Nervous türkçesi Nervous nedir

Nervous ile ilgili cümleler

English: Ali had a nervous breakdown.
Turkish: Ali sinir krizi geçirdi.

English: Ali becomes nervous whenever he has to speak in public.
Turkish: Ali herkesin önünde konuşmak zorunda olduğunda sinirlenir.

English: Ali is still nervous about this.
Turkish: Ali bunun hakkında hâlâ sinirli.

English: A nervous person will not be fit for this job.
Turkish: Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.

English: Ali is nervous and scared.
Turkish: Ali sinirli ve korkuyor.

Nervous ingilizcede ne demek, Nervous nerede nasıl kullanılır?

Nervous breakdown : Sinir krizi. Sinir bozukluğu. Sinirsel yıkım. Sinirsel çöküntü. Nevrasteni. Nevrosteni. Ağır sinir bozukluğu. Sinir argınlığı.

Nervous disease : Sinir sistemi rahatsızlığı. Asabiye. Sinir sistemi hastalığı.

Nervous disorder : Sinirsel bozukluk. Bireyin toplumsal çevresine uyumunu olumsuz yönde etkileyen türlü ruhsal ve sinirsel sayrılık durumları. Asap bozukluğu.

Nervous energy : Gerginliğin eşlik ettiği enerjik olma hali.

Nervous form of ketosis : Başı sabit tutma, yürüyüş bozuklukları, anormal yalama hareketle ve aşırı duyarlılık gibi davranış bozukluklarıyla belirgin ketozis. Ketozisin sinirsel formu.

 

Nervous tissue : Embriyonun ektoderm tabakasından köken alan, organizmayı iç ve dış çevreden haberdar eden, nöron adı verilen uzun ve farklılaşmış hücrelerden oluşan, uyartıları (impulsları) sinaps denen özel bölgeler vasıtasıyla bir sinir hücresinden diğer bir sinir hücresine ileterek sonuçta tepki ya da uyartı meydana gelmesini sağlayan, besleyici ve destekleyici nörogliya hücreleri (astrositler, oligodendrositler, mikrogliya ve ependim) tarafından kuşatılan, miyelinli ve miyelinsiz sinir tellerinden meydana gelen ve organizmayı ağ şeklinde saran, hasar görmesi halinde kendini çok az ya da hiç yenileyemeyen doku. Sinir dokusu.

Nervous temperament : Sinirlilik. Asabi mizaç.

Nervous person : Sinirli kişi. Kolayca uyarılan kime. Kolayca sinirlenen kimse.

Nervous prostration : Sinir bozukluğu. Nevrasteni. Sinir argınlığı.

Nervous wreck : Huzursuz. Duygusal yönden gergin. Endişeli. Sinirleri bozuk olan.

İngilizce Nervous Türkçe anlamı, Nervous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nervous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Irksome : Usandırıcı. Bıktırıcı. Can sıkıcı. Yorucu. Kıl. Bezdirici. Sıkıcı.

Feistier : Agresif. Enerjik. Cesur.

Discomfortable : Rahatsız edici. Nahoş.

Dubio : Kuşkulu. Belirsiz.

Fraughting : Yüklü. Endişe verici. Hileli kullanım. Dolu. Rahatsız edici.

High strung : Gergin (kimse). Çok sinirli.

Breathtaking : Olağanüstü. Nefes kesen. Nefes kesici. Harika. Soluk kesici. Müthiş. Çok heyecan verici. Heyecanlandırıcı.

Angering : Hiddet. Darıltmak. Hiddetlendirmek. Kızgınlık. Öfke. Sinirlendirmek. Kızdırmak. Fitil vermek. Öfkelendirmek.

 

Angry : Öfkeli. Kızmış. Dargın. Kızarmış. Fırtınalı. Gazaplı. Kızgın. Gücenik. Hiddetli. İltihaplı.

Crusty : Kabuğumsu. Ters. Gevrek. Huysuz. Sert. Haşin. Aksi. Çapaklı. Kıtır kıtır.

Nervous synonyms : grumblings, bristly, edgy, has butterflies in his stomach, irritable, agitated, fluttery, in a lather, fraughts, frettiest, mousiest, jumpy, hangdog, doubting, troubled, uneasy, feisty, crotchety, carried away, neurotic, set on edge, in a dither, anger, jumpier, fainthearted, queasy, on pins and needles, nerviest, equanimity, aggravated, crustiest, nerve, highly strung.

Nervous zıt anlamlı kelimeler, Nervous kelime anlamı

Relaxed : Gevşemiş. Gevşek. Gevşemiş (kişi). Yumuşamış. Rahatlamış.

Untroubled : Endişesiz. Sakin. Dertsiz. Rahat. Durgun. Sıkıntısız. Kaygısız.

Nervous ingilizce tanımı, definition of Nervous

Nervous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Sinewy. Possessing nerve. Strong. Vigorous.