Yava nedir, Yava ne demek
Yava; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Peltek, kekeme.
Geveze.
Sürüden ayrılan hayvan.
Yitik.
Dışardan gelip bir yere yerleşen.
İşsiz.
Kaplumbağa.
Yahu.
Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:
Muğla kenti, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Teknik terim anlamı:
[Bakınız: yaba].
Zayi, yitik, kaybolmuş.
Başıboş gezen, sahipsiz.
Yava ile ilgili Cümleler
- Yapraklar yavaş yavaş dökülüyor.
- Yavaş bir yaz sezonundan sonra iş ilerlemeye başladı.
- Yavaş ol, tamam mı?
- O güçlü bir Teksas aksanıyla yavaşça konuştu.
- Yavaşla, Tom! Yangın nerede?
- Yavaş yavaş kanji öğreniyorum.
- Yavaş yavaş, kuş yuvasını yaptı.
- Yavaş öğrenenler çoğu kez okula gitmek istemezler.
- Yavaş konuş!
- Yavaş yavaş çeviriler veya açıklamalar olmadan metni anlamaya başlayacaksınız.
- İlk başta gergindim ama yavaş yavaş daha rahatladım.
- O dikkatli değil ama yavaşça sürer.
- Tom, biraz yavaşlayabilir misin?
Yava ile ilgili Atasözü veya Deyim
adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork : duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir anlamında kullanılan bir söz.
ucuz etin yahnisi yavan (veya tatsız) olur : ucuza mal olan şeyler niteliksizdir anlamında kullanılan bir söz.
yavaş atın tekmesi yavuz olur : yumuşak huylu kimseler öfkelendiklerinde aşırı davranışlarda bulunurlar anlamında kullanılan bir söz.
yavaş gel (veya ol) : abartarak konuşanlar için kullanılan bir söz.
yavaştan almak : işi gereken sürede yapmamak.
Yava kısaca anlamı, tanımı
Aşırı yavaş : Aşırı hızlı çevirim sonunda varlıkların, nesnelerin doğal hızlarının görüntülükte çok yavaş görünmesi durumu
Aşırı yavaş çevirim : Resimlerin saatte, günde bir gibi çok yavaş saptanması yoluyla yapılan çevirim.
Aşırı yavaş sineması : Aşırı yavaş çevirimle uğraşan sinema kolu.
Gevel yaval etmek : Korku ya da utanma nedeniyle konuşamamak.
Yavacı : Sahipsiz, yitik, başıboş hayvan emanetçisi.
Yavalanmak : Yalvarmak, tezellül etmek.
Yavalık : Şaka, takılma: Bana yavalık etme.
Yavan danışmah : Anlamsız, yersiz konuşmak.
Yavan gonuşuh : Yersiz, yararsız söz.
Yavan konuşmak : Anlamsız, yersiz konuşmak. Anlamsız, isteksiz, anlaşılmaz biçimde konuşmak.
Yavan yahşi : Katıksız, yağsız, tad alma düşünülmeden, karın doyuracak kadar (yemek için).
Yavan yakşı : Katıksız, yağsız, tad alma düşünülmeden, karın doyuracak kadar (yemek için).
Yavan yaşık : Katıksız, yağsız, tad alma düşünülmeden, karın doyuracak kadar (yemek için). Yağlı, yağsız- karın doyuracak yiyecekler için.
Yavan yaşuk : Katıksız, yağsız, tad alma düşünülmeden, karın doyuracak kadar (yemek için).
Yavancımak : Çok acıkmak, midesi ezilmek.
Yavanı : Yabanıl. Görgüsüz, iyi eğitilmemiş kimse.
Yavannıh : Yoksulluk, yiyeceksizlik. Katık.
Yavannıh çeyhmek : Bir süre katıksız ekmek yemek; ilk sağın hayvanı doğuruncaya kadar katıksız ekmek yemek.
Yavansamak : Tadını alamamak.
Yavansımak : Çok acıkmak, midesi ezilmek.
Yavar : Arkın önüne yığılan toprak.
Yavas : Tasasızlık, kaygısızlık.
Yavaş artan geiıelleşmiş fonksiyon : Schwartz uzayında tanımlı doğrusal fonksiyonel.
Yavaş çalışma : Yavaş hareketlerle bacak ve kol alıştırmaları.
Yavaş çevirim : Yavaşlatılmış devinimi sağlamak amacıyla alıcının olağan hızının altında çalıştırılması.
Yavaş dondurma : Etlerin -3 oC ile -10 oC arasındaki ısılarda dondurulması işlemi.
Yavaş ılıncık : Yaklaşık 1500 m/sn. hızla devinen ılıncık.
Yavaş nabız : Aorta ve mitral stenozlarda görülen yavaş yükselen ve yavaş azalan nabız, pulzus tardus.
Yavaş nötron : Kinetik enerjisi belirgin bir değerin (100 eV) altında kalan nötron.
Yavaş olmak : Yumuşak huylu ve tahammüllü olmak.
Yavaş pastörizasyon : Sütün 63-65 oCde, 15-30 dakika süreyle tutulup hemen 5oCye soğutulmasından ibaret ısıl işlem, devamlı pastörizasyon, düşük sıcaklık uzun zaman pastörizasyonu, LTLT.
Yavaş solunum : Solunumun düzenli fakat normalden yavaş olması, bradipnö. Uyku sırasında normal bir bulgudur.
Yavaş tepki oluşturan madde : Anafilaktik reaksiyonlarda salınan, belli düz kasların yavaş ve uzun süreli kasılmasını sağlayan, histaminden sonra etkisini gösteren ve astımın oluşumunda önemli rol oynayan bir kimyasal bileşik.
Yavaş virüsler : Bir canlıya bulaştıktan sonra oldukça uzun sürede klinik belirtileri ortaya çıkaran veya uzun bir kuluçka süresine sahip olan virüsler.
Yavaşak : Huysuz hayvanlara nal çakılırken burunlarına takılan ağaç kıskaç. Küçükbaş hayvanlarda, özellikle koyunlarda görülen hastalık. Tembel. hlk. Sarılık.
Yavaşbey : Samsun ili, Salıpazarı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Yavaşcalan : Yavaşça.
Yavaşcana : Yavaş bir şekilde.
Yavaşı : Huysuz hayvanlara nal çakılırken burunlarına takılan ağaç kıskaç.
Yavaşık : Küçükbaş hayvanlarda, özellikle koyunlarda görülen hastalık. Ağır kanlı.
Yavaşılık : Mandayı yavaşlatmak için çene altına konulan demir çatal.
Yavaşımak : Yavaşlamak. Hızını kaybetmek, hafiflemek, sakinleşmek, sükûn bulmak.
Yavaşıtmak : Yavaşlatmak, hızını azaltmak. Kısmak (ses için): Sesini yavaşıt şu radyonun. Yavaşlatmak, hafifletmek, hızını, şiddetini kırmak, sakin, halim, itaat eder hae getirmek.
Yavaşlama alanı : Isıl reaktörde, hızlı nötronların enerji kaybederek, ısıl nötron haline dönüştüğü alan.
Yavaşlamış devim : Gezegenlerin gökyüzündeki görünen deviminde ileri devimden geri devime (ya da karşıtı) geçişinde yaptığı duraklama.
Yavaşlamış solunum : Solunum hareketlerinin çok zayıf ve yüzeysel olması, oligopnö.
Yavaşlar : Afyon ilinde, Sandıklı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale ili, Ezine ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Manisa kenti, Yarbasan nahiyesine bağlı bir yer.
Yavaşlatabilme : Yavaşlatabilmek işi.
Yavaşlatabilmek : Yavaşlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Yavaşlatıcı : Bir kimyasal tepkimenin hızını yavaşlatmak ve kimi zaman da durdurmak için kullanılan kimyasal özdek. Nötronların hızlarını azaltabilen fakat nötron tutma eğilimi olmayan (ağır su içinde döteryum, berilyum, grafit gibi) düşük atom kütleli maddeler. Fizyon tepkimesinde ortaya çıkan yüksek enerjili nötronları yavaşlatarak, fizyonu azaltan madde. (moderatör) Zincir tepkimesinin en iyi koşullarda oluşmasını sağlamak amacıyla, hızlı nötron yayınımını yavaşlatarak 20000 km/ s'den 2 km/s'ye indirmeye yarayan grafit, hafif su ya da ağır su oluşumlu madde.
Yavaşlatıcıyla denetim : Yavaşlatıcının özelliğinin, konumunun ya da miktarının reaktifliği değiştirecek biçimde ayarlanmasıyla yapılan reaktör denetimi.
Yavaşlatılmış devinim : Alıcının olağan hız üstünde çalıştırılıp elde edilen filmin olağan gösterici hızıyla oynatılması sonucu, bir filmin herhangi bir görünçlüğündeki devinimin, gerçektekinden daha yavaş görünmesi durumu. Hızlandırılmış devinimin karşıtı.
Yavaşlatılmış devinim sineması : Gözle ayırt edilmeyecek kadar hızla gelişen ve kısacık sürede oluşan devinimleri rahatça izleyebilmek amacıyla bilimsel alanda, bilimsel sinemada, araştırma filmlerinde başvurulan yöntemle çalışan sinema dalı.
Yavaşlatılmış soğutma : Süneklik özelliği yükseltilmek istendiği zaman, çeliklerin tane büyüklüğünü artırmak ereğiyle, tavlama işlemini izleyen yavaş ve ayarlı soğutma.
Yavaşlatım : Bir fiziksel ya da kimyasal olayın yürümesini engelleme ya da durdurma.
Yavaşlatma işbırakımı : İşçilerin işlerini bırakmayıp çalışmayı yavaşlatarak üretimi düşürmeye yönelik yaptıkları işbırakımı.
Yavaşlayabilme : Yavaşlayabilmek işi.
Yavaşlayabilmek : Yavaşlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Yavaşlı : Konya kenti, Turgut bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Yavaşlık etmek : Gevşek tutmak, gevşeklik göstermek.
Yavaşliyin : Yavaşça.
Yavaşmak : Yorulmak.
Yavaşsınmak : Yavaşlar gibi olmak.
Yavaştın : Yavaş olun, kendinize gelin!.
Yavaşu : Haşarı hayvanların uslu durmalarını sağlamak amacıyla burunlarını sıkıştırmakta kullanılan ağaç kıskaç.
Yavan : Yağı az. Görgüsüz, bilgisiz. Hoşa gitmeyen, tatsız. Katıksız.
Yavanlaşma : Yavanlaşmak işi.
Yavanlaşmak : Yavan duruma gelmek. Yozlaşmak.
Yavanlaştırma : Yavanlaştırmak işi.
Yavanlaştırmak : Yavan duruma getirmek.
Yavanlık : Yavan olma durumu.
Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Yumuşak huylu, yumuşak başlı. Alçak, hafif. Hızlı olmayarak.
Yavaş tütün : Sert olmayan tütün.
Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Azar azar. Gitgide.
Yavaşa : Burunduruk.
Yavaşça : Oldukça yavaş bir biçimde, usulca.
Yavaşçacık : Usulcacık.
Yavaşlama : Yavaşlamak işi.
Yavaşlamak : Yavaş gitmeye başlamak, hızını azaltmak, yavaş olmak.
Yavaşlatılma : Yavaşlatılmak işi.
Yavaşlatılmak : Yavaşlatma işi yapılmak.
Yavaşlatılmış hareket : Filmde hızlı hareketlerin ayrıntılarını gözlemeye yarayan sinema düzeni.
Yavaşlatma : Yavaşlatmak işi.
Yavaşlatmak : Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek.
Yavaşlık : Yavaş olma durumu.
Diğer dillerde Yatıştırıcı etki anlamı nedir?
İngilizce'de Yatıştırıcı etki ne demek ? : tranquilizan effect

Bu kısımda Yava nedir? Yava ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yava tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yava hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.