Work against türkçesi Work against nedir

  • -e karşı çalışmak.
  • -e karşı hareket etmek.
  • -in ayağına çalışmak.
  • Engellemek.
  • Aleyhine çalışmak.
  • Zararına çalışmak.

Work against ile ilgili cümleler

English: He doesn't understand that his actions work against his own interests.
Turkish: O, onun eylemlerinin kendi çıkarlarına karşı çalıştığını anlamıyor.

English: I did the work against my will.
Turkish: İşi rızam olmadan yaptım.

English: He did the work against his will.
Turkish: İşi zorlamayla yaptı.

Work against ingilizcede ne demek, Work against nerede nasıl kullanılır?

Work : Koparmak (para). Seğirmek. Meşgul olmak. Çalışma. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. iş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir. İş. Mayalanmak. Eser. Etkili olmak. Başarılı olmak.

Against : Muhalif. -e değecek şekilde. Dayalı. -e aykırı. Mukabilinde. Aleyhinde. -e doğru. Karşısında. Karşı. -e karşı.

Work a buttonhole : İliğin kenarlarını dikmek.

Work a miracle : Keramette bulunmak. Mucizevi bir şeye neden olmak. Bir mucize yaratmak. Mucize gerçekleştirmek.

Work accident : İş kazası. İşyerinde meydana gelen kaza. Çalışırken ortaya çıkan kaza.

Work area : Şantiye. İş sahası. Çalışma alanı. Bir işlem sırasında, veri öğelerinin, üzerinde çalışılmak üzere geçici olarak saklandığı bellek alanı. İş alanı.

 

İngilizce Work against Türkçe anlamı, Work against eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Work against ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Avert : Olmasını önlemek. Bertaraf etmek. Defetmek. Çevirmek. Menetmek. Yön değiştirmek. Başka tarafa çevirmek. Başka yöne çevirmek. Gidermek.

Baulked : Durdurmak. Kaçınmak. Duraksamak. İnatla yürümemek. Ayak diremek. İnat etmek.

Averts : Bertaraf etmek. Defetmek. Gidermek. Meydan vermemek. Yön değiştirmek. Başka tarafa çevirmek. Önlemek. Menetmek. Olmasını önlemek.

Blocks : Durdurmak. Kalıplamak. Kapamak. Bloklar. Tıkamak. Bloke etmek.

Bar : Baro. Sırık. Bariyer. Hapsetmek. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. Bale tutamağı. Taşıma çubuğu. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Dansçıların çalışma yerinde bulunan, gövdelerini doğru olarak yerleştirmelerine yarayan duvara çakılı çubuk. bir türk halk dansı çeşidi. Yasaklamak.

Balks : Ayak diremek. Duraksamak. İnat etmek. Kaçınmak. Önünü kesmek. İnatla yürümemek. Engel olmak. Bir engel karşısında duraklamak. Yürümemekte direnmek.

Averted : Önlemek. Başka tarafa çevirmek. Meydan vermemek. Menetmek. Çevirmek. Olmasını önlemek. Yön değiştirmek. Gidermek. Defetmek.

Avoid : Engel olmak. Yanaşmamak. Kurtulmak. İptal etmek. Kaçmak. Kaçınmak. Sakınmak. Atlatmak. Korunmak.

 

Operate at a loss : Para kaybederek çalıştırmak. Zararına iş yapmak. Para kaybetmesine rağmen işletmek.

Circumvent : Tuzağa düşürmek. Bozmak. -den kaçmak. Üstün gelmek. Kurtulmak. Atlatmak. Alt etmek. Savmak. Yana kaçmak.

Work against synonyms : balk, circumvented, balking, baulks, bodycheck, block, baulking.