Yapa nedir, Yapa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ekinin, toprak üstündeki bölümü.

Kırkılmış koyun yünü.

Yapağı.

Yapa ile ilgili Cümleler

  • Her ne yapacaksan, Tom'un yapacağından haberi olmasın.
  • Ali yardım etmek istiyor ama nasıl yapacağından tam olarak emin değil.
  • Toplantılarını nerede yaparsın?
  • Yeşil düğmeye bas. Öyle yaparsan ışık yanacak.
  • Yapabilirsin.
  • Ne yaparsan yap, ama Tom'a yapacağını söyleme.
  • Yapacak bir şeyi olmadıklarına şaşırdım.
  • Yapabilirsem Tom'la tanışmak istiyorum.
  • Yapacak fırsatım olsa bunu tekrar yaparım.
  • Burak onun hakkında ne yapacağını bilmiyor.
  • Yapacak başka bir şey yoktu.
  • Yapacak bir sürü başka şeylerimiz var.
  • Yapacak başka bir şey bulacağım.

Yapa ile ilgili Atasözü veya Deyim

avrat var, arpa unundan aş yapar avrat var, buğday unundan keş yapar : “iş bilen kadın, elverişsiz gereçle güzel şeyler meydana getirir, iş bilmeyen kadın ise en iyi gereci kullansa bile bir şey yapamaz” anlamında kullanılan bir söz.

avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar : “öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirir; öyle kadınlar da vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu bozarlar” anlamında kullanılan bir söz.

bir selam bin hatır yapar : “selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir, gönül kazanmakta büyük önemi vardır” anlamında kullanılan bir söz.

 

garip kuşun yuvasını allah yapar : “garip ve kimsesiz kişiye Tanrı yardım eder” anlamında kullanılan bir söz.

herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (veya doğru) getiremez : “herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz” anlamında kullanılan bir söz.

kaş yapayım derken (veya yaparken) göz çıkartmak (veya çıkarmak) : işi düzelteyim derken büsbütün bozmak.

kişi ne yaparsa kendine yapar : “iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur” anlamında kullanılan bir söz.

ne yaparsın (veya yapmalı) ki : ne çare ki.

yuvayı yapan dişi kuştur : “evin kadını anlayışlı, idareci ve tutumlu olursa ancak o zaman evde dirlik düzenlik sağlanır” anlamında kullanılan bir söz.

Yapa kısaca anlamı, tanımı

Çürük yapağı : Canlı koyunlar üzerindeki yapağı örtüsünün, mikroorganizmalar nedeniyle bozulması veya çürümesi

Değişiklik yapan alfa büyüme etkeni : Diğer büyüme faktörlerinin bulunup bulunmamasına göre bazı hücrelerin bölünmesini engelleyen, bazılarınınkini uyaran, kanser ya da embriyo hücrelerinde meydana getirilen bir polipeptit. Transform yapan alfa büyüme faktörü.

Değişiklik yapan beta büyüme etkeni : Birçok hücre tarafından meydana getirilen ve bazı hücrelerin bölünmesini uyaran, bazı hücrelerin bölünmesini ise engelleyen bir glikoprotein. Transform yapan beta büyüme faktörü.

Evini yapana yardım : Özellikle işsiz sayısı çok olan geri kalmış ülkelerde, konut yapımında ucuzluk ve etkinlik sağlamak amacıyla kamu kuruluşlarının desteği ile, iyesinin emeğinden, akçal gücünden, iş bilgisinden, becerisinden ve yakınlarının yardımlaşma olanaklarından yararlanarak konutsuz aileleri konutlandırma yöntemi.

 

Kan gözesi yapan doku : (karşılık: hemopoiyetik doku), Ak-ve al-kan yuvarları ile diğer tip kan gözelerinin meydana getirildiği dokular; kemik iliği, lenf düğümü gibi.

Kan hücresi yapan doku : Lenfoyit doku, miyeloyit doku (kemik iliği) gibi kan hücrelerinin meydana getirildiği dokular. Hemopoietik doku, lökopoietik doku.

Kırık yapağı : Hastalıktan veya yetersiz bakım beslemeden dolayı yapağının güçsüz olması.

Kirli yapağı : Doğal hâlde bulunan yapağı.

Kirli yapağı ağırlığı : Bir koyundan kırpılan yapağının hiçbir işlemden geçirilmeden direk tartılmasıyla elde edilen ağırlığı.

Kor yapalak : Baykuş.

Koyun yapağı çürüğü hastalığı : Yapağı çürüğü hastalığı.

Maya yapay kromozomu : Kırk beş kilobazdan büyük DNA parçalarının klonlanmasında kullanılan, sentromeri, iki telomeri ve replikasyon kökeni bulunan, maya kromozomu yapısında olan klonlamada kullanılan bir vektör.

Miyozis yapan ilaç : Gözün pupillasındaki sempatik etkiyi kaldırarak göz pupillasının daralmasına neden olan ilaç.

Sarmal yapan sarmal : Birçok bakteride DNA bağlama proteinlerinde görülen DNA bağlama motifi. Heliks yapan heliks.

Temiz yapağı ağırlığı : Bir koyundan kırkımla elde edilen yapağının uygun bir biçimde yıkandıktan sonra belir edilen ağırlığı.

Temiz yapağı rengi : Yapağının temizlendikten sonraki rengi.

Yapa yapa : Lâpa lâpa.

Yapabilme : Yapabilmek işi.

Yapabilmek : Yapma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yapacah : Yapacağız.

Yapacak : Hamur açmaya yarayan tahta.

Yapacih : Yapacağız.

Yapağı bitleri : Tüy bitleri.

Yapağı çapı : Bir tek yapağı lifinin kalınlığı.

Yapağı çürüğü hastalığı : Uzun süre ıslanan erişkin koyunlarda, nemli deri yüzeyinde, başta Pseudomonas aeruginosa olmak üzere bakterilerin oluşturduğu, deri yangısı, yapağının piyosiyanin pigmentiyle yeşil renge boyanması, yapağı kalitesinin azalması ve deride miyazise yatkınlık oluşturmasıyla belirgin bakteriyel hastalık, koyun yapağı çürüğü hastalığı, su çürüğü hastalığı, yapağı çürümesi.

Yapağı çürümesi : Yapağı çürüğü hastalığı.

Yapağı hassasiyeti : Yün elyafının gıdasal, verimsel stres veya hastalıklar sonucu güçsüzlük göstermesi.

Yapağı lifi : Kendi demet veya lüleleri içinde oluşan yapağı lifi.

Yapağı özellikleri : Kırkılan yapağının değerini belirlemede kullanılan yüksek derecede kalıtsal özellikler.

Yapağı uzunluğu : Bir grup lif veya tek bir lifin uzunluğu.

Yapağı yağı : Lanolin.

Yapağıcılık : Yapağıcının yaptığı iş, yapakçılık.

Yapağıda incelik : Her bir yapağı lifinin çapı.

Yapağıda mukavemet : Gerilme altında yapağının gösterdiği sağlamlık.

Yapağıda parlaklık : Yün tipinin renk ve ışığı yansıtma gücü.

Yapağılar : Uşak şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Yapağılı : Afyon şehri, Dinar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum ili, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Yapağılu : Sık, birbirine girmiş.

Yapah : Kırkılmış koyun yünü. Eski türkçe yapmak: yapağı.

Yapak yapak : Küme küme.

Yapaklı : Batman kenti, Kozluk ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yapal : Gövdesi düzgün olmayan kimse. Kıvrımsız kulaklı kişi. Katran ağacının yaprağı.

Yapalah : Baykuş. Gürbüz. Sevimli. Yüksek, uzun olmayan. Islık. Kabarık saçlı.

Yapalar : Yapağılar.

Yapalı : Konya kenti, Cihanbeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas kenti, Ulaş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Yaparak öğrenme : İşçilerin, aynı tür etkinlikleri düzenli olarak yapmaları sonucu verimliliklerinin artması.

Yaparıh : Yaparız.

Yaparlık : Bir iş başarma ya da amaç gerçekleştirme güç ve olanağı.

Yapassaban : Düz yerde kullanılan eğri saban.

Yapay ahenk : Özel bir penalama yöntemiyle elde edilebilen oldukça tiz sesli ahenk.

Yapay anlayış : Algoritma biçiminde tanımlanamayan, buluşsal yöntemlerle özdevimli öğrenme yöntemlerinden yararlanan ve doğal dil anlama, söz çözümleme, örüntü tanıma gibi algısal ya da bilişsel süreçlerle ilgili bilgisayarlı modeller geliştiren araştırma alanı. Yapay anlak deyimi de kullanılabilir.

Yapay bağışıklık : Aşılanma veya bir başka bireyden alınan antikorların uygulanmasıyla oluşan bağışıklık.

Yapay besleme : Suni besleme.

Yapay bilmece : Bir bilmecenin diğer bir bilmeceyle karıştırılması sonucunda geleneksel yapısı bozulduğu gibi ilk çözüm biçimi de değişen bilmece, bk. gerçek bilmece.

Yapay büküm : Düşünce ve duyguyu dilin gerektirdiği bükümü bozarak, uydurma bir gelenekle söz söyleme sanatı.

Yapay düzey : Kalabalık sahnelerde, gerideki oyuncuların da seyirci tarafından görülmelerini sağlayan yükselti.

Yapay evren : Gerçekte var olmayan, belli bir özellikteki olguların yinelenrnesiyle yaratılan istatistiksel evren.

Yapay fiyat : Yapay piyasada oluşan mal veya hizmetin birim fiyatı. Sunum veya istemi etkileyecek büyüklükteki birkaç piyasa oyuncusunun, herhangi bir mal veya taşınır değerin gerçek piyasa değerini yansıtmayacak biçimde sürekli olarak mevcut alım emrine göre daha yüksek veya mevcut satım emrine göre daha düşük fiyatlardan alım-satım emri vererek etkileyebildikleri gelecekteki fiyat. karşılığı piyasa yönlendirilmesi.

Yapay ışık uygulaması : Işıkla üremenin kontrolü.

Yapay ışımetkinlik : Yapay olarak türetilmiş yerdeşlerin ya da uyarılan çekirdeklerin. ışımetkinliği.

Yapay ışınetkinlik : Özellikle çekinsel tepkirlerde, çekinlere ılıncıklar verilerek türetilen yeni yerdeşlerin ışınetkinliği.

Yapay ışınım : Yapay veya yoğunluklu maddelerin ya da yüksek gerilimli aygıtların yayınladığı ışınım.

Yapay karsbald tuzu : 5 kısım sodyum sülfat+ 2 kısım sodyum bikarbonat+ 1 kısım sodyum klorür+ 1 kısım potasyum sülfat karışımından oluşan ve hayvanlarda sindirimi kolaylaştırmak amacıyla kullanılan madde.

Yapay kurutma : Kurutma fırını ya da benzeri bir düzenden yararlanarak ağacı kısa sürede kurutma işi. Sıcakta kurutma.

Yapay kurutulmuş mısır bitkisi : Suni kurutulmuş mısır bitkisi.

Yapay kurutulmuş yonca : Suni kurutulmuş yonca.

Yapay maden suyu : Suni maden suyu.

Yapay mum : Sahne üzerinde mum ışığı etkisi veren, elektrikle yanan mum.

Yapay olta yemi : Fabrikasyon, rafinerasyon gibi yöntemlerle işlenip balık avı için kullanıma hazır halde sunulan cansız organik yemler.

Yapay piyasa : İktisadi karar birimlerinin rasyonel olduğu varsayımı altında farklı fiyat ve/veya miktar düzeylerinde nasıl tepki vereceklerini belirlemek için deneysel amaçlarla oluşturulan piyasa.

Yapay radyoaktiflik : Nükleer deneme, sızıntı ışınım, televizyon, ışın kadranlı saat, tütün, ve benzerleri yapay ortamlardan kaynaklanan nükleer ışınımın oluşturduğu radyoaktiflik.

Yapay rant : Hükümetlerin yasal veya idari düzenlemelerle piyasalara müdahaleleri sonucu ortaya çıkan kısıtlardan, hükümetlerin dağıttığı teşvik, ruhsat, kredi, izin belgeleri gibi araçları elde edebilenlerin sağladıkları kazanç. karşılığı rant arayışı, hükümet başarısızlıkları.

Yapay reçine : Tutkal, vernik ya da yapay reçine plakası (formika) üretiminde kullanılan bir tür reçine.

Yapay reçine filmi : Çok ince levhalar halinde yapılmış, ısıtıcılı preslerle kaplama yapıştırmada kullanılan, yapay reçineli, ağaç tutkalı.

Yapay reçine tutkalı : Kimyasal olaylar sonunda bağlayıcı güç kazanan, suya, ısıya ve dış etkilere dayanıklı yapıştırıcı.

Yapay reçine verniği : Kimyasal değişmeler sonucu katman yapan, suya, ısıya ve dış etkilere dayanıklı vernik.

Yapay saç : Sakal, bıyık, favori, kaş ve benzeri eklentileri yapmak için hazırlanmış kıl topağı.

Yapay seleksiyon : Bitki ve hayvanlarda gelecek dölün ana babalarının istenilen karakterde, insanlar tarafından kontrol edilerek seçilmesi.

Yapay sınıflandırma : Linnaeus'un analog organlara göre yapmış olduğu fakat akrabalık dereceleri hakkında bir bilgi vermeyen sınıflandırma.

Yapay söyleyiş : Düşünceleri ve duyguları, dilin gerektirdiği tümcelemeyi bozarak, uydurma bir biçimde söyleme alışkanlığı.

Yapay tohumlama : Suni tohumlama.

Yapay tohumlama kateteri : Suni tohumlama kateteri.

Yapay us : [Bakınız: yapay anlayış].

Yapay uydu : Dünya ya da başka bir gökcismi çevresinde dolanan kendilerinden bilimsel ya da uygulayımsal amaçlarla yararlanılan insan yapısı nesneler.

Yapay vajina : Suni vajen.

Yapay yaşlanma : Oda sıcaklığı üstündeki sıcaklıklarda gerçekleştirilen, hızlandırılmış yaşlanma.

Yapay yem : Tüy ve iplikten yapılan sinekler, bir veya daha çok uçlu iğneyle donatılmış yumuşak plastik yemler, muhtelif kaşıklar, döner kanatlı yemler, çeşitli biçimlerde ve renkte yemler.

Yapay yumurtlama alanı : Balıkların yumurtlaması için suda bilinçli olarak oluşturulan uygun zemin.

Yapay yüz : Oyuncunun insancıl anlatımını kapatmak ya da oyuncuyla seyirci arasında güzelduyusal uzaklığı elde etmekte kullanılan ve çeşitli gereçten yapılan surat.

Yapayıkomak : Kapatıvermek, kapalı bırakmak.

Yapaz : Kalın, kısa ağaç. Toprağı bir yana yatırmak için saban eğeğiniıı üstüne takılan kalınca tahta. Çinili ve sert topraklar için kullanılan saban. Boynuzu arkaya yatık öküz, manda. Biçimsiz, kusurlu (öküz ve benzerleri için). Koca kulaklı. Toprağı derin kazan bir çeşit saban.

Yapaz yupaz : Üstü başı yırtık, kirli. Yamrı yumru, eğri büğrü.

Yazarla işbirliği yapan : Bir yapıtın ortaya çıkması hazırlıklarında birlikte çalışan kimse.

Yere yapalak : Kısa boylu kimse.

Yini yapan : Yeniyapan (köy/ Mucur).

Yirden yapalak : Bodur, şişman.

Yapadurmak : Yapmayı sürdürmek.

Yapağı : İlkbaharda kırkılan koyun tüyü, yapak.

Yapağıcı : Yapağı alıp satan kimse, yapakçı.

Yapak : Yapağı.

Yapak yağı : Yapağının yıkanması sırasında asit karışımı elde edilen yağlı madde.

Yapakçı : Yapağıcı.

Yapakçılık : Yapağıcılık.

Yapalak : İri bir tür baykuş.

Yaparlu : Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

Yapay : Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı. Yapmacık.

Yapay böbrek : Sonradan takılan böbrek, suni böbrek.

Yapay dil : Değişik diller konuşan kişiler arasında anlaşma sağlamak amacıyla doğal dillerdeki ögelerden yararlanılarak oluşturulan dil.

Yapay dölleme : Suni dölleme.

Yapay döllenme : Suni döllenme.

Yapay ipek : Sonradan elde edilmiş ipek, suni ipek.

Yapay kalp : Sonradan takılan kalp, suni kalp.

Yapay solunum : Normal solunumun yeterli olmadığı durumlarda takviye amacıyla alet yardımıyla yaptırılan solunum, suni solunum, suni teneffüs. Nefes alamama durumlarında göğse bastırılarak ağızdan ağıza yapılmış olan solunum, suni solunum, suni teneffüs.

Yapayalnız : Yanında kimse veya hiçbir şey bulunmayan (kimse). Yanında kimse veya hiçbir şey bulunmayarak.

Yapaylaşma : Yapaylaşmak durumu.

Yapaylaşmak : Yapay duruma gelmek.

Yapaylaştırma : Yapaylaştırmak işi.

Yapaylaştırmak : Yapay duruma getirmek.

Yapaylık : Yapay olma durumu, sunilik.

Diğer dillerde Yap işlet devret modeli anlamı nedir?

İngilizce'de Yap işlet devret modeli ne demek ? : build-operate-transfer model, bot model