Trade türkçesi Trade nedir

  • Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. el uzluğu isteyen işler.
  • Alışveriş yapmak.
  • Zanaat.
  • Alışveriş.
  • İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma.
  • Tecim.
  • Ticaret.
  • Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Almak.
  • Sanat.
  • Takas etmek.
  • İş yapmak.
  • Alım satım yapmak.
  • Ticaret yapmak.
  • Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği.
  • Satmak.

Trade ile ilgili cümleler

English: Japan does a lot of trade with Britain.
Turkish: Japonya İngiltere ile çok ticaret yapar.

English: Everyone has the right to form and to join trade unions for the protection of his interests.
Turkish: Herkesin menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.

English: He has been engaged in foreign trade for twenty years.
Turkish: O yirmi yıldır dış ticaretle uğraşıyor.

English: Do you want to trade jobs?
Turkish: İşleri takas etmek ister misin?

English: Armenia joined the World Trade Organization in 2003.
Turkish: Ermenistan 2003'te Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.

 

Trade ingilizcede ne demek, Trade nerede nasıl kullanılır?

Trade acceptance : Ticari kabul. Ticari akseptans. Satıcı tarafından keşide edilen ve faize tabi olmayan poliçe. Özel alımlarda satılan malların karşılığında satıcı tarafından alıcıya çekilen ve alıcının kabulünü taşıyan poliçeyle alım-satım yapılmasına olanak veren bir tür ödeme aracı.

Trade aecount payable : Bir işletmenin alacaklıları için açılan sayışım. Alacaklılar sayışımı.

Trade agreement : Ülkeler arasındaki ticaretin yürütülebilmesi için karşılıklı hak ve yükümlülükleri belirleyen ve ticaretin koşullarını düzenleyen, iki veya daha fazla ülke arasında yapılan resmi antlaşma. Ticari ürünlerin alınıp satılması ile ilgili anlaşma. Ticaret sözleşmesi. Ticari antlaşma. Ticaret anlaşması. Ticari anlaşma.

Trade article : Tecim alanında sürümde bulunan malların çeşidi. Tecim malı.

Trade association : Tecim birliği. Ticaret cemiyeti. Çeşitli tecim dallarıyla uğraşan kişilerin aralarında kurdukları birlik, topluluk. Meslek odaları. Ticaret dernekleri. Ticaret birliği. Ticari birlik. Meslek odası.

Trade barriers : Ticari engeller. Gümrük vergilerinin arttırılması, dış ülkelerden satın alınacak malların sınırlandırılması ve benzeri engeller. Ticaret sınırlamaları. Ticaret engelleri. Tecim engelleri.

Trade bibliography : Tecimsel kaynakça. Tecim amacıyla hazırlanmış kaynakça.

Trade bill : Alışveriş faturası. Ticari senet. Poliçe.

Trade associations : Belirli bir kesim veya işte etkinlik gösteren firmaların ürettikleri mal veya hizmetlerin ticaretini özendirmek, üyelerine iş ahlakı, yönetim teknikleri, ölçütlendirim ve ticari araştırmalar gibi konularda hizmet sağlamak için oluşturulan birlikler. Ticari kurumlar. Ticaret birlikleri.

 

Trade balance : Ticari denge. Dış ticaret dengesi. Bir ülkeden yapılan ithalata karşılık olarak bir ülkeye yapılan ihracat arasındaki değer farkı. Ticaret bilançosu. Ticaret dengesi. Dış ticaret bilançosu.

İngilizce Trade Türkçe anlamı, Trade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exchanged : Karşılıklı olarak yapmak. Değiştirilen. Bozdurmak. Değiş tokuş etmek. Çevirmek. Bozmak. Mübadil. Karşılıklı alıp vermek.

Bartering : Mübadele etmek. Değiş tokuş etmek. Trampa etmek.

Borrow : Borç olmak. Borç almak. Borçlanma. Ariyeten almak. Ödünç alma. Ödünç almak. Alıntı yapmak.

Shop : Araştırmak. Gammazlamak. Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer, işyeri. Kurum. Meslek. Araştırma yapmak. Mağaza. İş.

Ability : Öğrenilmeden kazanılan ve kişinin ansal yeterlik ya da edim ve eylem konularında iş başarma gücü. İşçiye ilişkin iş yapabilme yeteneği. Zeka. İstidat. Hüner. Çalışma gücü. Beceri. Herhangi bir şeyi öğrenmek, bir işi yapmak ve tamamlamak ya da bir duruma başarıyla uymak konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç. kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır. dışarıdan gelen bir etkiyi alabilme gücü. Hukuk, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. İktidar.

Pilotage : Kılavuzluk. Kılavuz ücreti. Pilotaj. Pilotluk. Yol gösterme. Kılavuzluk ücreti. Kılavuz vergini.

Do shopping : Alışveriş etmek. Alışverişe çıkmak. Çarşıya çıkmak.

Trafficked : Gidiş geliş. Karanlık işler yapmak. (yasadışı) ticaret yapmak. Seyrüsefer. Değiş tokuş etmek. Yolculuk etmek. Ticareti yapmak. Trafik.

Accept : Normal karşılamak. Eyvallah demek. Katlanmak. Razı olmak. Kabullenmek. Anlamak. Kabul etmek. Üstlenmek. Onaylamak.

Resell : Tekrar satmak. Yeniden satmak. Bir daha satmak. Aldığını satmak. Aynı şeyi bir daha satmak.

Trade synonyms : house painting, oculism, sheet metal work, electrical work, line of work, tool and die work, airplane mechanics, pyrotechny, interior design, wine making, auto mechanics, shoe repairing, deals, offloaded, maistre, dicker, deal with, dispose of, craft, commerce, connection, interior decoration, merchandize, traffic, tradership, upholstery, change, admits, dickers, reselling, tradings, businesses, job.

Trade zıt anlamlı kelimeler, Trade kelime anlamı

Sell : Elinden çıkarmak. Kabul ettirmek. Ele vermek. Kandırmak. Benimsetmek. Üçkağıt. Satmak. Oyun. Aldatmak. Sattırmak.

Import : Dışalım. İthal etmek. İçeri aktarmak. İthal malı. Dışarıdan almak. İfade etmek. İthal. Getirtmek. İçeri aktarım. Sokmak.

Buy : Kabul etmek. İnanmak. Yutmak. Satın almak.

Trade antonyms : export.

Trade ingilizce tanımı, definition of Trade

Trade kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A way. To barter. Resort. A trail. To carry on commerce as a business. A path. To bargain. Travel. To sell or exchange in commerce. Also, passage. To be engaged in the exchange, purchase, or sale of goods, wares, merchandise, or anything else. A track. To barter, or to buy and sell. To traffic.