Çoma nedir, Çoma ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Lor peyniri.

Bekletilen sütten yayıkla çıkarılan yağ.

Ağız tarafı tamamen kırılmış testi.

Toparlak, yuvarlak, yumru.

Yetim, öksüz.

Çoma ile ilgili Cümleler

  • “Neden ikide bir tekere çomak sokarlar? Neden kalkınma hamlesine bir tuğla da onlar koymazlar?”
  • İti an, çomağı hazırla.
  • İti an çomağı eline al.

Çoma ile ilgili Atasözü veya Deyim

bey ardından çomak çalan çok olur : “güçlü bir kişi ile yüz yüze bulunduklarında ağızlarını açamayanlar, o gittikten sonra aleyhinde atıp tutarlar” anlamında kullanılan bir söz.

çomak sokmak (veya koymak) : bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.

deli deliyi görünce çomağını (veya değneğini) saklar (veya gizler) : “saldırgan kimse, kendisi gibi birine saldırmaktan çekinir” anlamında kullanılan bir söz.

herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz : “herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez” anlamında kullanılan bir söz.

köpeksiz köy bulmuş da çomaksız (veya değneksiz) geziyor köpeksiz köye (veya sürüye) kurt iner (veya girer) : “koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer” anlamında kullanılan bir söz.

tekere çomak sokmak : birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.

 

Çoma anlamı, tanımı

Çomaca : Dövenin oku ile boyunduruğu bağlayan çivi şeklindeki tahta aygıt

Çomaç : Yufka ekmeğinin içine peynir veya kıyma konularak yapılan dürüm. Yufka ekmeğin içine katık konarak yapılan durum. Çan. Yufka ekmek dürümü. İçine katık konularak dürülmuş yufka. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta) (çomeş) : (Akdağ Gelendost Isparta).

Çomaça : Dövenin oku ile boyunduruğu bağlayan çivi şeklindeki tahta aygıt.

Çomağ : Zehirli bir bitki. Yufka ekmeğinin içine peynir veya kıyma konularak yapılan dürüm. [Bakınız: çomak].

Çomah : Yufka ekmeğinin içine peynir veya kıyma konularak yapılan dürüm. Çomak, sopa. Küçük kulaklı koyun veya keçi.

Çomak çomak : Bilgiçlik taslayarak ukalâca konuşma (hk.). Küme küme.

Çomak gözesi : Gözün ağ katında bulunan ve alaca karanlıkta görmeye yarayan çubuk biçimi uzun duygu gözeleri.

Çomak hücreleri : Göz yuvarının en iç tabakası olan retinada bulunan, çok sayıda (600-1000) para dizisi gibi sıralanmış yassı zar keselerden oluşmuş dış segment ile hücre çekirdeğinin ve diğer organellerin bulunduğu iç segment olmak üzere iki kısımdan oluşan, beyaz ışığa karşı hassas, rodopsin pigmenti içeren, insan gözünde yaklaşık 120 milyon kadar bulunan, ince, uzun (50x3 um) hücreler. Çubuk hücreleri. Retinada bulunan ve beyaz ışığa karşı duyarlı olan, çubuk biçimindeki hücreler.

Çomakdağkızılağaç : Muğla şehri, Milâs belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çomakkurtlar : Kimi özgür, kimi raslansal, kimi yarı, kimi tam asalak yaşayan ve omurgalılardan başka, omurgasızları, hattâ bitkileri de konakçı seçebilen, küçük yuvarlak solucanlar familyası.

 

Çomaklar : İzmir şehri, Beydağ belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ili, Hatunsaray bucağına bağlı bir bölge. Kütahya ili, Gediz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak şehri, Devrek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çomaklı : Antalya kenti, Bozova bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Çanakkale ilinde, Çan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kayseri ili, Develi belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Konya ilinde, Hatip bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Van şehri, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Çomalamak : Elbisenin kirli yerini el ile kapatmak. Bir şeyi atmak.

Çomarak : Çoban yanaşması.

Çomarlık : Çoban aldatan kuşu.

Çomarma : Yufka ekmeğinin içine peynir veya kıyma konularak yapılan dürüm.

Çomarmak : Çalını satmak, azametlenmek. Büzülmek, dertop olmak.

Çomaşlamak : Bir bütün yufka ekmeğini kat kat dürmek: Yolda acıkırım diye bir tane buğday ekmeği çomaşladım.

Çomaşmak : Toplaşmak, birleşmek.

Çomat : Topluluk.

Çomata : Ramazanda, yemeği ile birlikte ahbap veya akrabaya iftara gidip birlikte yemek yeme.

Fil çomağı : Filleri hareket ettirmede kullanılan, ucunda çengeli olan çomak.

Uçkur çomağı : Dona uçkur, lastik takmaya yarayan, ucunda ip bağlı değnek.

Çelik çomak : Çocukların, çomakla çeliğe vurarak oynadıkları oyun.

Çomak : Ucu topuzlu değnek.

Çomaklama : Çomaklamak işi.

Çomaklamak : Çomakla vurmak.

Çomar : İri köpek, çoban köpeği. Terbiyesiz, kaba, saldırgan kimse.

Diğer dillerde Çokyönlü kişilik sayacı anlamı nedir?

İngilizce'de Çokyönlü kişilik sayacı ne demek ? : multiphasic personality inventory