde etkisi olmak.

Dictates : Söyleyerek yazdırmak. Dikte etmek. Yazdırmak. Belirlemek. Gerektirmek. Söyleyip yazdırmak. Emretmek. Söylemek. Zorla kabul ettirmek.

Cast a spell on : -i büyülemek. Büyü yapmak. Büyülemek.

Operates : İşlemek. Ameliyat etmek. Borsada işlem yapmak. Çalışmak. Kullanmak. Spekülasyon yapmak. Çalıştırmak. İşletmek.

Effected : Etkisi olmak. Meydana getirmek. Sonuca vardırmak. Etkilenmiş. Gerçekleştirmek. Ulaşmak.

Couched : Arpayı çimlenmeye bırakmak. Kataraktı tedavi etmek. İfade etmek. İninde uyumak. Mızrağı indirmek. Söylemek. Çömelip beklemek. Yatmak. Pusuya yatmak.

Swaying : Eğmek. Sallanma. Hüküm sürmek. Yan öteleme. Üzerinde etkisi olmak. Meyilli olmak. Sallanmak. Eğilimi olmak. Hükmetmek. Aklını çelmek.

Dictating : Emretmek. Dikte ediliyor. Belirlemek. Dikte etmek. Söyleyerek yazdırmak. Zorla kabul ettirmek.

Enamoring : Meftun etme. Aşık etmek. Aklını başından alma. Kendine bağlama. Teshir etme. Aşık etme. Aklını başından almak. Büyüleme. Büyülemek.

Work on synonyms : have effect, effecting, influencing, concerns, carry weight, sways, act, empierce, operate, dictate, couching, act on, take effect, acted, influences, swayed, affect, effect, affects, enamor, influence, colour, dictated, couch, have influence upon, catch up, feature.