Jobbed türkçesi Jobbed nedir
- Komişyonculuk yapmak.
- Kiraya vermek.
- Ufak tefek işler yapmak.
- Zimmetine geçirmek.
- Komisyonculuk yapmak.
- İşe yerleştirmek.
- Görevi kötüye kullanmak.
- Görev.
- Hizmet.
- Kiralamak.
- İş.
- Alet.
- İş yapmak.
Jobbed ingilizcede ne demek, Jobbed nerede nasıl kullanılır?
Jobber : Toptan satış yapan gerçek ya da tüzel kişi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Parça başına çalışan işçi. Aracı. Toptancı. Borsada kendi adına ve sayışımına alım satımda bulunan kişi. içalımcı ya da dışsatımcıdan mal alıp satan aracı. borsa temsilcileriyle iş gören adam. 4-üremci. 5- çeşitli işlerle uğraşan aracı. Toptan dağıtımcı. Borsa uğraşçısı. Geçici işçi. Karaborsacı.
Jobbernowl : Aptal kimse. Gerizekalı. İdiot. Geri zekalı. (argo) salak. Salak. Aptal.
Jobbers : Vurguncu. Geçici işçi. Görevini kötüye kullanan kimse. Karaborsacı. Toptancı. Borsa simsarı. Yevmiyeli işçi. Aracı.
Jobbery : Görevini kötüye kullanma. Vurgunculuk. Karaborsacılık.
Bill jobber : Kambiyo simsarı.
Job advertisement : İş ilanı.
Job accounting : İş muhasebesi.
Stockjobbing : Borsada oynama. Hisse alıp satma. Borsa oyunu. Acyotaj. Borsa oyunculuğu. Acyoculuk. Pay ya da borçlanma belgitlerinin değerlerini düşürmek ya da yükseltmek için, borsada işlemler yaparak çıkar sağlama.
Job action : İş eylemi.
Jobbie : Erişkin erkek. (argo) erkek.
İngilizce Jobbed Türkçe anlamı, Jobbed eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Jobbed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dong : Kamış (argo sözcük). Penis. Erkeklik kılganı. Çan sesi. Ağır darbe (avustralya ingilizcesi). Çük. Çin ve vietnam'da yaşayan etnik bir grup. Yarak. Çük (argo sözcük). Kamış.
Action : Hareket. Kuvvet. Olgu. Amel. Hukuk, gitar, sinema, televizyon, tiyatro, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yangıyla ilgili olaylarda; akyuvarların uygun koşullar altında yapılarındaki miyozin ve aktin gibi kontraksiyonu sağlayan proteinleri vasıtasıyla etkin olarak damarlardan dışarı çıkma hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü, lokomosyon. bir yerden diğer yere gitme hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü. atın bacaklarının hareketi. Hareket biçimi. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Oyuncunun sahne üzerindeki hareketler dizisi. oyunun temasını hareketlendiren gelişim. bir hareketin aksiyon olabilmesi için itici bir nedenden çıkması gerekir. olay dizisi. oyunun öyküsü. dış aksiyon : göze yönelen hareketler bütünü. iç aksiyon : düşünce ve duyguya yönelen davranışlar ve ilişkiler bütünü. eylem.
Avocation : Meslek. Birinin asıl işi dışında yaptığı bir iş. Merak. Uğraş. Meşguliyet. Hobi.
Thief : Oğru. Hırsız.
Malpractices : Görevi suistimal etmek. Yolsuzluk. Yasa dışı eylem. Görevi ihmal etmek. Yasaya aykırı hareket. Yanlış uygulama. Yanlış tedavi. Büyük hata yaparak müvekkile zarar verme. Görevi kötüye kullanma.
Ministry : Nezaret. Vekillik. Vekalet. Papazlık (protestanlıkta). Vaizlik. Bakanlık. Papazlık. Yardım.
Labor intensive : Emek-yoğun. Emek yoğun.
Speak : Söz söylemek. Konuşma yapmak. Tekellüm etmek. Konuşabilmek. Söylemek (gerçeği veya sözü). Düşünceleri iletmek. Bahsetmek. Göstermek (özellik). Çalmak. Bilmek.
Apparatuses : Malzeme. Ekipman. Vasıta. Aygıt. Makine. Teçhizat. Levazım. Cihaz. Takım.
Jobbed synonyms : mouth off, carry on business, farm out, embezzles, ding a ling, dongs, do business, let out on hire, berth, charter, appliances, ply, rabbit on, activity, lets, deal with, misappropriated, rant, mouth, device, mission, embezzle, trade, assignment, leasing, farms, rent, malpractice, equipment, commission, commissions, business, hire.
Jobbed zıt anlamlı kelimeler, Jobbed kelime anlamı
Pointless : Puansız. Boşuna. Gereksiz. Boş. Manasızlık. Amaçsız. Anlamsız. Manasız. Yararsız. Maksatsız.
Jobbed antonyms : unagitated.

Bu kısımda Jobbed kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Jobbed ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Jobbed anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Jobbed ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.