Work türkçesi Work nedir

  • Emek sarfetmek.
  • Sızdırmak (para).
  • Beden ya da kafa gücüyle yapılan şey. çalışma, emek. yapılacak ya da yapılan şey, uğraşı, görev. meslek.
  • Etkili olmak.
  • Çalıştırmak.
  • İşe yaramak.
  • Oynatmak.
  • Yapıt.
  • İş yapmak.
  • İş.
  • Çalışmak.
  • Eser.
  • Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad.
  • Görev.
  • İşletmek.
  • Koparmak (para).
  • Oynamak.
  • Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. iş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  • Çabalamak.
  • Üretimi geliştiren en önemli etken; yapılana katılan insan gücü. yapılan işte para ile ölçümlenen insan emeği.
  • İşlemek.
  • İyesinin özelliğini taşıyan, gerek biçim ve gerekse içeriği bakımından birlik gösteren düşünü ve sanat ürünü.
  • Bilgisayar, eğitim, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Başarılı olmak.
  • Seğirmek.
  • Meşgul olmak.
  • Mekanikte, bir noktaya etkiyen kuvvetin büyüklüğü, noktanın aldığı yolun uzunluğu ve kuvvet yönü ile yol doğrultusu arasında kalan açının kosinüsü çarpımlarıyla belirlenen erke . termodinamikte, bir dizgeyle çevresi arasında, ısı türü dışında oylumsal, elektriksel, yüzeysel her tür erke alışverişinin ortak adı.
  • Çalışma.
  • Emek.
  • Mayalanmak.
 

Work ile ilgili cümleler

English: A chance to do as we please, especially to do as little hard work as possible, is a secret desire of almost everybody.
Turkish: İstediğimiz gibi bir yapma fırsatı, özellikle mümkün olduğu kadar çok az zor işi yapmak neredeyse herkesin gizli bir arzusudur.

English: "Your work has been causing a lot of complaints from customers; I'm ordering you to leave immediately." "Oh, up yours! I didn't want to work here in the first place."
Turkish: "Çalışman müşterilerin birçok şikayetine neden oluyordu.; Buradan hemen ayrılmanı emrediyorum." "Defol git ha! Ben zaten burada çalışmak istemedim"

English: A neutral work is the work of a coward.
Turkish: Tarafsız bir eser, korkak bir adamın eseridir.

English: A lot of people work on farms.
Turkish: Çiftliklerde çok sayıda insan çalışır.

English: A lot of work has been done, more needs to be done.
Turkish: Bir sürü iş yapıldı, daha fazla yapılması gerekiyor.

Work ingilizcede ne demek, Work nerede nasıl kullanılır?

Work a buttonhole : İliğin kenarlarını dikmek.

Work a miracle : Keramette bulunmak. Mucize gerçekleştirmek. Bir mucize yaratmak. Mucizevi bir şeye neden olmak.

Work accident : İş kazası. Çalışırken ortaya çıkan kaza. İşyerinde meydana gelen kaza.

Work against : -in ayağına çalışmak. -e karşı çalışmak. -e karşı hareket etmek. Aleyhine çalışmak. Engellemek. Zararına çalışmak.

Work area : İş alanı. İş sahası. Çalışma alanı. Şantiye. Bir işlem sırasında, veri öğelerinin, üzerinde çalışılmak üzere geçici olarak saklandığı bellek alanı.

 

Work at peak capacity : Tam kapasiteyle çalışmak.

Work around to : Yavaş yavaş yaklaşmak. Yavaş yavaş gelmek. Dönüp dolaşıp aynı konuya getirmek (söz).

Work as a teacher : Öğretmen olarak çalışmak.

Work by the job : Parça başına çalışmak. Götürü iş yapmak.

Work at pricerates : İşçiye birim başına belli bir ücretin ödenmesi yöntemi. Parça başına işçilik.

İngilizce Work Türkçe anlamı, Work eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Work ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jobbed : Kiraya vermek. Komişyonculuk yapmak. İşe yerleştirmek. Ufak tefek işler yapmak. Hizmet. Zimmetine geçirmek. Kiralamak.

Handcraft : El hüneri. El emeği göz nuru. El becerisi. El işi. El sanatı.

Business : Ticaret. İş kuruluşu. Firma. Ticarethane. Konu. Tecim işlerinin uygulanabilmesi amacıyla kurulan çalışma yeri. Alım satım.

Takeing : Götürmek. Kavramak. Yazmak. (fotoğraf) çekmek. Yakalamak. (sınava) girmek. Kabul edilmek. Ele almak. Almak.

Endeavors : Çaba harcamak. Uğraşmak. Gayret etmek.

Asgmt : Vazife. Mülkiyet veya haklar devretme.

Housekeeping : Toparlama. Ev idaresi.

Bear sail : Başarı sağlamak. Muvaffak olmak.

Trade : Alışveriş yapmak. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Ticaret. Ticaret yapmak. Almak. Tecim. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. el uzluğu isteyen işler.

Cultivates : Yetiştirmek. Ekip biçmek. Geliştirmek. Toprağı işlemek. Dostluğunu kazanmak. Kazanmaya çalışmak. Kendini adamak. Tarlayı sürmek. Dostluğunu ilerletmek. Beslemek.

Work synonyms : silverwork, work in progress, chef d'oeuvre, make work, leatherwork, lacquerware, nightwork, piece of work, loose end, heavy lifting, missionary work, polychrome, production, function, prevailed, cultivate, take effect, be in business, creations, dance, handiwork, take, washing, wash, be at something, exercised, openwork, prosper, employ, jobs, budged, vellicating, do business.

Work zıt anlamlı kelimeler, Work kelime anlamı

Inactivity : Durgunluk. Avarelik. Tembellik. Tesirsizlik. Üşengeçlik. Etkisizlik. Hareketsizlik.

Idle : İşlemeyen. Başıboş. Kullanılmayan. Boş gezmek. Rölantide çalışmak. Gereksiz. Boşa harcamak. Çalışmayan. Boşta çalışmak. Avare.

Work ingilizce tanımı, definition of Work

Work kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To put forth effort for the attainment of an object. To exert one`s self for a purpose. To be engaged in the performance of a task, a duty, or the like. Physical or intellectual effort directed to an end. To prepare for use, or to utilize, by labor. Exertion of strength or faculties. Sometimes, specifically, physical labor. Break. Toil. To labor or operate upon. To give exertion and effort to. To labor. Twist. Employment. Industrial activity.