Yoksu nedir, Yoksu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yoksa.

Yoksu ile ilgili Cümleler

  • Her yerde yoksulluk var.
  • Eğitim olmadan, sen her zaman yoksulluk hissedeceksin.
  • Güneşin 8 gezegeninden biri hariç hepsi yaşamdan yoksundur.
  • Yoksulluk bütün ahlaksızlıkların anasıdır.
  • Ali hayal gücünden yoksun.
  • “Ben de kendimi, köklerinden yoksun kalmış herkesin düştüğü o sefahat âleminin gergin tekdüzeliğine bırakmıştım.”
  • Yoksul insanlar zalim diktatörün insafındaydı.
  • Onlar yoksullara yardım etti.
  • Yoksul kız gökyüzüne baktı.
  • “Sözlerimi dinlediler ve öyle cimrileştiler ki kendilerini bile bir lokma yemekten yoksun bıraktılar.”
  • “Kadın konularında sağduyudan hayli yoksun oluşu kalıtımsaldı.”
  • Ali yoksul bir mahallede yaşıyor.
  • Yoksulluk her yerde.
  • Yoksulluğa rağmen mutluyum.
  • O, yoksul ama mutlu.
  • Ben sadece yoksul bir öğrenciyim.
  • “O hep faydasız üzüntüler duyar, sıradan arzularla, varlıklar içinde, yoksulluklar çekerdi.”

Yoksu ile ilgili Atasözü veya Deyim

beyler buyruğu yoksula kan ağlatır : “yöneticiler, uygulanması güç buyruklar vererek halkı sıkıntıya sokarlar” anlamında kullanılan bir söz.

buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince : “bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidir” anlamında kullanılan bir söz.

 

yoksulluk çekmek : sürekli yoksulluk içinde bulunmak.

yoksun bırakmak (veya etmek veya kılmak) : yoksun duruma getirmek, bir şeyin yokluğunu çektirmek.

yoksun kalmak : sahip olunan bir şeyi kaybetmek, kullanamamak.

yoksun olmak : belli bir şeye, sahip olamamak.

Yoksu anlamı, kısaca tanımı

Geçici haktan yoksunluk : Güreşçi ya da yöneticinin suçuna göre ödek kurulunca verilen süreli ödek

Gelir yoksulluğu : İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli gelir düzeyinden yoksun olması.

Gıda yoksulluğu : Bir ülkedeki hanehalkı ya da bireylerin yaşamını sürdürmek için belli bir dönemde alması gereken enaz kaloriyi içerecek gıda mallarına ulaşamaması durumu. karşılığı açlık sınırı.

Göreli yoksulluk : Bir ülkedeki hanehalklarının ortalama gelir düzeyinin altında gelire sahip olması durumu.

İnsani yoksulluk dizini : Kırk yaş altı yaşam süresi olasılığı, yetişkinler arasındaki okuma yazma bilmeme oranı, sağlıklı içme suyuna sahip olmayan nüfusun yüzdesi, sağlık olanaklarından yoksun nüfusun yüzdesi, yeterli beslenemeyen beş yaş altı nüfusun yüzdesi ve gelir yoksulluğu düzeyinin altındaki nüfus gibi değişkenler belli ağırlıklarla dikkate alınarak Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nca hesaplanıp yayımlanan dizin.

Kültürce yoksun çocuklar : Ulusal kültür ölçünlerinin gerektirdiği davranışları ve yaşayış özelliklerini kazanma olanağı bulamadıkları için uyumsuzluk gösteren çocuklar.

Mutlak yoksulluk : Kişi veya ailenin belli bir gelir düzeyinin altında kalıp, yiyecek, güvenli içecek su, sağlık, barınma, eğitim gibi temel gereksinimlerini karşılayamaması durumu.

 

Öznel yoksulluk : Toplumun kabul edebileceği enaz gönenç düzeyinin anketlerle belirlendiği ve belirlenen bu gönenç düzeyi ile gelir arasında bağlantı kurularak tanımlanan, diğer bir deyişle bireylerin algılamasına bağlı olarak belirlenen yoksulluk.

Yoksul buğday : Başağı dört köşe, ak renkli, kara kılçıklı bir çeşit buğday.

Yoksul komşuluğu : Kalabalık, eski, yoğun nüfuslu, sıkışık yapılardan oluşan, halk sağlığı kurallarına uymayan düşük ölçünlü konutlardan oluşan ve anamalcı ülkelerin büyük kentlerinin özeklerinde rastlanan komşuluk birimleri.

Yoksul komşuluklarının temizlenmesi : Bir yoksul komşuluğundaki konutların, yıkılarak, biçimi değiştirilerek ya da onları yaratan koşullar düzeltilerek ortadan kaldırılması.

Yoksul uyak : Sadece bir sesliden ibaret bulunan uyak.

Yoksullaşmış algı : Deney durumlarının büyük ölçüde yalınlaştırılıp yoksullaştırılması durumunun algılanması.

Yoksullaştıran büyüme : Karşı ülkede büyüme yokken, dışsatımdan yana büyüme gösteren ülkede, dışsatım malının düşük mal olması, dışalımı ikame eden malın sunumunun gerileme göstermesi ve dışalım malının tam olarak yerine geçememesi durumunda, dışalım malına ilişkin istemin fiyat esnekliği sıfır ise ve karşı ülke büyüme sürecinde değilse, dış ticaret hadlerinin büyümenin tüm kazanımlarını ortadan kaldıracak ölçüde bozulma göstereceğini ve ülkenin alt kayıtsızlık eğrisinde yer alacağını, bir başka deyişle gönenç kaybına uğrayacağını ileri süren ve J. Bhagwati tarafından tanımlanan büyüme türü.

Yoksulluğu azaltma ve büyüme kolaylığı : Uluslararası Para Fonu tarafından düşük gelirli üye ülkelere düşük faizli kredi sağlayarak yoksulluğu azaltmak ve büyümelerini artırmak amacıyla 1999 yılında yaratılan kredi mekanizması.

Yoksulluk açığı dizini : Yoksulların yoksulluk sınırının ne kadar gerisinde gelir elde etmekte olduklarını göstermek amacıyla kullanılan, yoksulluk sınırından her yoksul kişinin gelirinin çıkarılıp bu farkların toplanarak yoksul kişi sayısına bölünmesiyle hesaplanan yoksulluk dizinlerinden biri. karşılığı Foster-Greer-Thorbecke dizini, kafa sayısı dizini, Sen dizini.

Yoksulluk adası : Bir kent içinde, düzentasara uygun olarak oluşmuş komşuluk birimleri arasında kalan ve bütün nitelikleriyle göze batan yoksul komşuluğu, bk. yoksul komşuluğu.

Yoksulluk dizinleri : Yoksulluğun ölçülmesinde kullanılan kafa sayısı dizini, yoksulluk açığı dizini, Sen dizini, Foster-Greer-Thorbecke dizini.

Yoksulluk düzeyi : Bir birey ya da ailenin bağımsız varlığını sürdürebilmesi için zorunlu olan en az ölçüde bile yeme, giysi ve barınma araçları sağlıyamaması durumu.

Yoksulluk kısır döngüsü : Başlangıçta düşük gelir, düşük tasarruf ve düşük yatırım düzeyindeki bir az gelişmiş ülkenin süreç içerisinde kalkınmaya yönelik politikalar izlemediği takdirde yine benzer bir düşük gelir, düşük tasarruf, düşük yatırım ve düşük gelir düzeyinde kalacağını ileri süren ve R. Nurkse tarafından geliştirilen az gelişmişliği tanımlamaya yönelik kuram.

Yoksulluk tuzağı : (unemployment trap) Ekonomik ve sosyal yardım politikalarının uygulandığı ülkelerde düşük gelir gruplarının, bir iş bulmaları nedeniyle sosyal yardımlarının kesilmesi ve vergi mükellefi haline gelmeleri sonucu iş bulmadan önceki gelir düzeylerine veya onun gerisine bile düşebildikleri durum. Tarımsal ürün fiyatlarının sürekli düşmesine bağlı olarak üretici gelirleri azaldığından çiftçilerin üretim yaptıkları bölgede başka bir işlendirme olanağı da bulamamaları nedeniyle aynı bölgeye düşük gelirle tutsak oldukları durum. karşılığı King yasası. [Bakınız: yoksulluk kısır döngüsü].

Yoksundurma : Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belli bir süre spor yarışmaları, okul gezileri gibi etkinliklere katılmaktan alıkonması.

Yoksunluk sıfatı : Bir şeyden yoksun bulunulduğuna veya kalındığını anlatan sıfat: Parasız bir adam, Ağaçsız bir toprak gibi. (Not - Bir şeyi parasız almak'taki parasız kelimesi yoksunluk anlatmaz. bk. İlişiksizlik sıfatı.).

Yoksunmak : Yoksulluktan dem vurmak.

Akıldan yoksun : Aklını gereği gibi kullanamayan.

Fırsat yoksulu : Eline fırsat geçmeyen (kimse).

Yok yoksul : Zengin olmayan, fakir.

Yoksul : Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.

Yoksullaşma : Yoksullaşmak işi.

Yoksullaşmak : Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.

Yoksullaştırma : Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.

Yoksullaştırmak : Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.

Yoksulluk : Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.

Yoksulluk belgesi : Devletin sağladığı nakdî ve ayni yardımlardan yararlanmak üzere mahalle muhtarları tarafından düzenlenen ve muhtaç olanlara verilen belge.

Yoksulluk sınırı : Bir ülkede insanların yoksul tanımı içerisine girmesine yol açan gelir düzeyi.

Yoksun : Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken, mahrum.

Yoksunlu : Yokluk bildiren.

Yoksunluk : Yoksun olma durumu, mahrumluk, mahrumiyet.

Yoksuz : Yoksul. Yok olmuş, yok olan, bulunmayan.

Yoksuzluk : Yoksulluk. Yoksuz olma durumu, bulunmama.

Diğer dillerde Yoksayma anlamı nedir?

İngilizce'de Yoksayma ne demek ? : cancellation