Wreckage türkçesi Wreckage nedir

Wreckage ile ilgili cümleler

English: Black money scandal, 11th of September, expenseuro, the Old Europe, Hartz IV, Madame Chancellor, fanmile, climatic catastrophe, financial crisis, wreckage bonus and citizen of anger are the last ten words of the year in Germany.
Turkish: Kara para skandalı, 11 Eylül, euronun yayılması, Eski Avrupa, IV. Hartz, Bayan Başbakan, vantilatör mili, iklim felaketi, mali kriz, enkaz primi ve kızgın vatandaş, Almanya'da yılın son 10 kelimesidir.

Wreckage ingilizcede ne demek, Wreckage nerede nasıl kullanılır?

Wreckages : Kazadan geri kalan parçalar. Zarar. Yıkıntı. Hurda. Kalıntı. Gemi enkazı. Hasar. Enkaz. Çöküntü.

Be a nervous wreck : Sinirleri laçka olmak. Siniri bozulmak. Sinirleri bozulmak.

Be a physical wreck : Sağlığı bozulmuş olmak.

Car wreck : Ağır şekilde hasar görmüş araba. Hurda. Araba enkazı. Tahrip olmuş araba.

Card wreck : Kart sıkışması.

Have a wreck : Trafik kazası geçirmek.

Wreck : Zarar vermek. Mahvolma. Kaza geçirmek. Mahvolmuş şey. Yok etmek. Karaya oturtmak. Kaza yaptırmak. Mahvolmasına neden olmak. Virane. Suya düşürmek.

Wrecking : Yardıma gelen. Zarar verme. Yıkma. Tamir. Kurtarma. Yıkıcılık. Yıkım. Enkaz. Sökme.

 

Nervous wreck : Endişeli. Duygusal yönden gergin. Huzursuz. Sinirleri bozuk olan.

Wreckers : Çekici araç. Sabotajcı. Enkaz toplayıcı. Tamirci. Zarar veren kişi. Yıkmacı. Kurtarıcı. Hurdacı. Yıkıcı. Baltalayan kimse.

İngilizce Wreckage Türkçe anlamı, Wreckage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wreckage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lagan : Batık. Batı.

Remainder : Para üstü. Geri kalan. Döküntü. Artan. Artık. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bakiye. Kalan. Satılmayıp elde kalan kitap.

Hangover : Akşamdan kalma. Mahmurluk. Akşamdan kalmalık. Artık etki. Akşamdan kalmalık veya içki sersemliği. Ayıltı. Akşamdan kalmışlık. Eski şey. İçki mahmurluğu.

Flotsams : Yüzen gemi enkazı. Batan bir geminin suda yüzen enkazı. Kaza sonucu karaya vuran gemi veya gemi yükü. Yüzen sahipsiz eşya. Ayak takımı. Su üstünde yüzen tekne enkazı. Ivır zıvır. Serseri.

Sediment : Çözünmeyen özdeklerin oluşturduğu yığışım. (bu terim daha çok yerçekimi etkisi ile çökelmiş yığışımlar için kullanılır.). Tortu. Dip tortusu. Posa. Coğrafya, fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çökelek. Telve. Çökel. Deniz sularının ve içsuların diplerinde, kapalı çukurlarda ya da çatalağız ve koyak tabanlarında dışgüçlerin etkisiyle aşınıp taşınan her tür kırıntılardan oluşma yığıntı, bk. tortulaşma. Birikinti.

Hangovers : Akşamdan kalmalık. Eski şey. Artık etki. Akşamdan kalma. Akşamdan kalmışlık. Mahmurluk. İçki mahmurluğu. İçki sersemliği. Ayıltı.

 

Duff : Puding. Sahte. Muhallebi. Beceriksiz. Çöp. Duf. Döküntü. Kömür tozu. Toz kömür.

Depredation : Tahribat. Yağma. Hasar verme. Yağmalama. Soygunculuk. Hasara uğratma. Değer düşüklüğü. Talan.

Derogation : İhlal. Azaltma. Küçülme. Zillet. Gerileme. Dokunma. Kötüleşme. Ayrıklık. Eksiltme.

Wreckage synonyms : wreckages, fossil, relic, portion, flotsam, devastations, duffs, part, rubble, damage, scrap, damages, carcases, derelicts, lagend, hulk, relict, subsidence, oddment, rubbish, write offs, detriment, dilapidated, jetsam, leavings, collapses, havocs, endamagement, debris, flotage, deficit, injuries, disservice.

Wreckage ingilizce tanımı, definition of Wreckage

Wreckage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of wrecking, or state of being wrecked.