Nervous breakdown türkçesi Nervous breakdown nedir

Nervous breakdown ile ilgili cümleler

English: Ali had a nervous breakdown.
Turkish: Ali sinir krizi geçirdi.

English: In 1679, Newton's work came to standstill after he suffered a nervous breakdown.
Turkish: 1679'da, o bir sinir krizi geçirdikten sonra Newton'un işi durma noktasına geldi.

English: She had a nervous breakdown.
Turkish: O sinir krizi geçirdi.

English: If Jane does not rest more, she may have a nervous breakdown.
Turkish: Eğer Jane daha fazla dinlenmezse, O bir sinir krizi geçirebilir.

English: Kaneko was so stressed out at her new job that she had a nervous breakdown.
Turkish: Kaneko yeni işinde o kadar stresliydi ki sinir krizi geçirdi.

Nervous breakdown ingilizcede ne demek, Nervous breakdown nerede nasıl kullanılır?

Nervous : Heyecanlı. Ürkek. Asabi. Kaygılı. Sinirlere ilişkin. Gergin. Sinirleri gergin. Sinirsel. Sinirli. Tedirgin.

Breakdown : Kurguya başlarken bir film kangalındaki değişik çekimleri birbirinden ayırarak sıralama. Altbölüm. Aksaklık. Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk. Çökme. Sağlığın bozulması. Tutukluk. Tahlil. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Ayırma.

 

Nervous disease : Sinir sistemi rahatsızlığı. Sinir sistemi hastalığı. Asabiye.

Nervous disorder : Sinirsel bozukluk. Bireyin toplumsal çevresine uyumunu olumsuz yönde etkileyen türlü ruhsal ve sinirsel sayrılık durumları. Asap bozukluğu.

Nervous energy : Gerginliğin eşlik ettiği enerjik olma hali.

Nervous form of ketosis : Ketozisin sinirsel formu. Başı sabit tutma, yürüyüş bozuklukları, anormal yalama hareketle ve aşırı duyarlılık gibi davranış bozukluklarıyla belirgin ketozis.

İngilizce Nervous breakdown Türkçe anlamı, Nervous breakdown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nervous breakdown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A fit of nerves : Sinir buhranı.

Hysterics : İsteri nöbeti. İsteri krizi.

Neurasthenias : Sinir zayıflığı. Nörasteni.

Crackup : Yıkılma. Çökme. Dağılma. Çöküş. Kaza. Çarpışma. Ruhsal çöküş.

Tantrums : Sinir. Bağırıp çağırıp tepinme (hiddetten). Öfke nöbeti. Aksilik.

Neurosis : Nöroz. Sinirce. Sinir hastalığı. Nevroz. Hayvanın normal yaşamını sürdürmesine engel olacak düzeyde heyecan bozukluğu. sinir ve ruh bozukluğu. Sinir ve ruh bozukluğu.

Benny : Susam. Bir erkek adı (benjamin'in bir biçimi). Erkek ismi. Cinnet.

Hysterias : Histeri. Peri hastalığı. İsteri.

Hysteria : Peri hastalığı. Büyük heyecan. Curcuna. İsteri. Histeri. Aşırı coşku.

Wobbler : Sallanan. Genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak. Sulh ceza ve veya veya ağır ceza mahkemesinde yargılanması yapılabilecek suçlama. Tezgah üzerinde parça kenarını veya ortasını bulmaya yarayan bir gereç. Yalpalaç. Yalpalayıcı. İki fikir arasında gidip gelen. Baş kısmı büyük oyuncak biblo. Yalpalayan. Bocalayan.

 

Nervous breakdown synonyms : breakdowns, neurasthenia, wobblers, brain storm, attack of nerves, emotional outburst, tantrum, bennies, nervous prostration, fit of hysterics, breakdown, mental breakdown.