Çora nedir, Çora ne demek

Çora; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tuz.

Çorba.

Her türlü yemek.

Çamaşır ve bulaşık yıkamakta kullanılan bir çeşit toprak.

Çora isminin anlamı, Çora ne demek:

Bir tür toprak. Her türlü yemek. Çora ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Çora ile ilgili Cümleler

  • Jale bir çift çok renkli çorap ördü.
  • Ayakkabıyı çorap olmadan giymek hoşuma gidiyor.
  • Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir.
  • “Ya başına bir çorap ördürüsrse?”
  • Ali içki içmeye giderken taksiyle eve dönmesine yetecek kadar parayı çorabının içinde saklar.
  • Çoraplarımın onarıma ihtiyacı var.
  • O, ıslak çoraplarını çıkardı.
  • Onu çorap çekmecemde sakladım.
  • Çoraplarım hala nemli.
  • Üç çift çorap istiyorum.
  • Ali ıslak çoraplarını çıkardı.
  • Çorap çekmecen hangisi?
  • Çoraplar ucuzlukta.
  • Bu çoraplar yıkandığında sünmez.

Çora ile ilgili Atasözü veya Deyim

başına çorap örmek : birine, haberi olmadan kötü duruma düşürücü davranışta bulunmak.

çorap kaçmak : çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak.

çorap söküğü gibi gitmek (veya gelmek) : başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek.

Çora anlamı, kısaca tanımı

Civit çorap : İplik çorap

Çorağlan : Çorak yer.

 

Çorah : Tuzlu.

Çorak toygarı : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, tarla kuşugiller (Alaudidae) familyasından, Hatay ili sınırları içinde yerli, Anadolu'nun diğer bölgelerinde yazın kuluçkaya yatan, step ve çöllerde yaşayan, tane ve böceklerle beslenen, göçmen bir tür. Küçük tarla kuşu.

Çorakçılık : Topraktan, kaynatılıp süzülerek barut güherçilesi çıkarma işi.

Çorakdere : Samsun şehri, Mezraa nahiyesine bağlı bir yer.

Çorakkadirler : Bolu ilinde, Gökçesu bucağına bağlı bir yer.

Çoraklanmak : Göz çapaklanmak.

Çoraklar : İzmir ili, Aliağa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Çoraklaşabilme : Çoraklaşabilmek işi.

Çoraklaşabilmek : Çoraklaşma olasılığı bulunmak.

Çoraklaşma : Çoraklaşmak işi. Toprak alt tabakasında bulunan tuz ve bazların kılcallık yolu ile toprak yüzeyine çıkması sonucu bitki gelişiminin zorlaşması.

Çoraklaştırabilme : Çoraklaştırabilmek işi.

Çoraklaştırabilmek : Çoraklaştırma olasılığı bulunmak.

Çoraklaştırılma : Çoraklaştırılmak işi.

Çoraklaştırılmak : Çorak duruma getirilmek.

Çoraklaştırma : Çoraklaştırmak işi.

Çoraklı : Artvin ilinde, Veliköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Çorakmıtırlar : Bolu şehrinde, Gökçesu nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çorakyüzü : Sinop ilinde, Çerçiler nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Çoral : Yabani zeytin ağacı. Bodur ağaç. Ahlat dikeni. Birbirine bitişik, bir arada çıkmış şeyler. Çopur.

Çoralamak : Yaptığı suçu başkasına yüklemek. Ezip büzmek, harap etmek.

Çoralanmak : Fidan, kökünden filiz vermek.

Çorallamak : Ağacın üst dalları kurumak.

 

Çorallanmak : Ağaç, etrafına dal salıp, bodur kalmak.

Çorallı : Çok dallı budaklı ağaç. Karışık, dolaşık.

Çoramık : Çoban, deveci yamağı. Gözden, hastalık dolayısıyle akan su. Göz iltihabı.

Çoran : Tuzlu toprak, çorak.

Çorana : Üç dört öküzle çekilen yük.

Çorap çivisi : Çorap şişi.

Çorapçılar : Giresun şehri, Eynesil belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Çorar : Kesilmiş ağacın kökünden çıkan fışkın, filiz.

Çoraş : Baştan savma, gelişigüzel yapılan iş. Rutubetten çürüme. Üç çift öküz ile bir pulluk takımına verilen ad. [Bakınız: çoroş]. Kağnı arabalarında birinci çift öküzün önüne koşulan ikinci çift yardımcı öküz.

Çoratan : Pınar veya damdan su akıtan ağaç veya teneke oluk.

Çoraz bağlamak : Sebze veya meyve dallarında herhangi bir sebeple ur olmak.

Çorazlamak : Binaları kireç ve çamurla sıvamak.

Çöp çorabı : Taranan yünün adi kısmından yapılan çorap.

Ellik çorabı : Eldiven.

Fıstıklı çorap : Üzerinde fıstık motifleri bulunan, beş mille örülen çorap. (Yeşilova Aksaray Niğde).

Tekmil çorabı : Tek mil ile örülen kalın yün çorap. (Yenikent Aksaray Niğde).

Tersonant çorap : Bir çeşit çorap.

Tille çorap : İpek ya da müslim çorap.

Çorak : Verimli olmayan (toprak). Verimsiz, kısır. Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak. Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz. Acı (su).

Çoraklaşmak : Çorak duruma gelmek.

Çoraklaştırmak : Çorak duruma getirmek.

Çoraklık : Toprağın verimli olmama durumu. Suyun acı olma durumu.

Çorap : Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek.

Çorapçı : Çorap ören veya satan kimse.

Çorapçılık : Çorapçının yaptığı iş.

Külotlu çorap : Kalçaları da içine alabilecek biçimde üretilmiş çorap.

Varis çorabı : Bacaklarda ilgili bölgeye basınç veya destek uygulamak amacıyla kullanılan özel olarak üretilmiş tıbbi malzeme.

Diğer dillerde Çomakkurtlar anlamı nedir?

Almanca'da Çomakkurtlar ne demek ? : älchen