Zareba türkçesi Zareba nedir
- Afrika çit içi.
- Afrika'da çalılıklarla çevrelenmiş kamp alanı.
- Kuzey afrika'da çalılıklarla çevrelenmiş kamp alanı.
Zareba ile ilgili cümleler
English: My elder son is Lech Zaręba.
Turkish: En büyük oğlum Lech Zaręba'dır.
Zareba ingilizcede ne demek, Zareba nerede nasıl kullanılır?
Zareva : Şarampol.
Czarevitch : Çareviç. Çar'ın oğlu. Veliaht çar.
Czarevna : Çar kızı. Çar'ın oğlunun karısı. Çarın kızı.
Czarevnas : Çar'ın oğlunun karısı. Çarın kızı. Çar kızı.
Lazaret : Fakir hastanesi. Karantina yeri. Cüzzam hastanesi. Gemi ambarı. Kumanyalık. Kıç taraftaki erzak ambarı.
Nazareth : Nasıra. İsrail'de nasıra şehri. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Nazaret.
Tzarevna : Prenses. Çar kızı.
Mozzarella : Mozzarella peyniri.
Lazaretto : Karantina istasyonu. Gemi ambarı. Lazaret. Erzak ambarı. Karantina yeri. Fakir hastanesi. Cüzzam hastanesi. Kumanyalık. Cüzzamlı fakir insanlar için devlet hastanesi.
Nazarene : İlk hıristiyanlık devirlerinde bir yahudi hıristiyan mezhebi üyesi. Nasıralı. Nasıra şehrinin yerlisi. Nasrani. Hıristiyan. Hristiyan. The nazarene: hazreti isa.
İngilizce Zareba Türkçe anlamı, Zareba eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Zareba ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Free zone : Açık bölge. Gümrük sınırı dışında sayılan, belli ölçü ve çevrede gümrükçe denetlenen bölge. a. bk. açık liman. Gümrüksüz bölge. Bir ülkeye ilişkin yerlere giren çıkan malların gümrükle bağımlı olmadığı bölge. Serbest bölge. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Gümrük bölgesi. Dışsatıma yönelik yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi gereksimini daha düşük maliyetle ve düzenli bir biçimde sağlamak, dış finansman ve ticaret olanaklarından daha fazla yararlanmak amacıyla dış ticaret, vergi, üretim ve ticari etkinlikler konularında önemli bağışıkların tanındığı ve teşviklerin verildiği, ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla birlikte gümrük sınırı dışında kalan yerler. krş. serbest ticaret bölgesi 2, serbest üretim bölgesi.
Vacation spot : Tatil noktası. Tatil yeri. İş yeri.
Resort : -den yararlanma. Başvurma. Yoluna gitmek. Sık sık uğramak. Çareyi -de bulmak. -e başvurmak. Dinlenme yeri. Başvurmak. Gitmek. Tatil yeri.
Country : Taşra. Yöre. Kırsal kesim. Bölge. Vatan. Taşraya özgü. İl. Memleket. Kır. Sayfiye.
Territory : Bölge. Yarı saha. Yöre. Mıntıka. Kara. Ülke. Bir ülkenin, coğrafya durumuna, nüfus yoğunluğuna, sinemalarının sayısına ve dağılışına, film başına sağlayabildiği ortalama gelire göre değişik özellikler gösteren ve dağıtım yönünden ayrıldığı belli başlı bölümlerden her biri (örneğin türkiye genellikle şu altı dağıtım bölgesine ayrılmıştır: istanbul (marmara, trakya), izmir (ege), adana (güney ve güneydoğu anadolu), samsun (doğu karadeniz), zonguldak (batı karadeniz), ankara (orta anadolu). Geniş yönetim bölgesi. Tarla. Alan.
Eye : Bakmak. Göz. İğne deliği. İzlemek. Kuşkuyla bakmak. Nazar. Delik. Işığa duyarlı olan ve görmeyi sağlayan, çeşitli hayvanlarda basit göz, bileşik göz gibi farklı yapılarda ve sayılarda bulunan organ. insanda, kafatasının orbit denilen çukuruna yerleşmiş, dışta sklera ve kornea tabakaları, ortada damar tabaka (koroit, silli cisimcik, iris) ve içte retina tabakasından oluşan, irisin önünde ve arkasında ön ve art odalar bulunan, bütün tabakaların çevrelediği en iç kısmı dolduran camsı (vitröz) maddeden yapılmış bir çift organ. Halka. Gözetlemek.
Quadrant : Dörtlük. Çeyrek daire. Bilgisayar, uzay alanlarında kullanılır. Kuadrant. Çeyrek. Oktant (astronomi terimi). Açıölçer. Kadran. Dördün. Dörtgen bölümlü.
Scene : Dolaylı ya da uzancalı yordamlarda kullanılan görünülü sınarlarda tutumsal bir içeriği olan görsel anlatım. Bireycil ya da kümecil oyunda birey ya da kümenin günlük yaşam görüntülerini sergilediği, esnek gözlem öğeleriyle donatılmış eylem ye gözlem alanı. Görünçlük. Rezalet. Görünüm. Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan. Heyecan. Sahne dekoru. Olay. Sahne.
Space : Espas. Ara vermek. Aralamak. Aralık bırakmak. Süre. Mekan. Müddet. Uzam. Aralıklı dizmek. Açıklık.
Broadcast area : Yayın alanı.
Zareba synonyms : resort area, bed ground, bedground, hunting ground, gray area, no man's land, staging area, high country, winner's circle, rain shadow, disaster area, section, safety, hangout, corner, clear, heart, block, topic, grey area, issue, middle, stamping ground, open, refuge, shrubbery, anchorage ground, hearth, retreat, tank farm, playground, matter, repair.
Zareba ingilizce tanımı, definition of Zareba
Zareba kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An improvised stockade. Especially, one made of thorn bushes, etc.

Bu kısımda Zareba kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Zareba ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Zareba anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Zareba ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.