Nervous wreck türkçesi Nervous wreck nedir

Nervous wreck ile ilgili cümleler

English: Tom has been a nervous wreck ever since we arrived.
Turkish: Biz geldiğimizden beri Tom'un sinirleri bozuldu.

English: He's a nervous wreck.
Turkish: O çok fazla gergin.

English: You're a nervous wreck.
Turkish: Senin sinirlerin bozulmuş.

English: Ali looks like a nervous wreck.
Turkish: Ali çok sinirli gibi görünüyor.

Nervous wreck ingilizcede ne demek, Nervous wreck nerede nasıl kullanılır?

Nervous : Heyecanlı. Sinirsel. Sinirleri gergin. Gergin. Tedirgin. Sinir. Endişeli. Asabi. Sinirlere ilişkin. Kaygılı.

Wreck : Rezil etmek. Yok olma. Virane. Kaza yapmak. Haşat etmek. Enkaz haline getirmek. Kaza geçirmek. Suya düşürmek. Mahvolma. İmha etmek.

Be a nervous wreck : Sinirleri laçka olmak. Sinirleri bozulmak. Siniri bozulmak.

Nervous breakdown : Nevrosteni. Sinir argınlığı. Sinirsel çöküntü. Sinirsel yıkım. Sinir bozukluğu. Ağır sinir bozukluğu. Nevrasteni. Sinir krizi.

Nervous disease : Asabiye. Sinir sistemi hastalığı. Sinir sistemi rahatsızlığı.

Nervous disorder : Asap bozukluğu. Sinirsel bozukluk. Bireyin toplumsal çevresine uyumunu olumsuz yönde etkileyen türlü ruhsal ve sinirsel sayrılık durumları.

İngilizce Nervous wreck Türkçe anlamı, Nervous wreck eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Nervous wreck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fraught : Endişe verici. Kaygılı. Dolu. Hileli kullanım. Yüklü. Rahatsız edici. Gergin.

Flustered : Kaygılı. Kızışmış. Allak bullak olmuş. Kafası karışmış. Tedirgin. Kızıştırılmış. Heyecanlı. Canı sıkılmış.

Fearful : Ödlek. Saygılı. Korku veren. Korkulu. Hürmetli. Korku verici. Müthiş. Dehşetli. Kaygılı.

Edgiest : Alışılmışa meydan okuyan. Sinirleri gergin. Alıngan. Gergin. Heyecanlı. Keskin kenarlı. Hatları açığa çıkaran. Belirgin hatlı. Sinirli.

Dubio : Kuşkulu. Belirsiz.

Cliffhanging : Gerilime sebep olan (öykünün, filmin, oyunun, vb.). Merak içerisinde.

Anxious : Mustarip. Korkuya yol açan. Endişe etmek. Korkulu. Telaşlı. Kaygılanmak. Çok istekli. İstekli.

Fretted : Yıpranmış. Perdeli. Tedirgin. Süslenmiş. Telli çalgılarda perde boğumu. Nakış ile süslenmiş. Perde demiri bulunan telli çalgı türü. Canı sıkkın.

Comfortless : Rahatsız. Kasvetli. Ferah olmayan. Huzursuz edici. Konforsuz.

Exasperated : Çileden çıkmış. Usanmış. Öfkeli. Tedirgin. Bıkmış. Bezmiş. Kızdırılmış. Gına gelmiş. Darılmış.

Nervous wreck synonyms : disturbed, concerned, edgy, has ants in his pants, frettiest, fraughting, frettier, doubting, ants in the pants, fraughts, out of sorts, fidgety, peaceless, distressed, edgier, apprehensive, ill at ease, on pins and needles.