Wreckages türkçesi Wreckages nedir

Wreckages ingilizcede ne demek, Wreckages nerede nasıl kullanılır?

Wreckage : Gemi enkazı. Kazadan geri kalan parçalar. Yıkıntı. Çöküntü. Hurda. Enkaz. Hasar. Kalıntı. Zarar.

Be a nervous wreck : Sinirleri bozulmak. Sinirleri laçka olmak. Siniri bozulmak.

Be a physical wreck : Sağlığı bozulmuş olmak.

Car wreck : Araba enkazı. Ağır şekilde hasar görmüş araba. Hurda. Tahrip olmuş araba.

Card wreck : Kart sıkışması.

Wrecker : Enkaz çıkarıcı. Çekici (amerikan ingilizcesi). Tamirci. Gemi batıran yağmacı. Zarar veren kişi. Enkaz temizleyici. Yıkmacı. Sabotajcı. Kurtarıcı. Baltalayan kimse.

Wreck : Mahvolma. Hasara uğratmak. Bozmak. Mahvetmek. Mahvolmasına neden olmak. Enkaz haline getirmek. Kaza yapmak. Zarar vermek. Kundaklamak. Mahvolmuş şey.

Wrecked : Harap olmuş. Kazazede. Harap edilmiş. Zil zurna sarhoş. Kaza yapmış. Karaya oturmuş. Bozulmuş. Zarar görmüş. Mahvolmuş.

Wreckfish : İskorpithanisi. İskorpithanisi balığı.

Nervous wreck : Duygusal yönden gergin. Huzursuz. Endişeli. Sinirleri bozuk olan.

İngilizce Wreckages Türkçe anlamı, Wreckages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wreckages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Palimsest : Başkalaşmış kayaçlarda, ilkel dokusu korunmuş yapı.

Hulk : Hurda tekne. Izbandut. Hurda gemi. İri ve hantal kimse. Hantal. Harap gemi. Eski gemi teknesi. İri ve hantal tip. Gemi iskeleti.

Flotsam : Su üstünde yüzen tekne enkazı. Kaza sonucu karaya vuran gemi veya gemi yükü. Ayak takımı. Batan bir geminin suda yüzen enkazı. Ivır zıvır. Ayaktakımı. Yüzen gemi enkazı. Serseri. Yüzen sahipsiz eşya.

Junk : Döküntü eşya. Çöp. Esrar. Çöpe atmak. Uyuşturucu. Döküntü. Iskartaya çıkarmak. Eskici. Kalitesiz.

Wreck : Kaza yaptırmak. Rezil etmek. Yok etmek. Yok olma. Suya düşürmek. Mahvolma. Kaza yapmak. Kaza geçirmek. Virane. İmha etmek.

Breakdowns : Çökme. Bozulma. Sinir bozukluğu. Tahlil. Çalışma arızası. Tutukluk. Arıza. Analiz. Sağlığın bozulması.

Relict : Daha önce faal olan fakat evrim sırasında fonksiyonunu kaybeden herhangi bir organ ya da yapı. Soyu tükenmekte olan canlı. Dul kadın. Değişmeden kalan şey. Cinsi tükenmekte olan tür (hayvan veya bitki).

Precipitation : Düşme. Yağan yağmur veya kar miktarı. Temel direk. Acelecilik. Coğrafya, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tersip. Bir çözeltiye belirli bir ayıraç katarak, çözünmeyip dibe çöken yeni bir bileşik elde etme. Çökelme. Çökelim. Aşağı düşme.

Harm : Kötülük yapmak. İncitmek. Fena etmek. Ziyan. Zararı dokunmak. Kötülük. Halel getirmek. Zeval vermek. Fenalık etmek.

Wreckages synonyms : wreckage, depression, average, balance, shambles, end, rubblestone, disservices, havocs, ends, carcase, rubbish, leavings, detriment, salvage, depredation, lagend, fossil, detriments, collapse, derogation, sinkholes, wracks, carcass, ligan, junks, deposits, car wreck, write off, jetsam, oddment, hangovers, lacune.