Çalma nedir, Çalma ne demek
"Çalma" ile ilgili cümleler
- "Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar." - H. F. Ozansoy
- "Çalma çiçekli bir gümüş vazo."
- "Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk." - B. R. Eyuboğlu
- "Çalma mal."
Yerel Türkçe anlamı:
Bir cilt hastalığı.
Kibrit.
Çeltik tarlalarında su çıkmayan yere, çevresine çamur atarak su çıkarma.
Çiğ sütten yapılmış olan yoğurt.
Yayla çorbası
Fes üzerindeki altın dizisi
Azmış yara veya sivilce.
Orman ve çalılık içindeki otu bol sulak yer.
Kabartma işli kilim, çuval.
Başörtüsü
Keçi ve koyunların ayaklarının tutulup aksaması.
1.bk. çalgı.
Kibrit (Ç. Çiftliği)
Koyulaştırılmış pekmez, bulama.
Başa takılan altınlı süs.
Ağaç dalı.
Yazma; çember de denilen başörtüsü
Tiyatro'daki terim anlamı:
Sahnede başka bir oyuncunun sözlerinin ya da hareketlerinin etkisini azaltacak yolda, sıra kendisinde olmadığı halde, seyircinin dikkatini kendi üstüne çekme. Öbür oyuncunun oyununu çalma.
Diğer sözlük anlamları:
Yazma, çember de denilen baş örtüsü ve sarık
Almanca'da Çalma ne demek?:
rollestehlen
Osmanlıca Çalma ne demek? Çalma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sirkat
Çalma tanımı, anlamı:
Çalma elin kapısını çalarlar kapını : "kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar" anlamında kullanılan bir söz.
Çalmaç : Tahtadan yapılmış kap.
Çalmacı : Maden üzerine çalma işi yapan usta.
Çalmadan oynamak : Çok keyifli ve sevinçli durumda bulunmak. bir işe çok hevesli görünmek.
Çalmak : Atmak, çarpmak, vurmak. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Madeni oymak, kalemle işlemek. Süpürmek, temizlemek. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. Benzemek, andırmak. Ses çıkarmak, ses vermek.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz : "herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez" anlamında kullanılan bir söz.
Ağız tamburası çalmak : Sözle avutmaya, oyalamaya çalışmak. soğuktan dişleri birbirine çarpmak, çenesi titremek.
Ağzına bir parmak bal çalmak : Birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak.
Aklını çalmak : İlgisini aşırı derecede çekmek.
Arkasından teneke çalmak : Tenekeye sopa vb. ile vurarak giden bir kişiye hakaret etmek.
Ayıya kaval çalmak : Anlayışsız bir kimseye bir şey anlatmaya çalışmak.
Aynı telden çalmak : Aynı şeyi söylemek.
Bakır çalmak : Bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek zehirli duruma gelmek.
Boru çalmak : Borazan öttürmek.
Borusunu çalmak : Çıkar sağladığı kimsenin davasını gütmek.
Bozuk çalmak : Canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak.
Çalgı çalmak : Bir müzik aletini kullanmak.
Çene çalmak : Gevezelik etmek.
Davul çalmak : Davula vurarak ses çıkarmak. bir şeyi herkesin haber alabileceği biçimde ortalığa yaymak.
Etekleri zil çalmak : Alınan sevinçli bir haber üzerine telaşa ve heyecana kapılmak. çok sevinmek.
Felekten bir gün çalmak : Güzel bir gün veya gece geçirmek.
Galebe çalmak : Yenmek. üstün gelmek, baskın çıkmak.
Gönlünü çalmak : Kalbini çalmak.
Gözden sürmeyi çalmak : Hırsızlıkta çok becerikli, çok usta olmak.
Hava çalmak : Her biri, birbiriyle çelişen, birbirine uymayan davranış ve düşüncede bulunmak.
Her telden çalmak : Birçok konuda bilgisi olmak. her çeşit işi yapabilir durumda olmak.
İftira çalmak : İftira etmek.
Islık çalmak : "ıslık" sesi çıkarmak.
Kalbini çalmak : Sevgisini kazanmak, kendine âşık etmek.
Kamçı çalmak : Kamçılamak.
Kampana çalmak : Gemi, istasyon vb. yerlerde belirli vakitlerde çan çalmak.
Kapısını çalmak : Birine başvurmak.
Kara çalmak : Birine iftira etmek, kara sürmek.
Karnı zil çalmak : Çok acıkmış olmak.
Kılıç çalmak : Kılıçla savaşmak, kılıç ile öldürmek.
Kırağı çalmak : Kırağı, dondurup bozmak.
Kırkından sonra saz çalmak : Yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek.
Klakson çalmak : Korna çalmak.
Maya çalmak : Mayalanmayı sağlamak.
Nöbet çalmak : Belli zamanlarda mızıka çalmak.
Pala çalmak : Uğraşmak, didinmek, çabalamak.
Paydos borusu çalmak : İşi bırakma zamanının geldiğini boru sesi ile bildirmek.
Rol çalmak : Oyun sırasında söz başka bir oyuncuda iken seyircinin ilgisini kendi üzerine çekmek. birinin söyleyeceği sözü ondan önce söylemek.
Saat on bir buçuğu çalmak : Yaşı çok ilerlemiş olmak.
Saati çalmak : Bir şeyin vakti gelmek.
Sepet havası çalmak : İşinden çıkarmak, sepetlemek. yanından uzaklaştırmak, gitmesini sağlamak, sepetlemek.
Soğuk çalmak : Soğuk, bitkiye zarar vermek.
Tefe koyup çalmak : Tefe koymak.
Tehlike çanları çalmak : Kötü bir durumun ortaya çıkacağı belli olmaya başlamak.
Topuk çalmak : Yürürken ayakların iç kemikleri birbirine çarpmak.
Trampet çalmak : Trampete değnekle vurarak ses çıkartmak.
Yanlış kapı çalmak : İsteğinin yapılmayacağı, yersiz sayılacağı bir yere başvurmak.
Yerden yere çalmak : Çok hırpalamak.
Yere çalmak : Yere atmak, yere fırlatmak.
Yoğurt çalmak : Yoğurt yapmak için süte yoğurt mayası koymak.
Yuf borusu çalmak : Kınama, üzüntü ve nefretini bildirmek.
Hırsızlık : Çalma, arakçılık.
Sirkat : Çalma, hırsızlık.
Sarık : Sarılarak meydana getirilen başlık. Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb.
Kakmalı : Üzerinde kakma işi bulunan.
Kalem : Yazar. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer. Çeşit, tür. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç. Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç. Bazı deyimlerde yazı.
Kibrit : Kükürt. İçinde bu parçaları bulunduran küçük kutu. Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek birleşimde olan küçük tahta veya karton parçası.
Çalma cinselliği : Çalma eyleminden cinsel doygunluk sağlama durumu.
Çalma çalmak : < T. çot+ma: Başörtüsünü ağzı kapayacak şekilde örtünmek
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını : kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar anlamında kullanılan bir söz.
Çalma hastalığı : Hiç bir nesnel gereksinme söz konusu olmadığı halde kişinin çalma zorunluluğu duyması.
Çalmadan oynamak : çok keyifli ve sevinçli durumda bulunmak; bir işe çok hevesli görünmek.
Çalmah : Çalmak, hırsızlık yapmak. Davula vurmak
Çalman : 1. İnce çubuklarla çevrilmiş çit. 2.bk. çalmar. Üstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl. Sağım sırasında koyunların içine alındığı etrafı çitle çevrili yayla tarlası. (Küplüce *Gümüşhacıköy -Amasya) Samsun şehri, Köprübaşı bucağına bağlı bir yer.
Çalmar : Üstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl.
Çalma ile ilgili Cümleler
- Çalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.
- Tom'un gitar çalması gerçekten çok iyi geliyor.
- Ali yeniden gitar çalmaya başladı.
- Ali beni dedesinin antika saatini çalmakla suçladı.
- Buraya iş konuşmak için geldim, çene çalmak için değil.
- Bu müzik parçası benim çalmam için çok fazla zor.
- Hayatım boyunca asla bir şey çalmadım.
- Çalmak kötüdür.
- Çalmaya hazır mısınız?
- Çalmaktansa açlıktan ölürüm.
- O ikiz kardeşinin kimliğini çalmaya çalıştı.
- Çalmamızı izlemeye gel.
- Çalmak yanlıştır.
- Çalmaktansa açlıktan ölmeyi yeğlerim.
Diğer dillerde Çalma anlamı nedir?
İngilizce'de Çalma ne demek? : [Calma] v. calm, pacify; deaden; soothe, appease, assuage; settle; sober, still; chasten, becalm
n. calm, tranquility, quietude, placidity; stillness
v. calm, becalm, calm down, soothe, appease, quell, quiet, assuage, quieten; cool, abate, hush, lull, pacify
Fransızca'da Çalma : vol [le], exécution [la]
Almanca'da Çalma : n. Entwendung
Rusça'da Çalma : n. стук (M), игра (F), тюрбан (M), кража (F), похищение (N), заправка (F), чеканка (F)


Bu kısımda Çalma nedir? Çalma ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çalma tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çalma hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.