Yağa nedir, Yağa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boş gezen.

Yağa ile ilgili Cümleler

  • Yarın yağmur yağarsa beni almaya gel.
  • Yakında kar yağacak mı?
  • Yağan yağmurun sesini severim.
  • Yarın yağmur yağarsa evde kalırım.
  • Ali yağmur yağacağını düşünmüyor ama her ihtimale karşı bir şemsiye taşımayı planlıyor.
  • Yarın çok kar yağarsa bir kardan adam yapalım.
  • Öbür gün yağmur yağarsa evde kalacağım.
  • Öğleden sonra yağmur yağabilir.
  • Yağmur yağarsa bahçe partisi düzenlenmez.
  • Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa yarın kar yağabilir.
  • Burada yağmur sık yağar.

Yağa ile ilgili Atasözü veya Deyim

eskiye rağbet (veya itibar) olsaydı bitpazarına nur yağardı : “her şeyin yenisi sevilir” anlamında kullanılan bir söz.

nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur : “nisan yağmuru ekinlerin sapını geliştirir, mayıs yağmuru ise başakların dolgunlaşmasını sağlar” anlamında kullanılan bir söz.

onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar : “zamanında olduğunda büyük yarar sağlayacak bir durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir” anlamında kullanılan bir söz.

taş yağar kıyamet koparken : telaşlı ve tehlikeli zamanları anlatan bir söz.

yağa bala batırmak : bol bol yedirip içirmek, çok iyi ağırlamak.

yağmur yağarken küpünü doldurmak : fırsat varken ondan yararlanıp para veya mal edinmek.

 

Yağa anlamı, kısaca tanımı

Yağa göre düzeltilmiş süt : Değişik ineklerin süt verimlerini bir örnek enerji bazında karşılaştırabilmek için % 4 yağ içeriyormuş gibi hesaplanarak miktarı düzeltilmiş süt, YGDS

Yağa yatmak : Rahat etmek.

Yağabilme : Yağabilmek işi.

Yağabilmek : Yağma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yağaç : Yağmurlu.

Yağada : Yağlı kir, yağ lekesi.

Yağadar : Sürekli yağmurlu, yağışlı. Yağışlı, sürekli yağmurlu.

Yağadı : Yağlı kir, yağ lekesi. [Bakınız: yağada]. Ter ve tozdan oluşan kir.

Yağadılanmak : Yağ bulaşığı olmak, yağlı kir birikmek. Yağlı, kirli hale gelmek.

Yağadılı : Üstünde yağlı kir bulunan, pis. Yağlı yemek.

Yağadır : Sürekli yağmurlu, yağışlı.

Yağağan : Çok yağıcı.

Yağak : Yanak.

Yağal : Yüzü kahverengi olan hayvan. Kulağı sarı hayvan. Yanardöner, parlak kırmızı. Eğri.

Yağalak : Ören.

Yağalmak : Yanılmak, kandırılmak: Senin sözlerin beni yağalttı; yoksa o tarlayı satmazdım. Yanılmak.

Yağaltı : Yağlı kir, yağ lekesi.

Yağalur : Yağışlı hava.

Yağan : Yağmur, kar. Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yağan etmek : Üstüne suç atmak (birinin).

Yağanak : Yığınak.

Yağanaklı : Şiddetli, sağanaklı.

Yağandırık : Kağnıda, boyunduruğu oka tutturan kayış parçası. [Bakınız: yağdanlık].

Yağanmak : Yapmayı tasarladığı kötülüğü şurda burda söylemek, atıp tutmak. Dalkavukluk yapmak. Kin bağlamak, düşmanlık duymak, husumet beslemek. Horozlanmak, kafa tutmak, atıp tutmak.

 

Yağannamak : Yapmayı tasarladığı davranışı orda burda söylemek, atıp tutmak.

Yağannı : Sırt.

Yağar yağır : Hayvan sırtının yaralı hâli.

Yağar yeli : Kuzeyden esen, yağmur getiren yel.

Yağarak : Aralık.

Yağardıç : Güzel kokulu, yağlı bir ardıç çeşidi.

Yağardıllık : Sürekli yağmurlu, yağışlı.

Yağarın : Sırt.

Yağarlı : İri gövdeli, geniş göğüslü. Sürekli yağmurlu, yağışlı.

Yağarlık : Sürekli yağmurlu, yağışlı.

Yağarnı : Sırt.

Yağarsak : Sığırlarda görülen bir hastalık.

Yağartı : Yağmur.

Yağas : Ters, huysuz, inatçı.

Yağaş : Yağmur. Yağmur yağması, yağış.

Yağaşak : Sürekli yağmurlu, yağışlı.

Yağaşı : Aşıboya.

Yağaşlık : Sürekli yağmurlu, yağışlı.

Yağaz : Ters, huysuz, inatçı. Ters, inatçı.

Yağazına : Tersine.

Yağazlık : Terslik, huysuzluk.

Yassı yağarnı : Geniş omuzlu.

Yağar : Yağmur.

Diğer dillerde Yağ yüzgeci anlamı nedir?

İngilizce'de Yağ yüzgeci ne demek ? : adipose fin