Öğüt nedir, Öğüt ne demek

"Öğüt" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk." - A. Gündüz

Yerel Türkçe anlamı:

Su sızıntısı, nem.

Kaya diplerinde, çukurlarda yazın olan su birikintisi.

Öğüt isminin anlamı, Öğüt ne demek:

Kız ismi olarak; Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz. Erkek ismi olarak; Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.

Öğüt kısaca anlamı, tanımı:

Öğüt vermek : Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için yol göstermek, nasihat etmek.

Öğütte bulunmak : Öğüt vermek.

Öğütçü : Öğüt veren kimse, nasihatçi. Vaiz.

Öğütçülük : Öğütçü olma durumu.

Öğütleme : Öğütlemek işi, nasihat.

Öğütlemek : Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek, nasihat etmek.

Öğütme : Öğütmek işi.

Öğütme haznesi : Mutfaklarda yemek artıklarını atık su borusuna aktarmadan önce küçük parçalara ayıran, evyeye bağlı araç.

Öğütmek : Ezmek, çiğnemek. Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek.

Öğütücü : Öğütme işini yapan makine. Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine. Öğütme özelliği olan.

 

Öğütücü diş : Azı.

Öğütülme : Öğütülmek işi.

Öğütülmek : Öğütme işine konu olmak.

Öğütülüş : Öğütülme işi.

Öğütüş : Öğütme işi.

Dağ başına harman yapma savurursun yel için sel önüne değirmen yapma öğütürsün el için : "yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma" anlamında kullanılan bir söz.

Her ziyan bir öğüttür : "kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır" anlamında kullanılan bir söz.

Karaya sabun deliye öğüt neylesin : "özü bozuk olan şey, düzeltme çabalarıyla iyi duruma getirilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Sana vereyim bir öğüt kendi ununu kendin öğüt : "kişi kendi işini kendisi yapmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Yapma : Yapmacık, sahici karşıtı. Yapmak işi. Yapay.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Nasihat : Öğüt.

Öğüt betiği : Öğüt verme amacıyla yazılmış koşuk, yapıt.

Öğüt vermek : bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için yol göstermek, nasihat etmek. İlgili cümle: "“Ayağını denk al yavrum, ateşle oyun olmaz diye öğüt verdi.”" H. Taner.

Öğüt yürümek : İlkbaharda kaynak ve çeşme suları çoğalmak.

Öğütal : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; “Öğüt dinle” anlamında kullanılan bir ad.”

Öğütebilme : Öğütebilmek işi.

Öğütebilmek : Öğütme imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“Bu değirmen, günde ancak kırk elli çuval öğütebilirdi.”" S. F. Abasıyanık.

 

Öğütlenmek : İbret almak.

Öğütleşmek : Haberleşmek. Sözleşmek, gizlice konuşup anlaşmak.

Öğütleyebilme : Öğütleyebilmek işi.

Öğütleyebilmek : Öğütleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Öğüt ile ilgili Cümleler

  • Çöp öğütücüsü çok gürültülü.
  • Jiro hangi kitabı alacağım konusunda bana öğüt verdi.
  • Tom'un öğütünüze ihtiyacı yok.
  • Bu kahveyi çok ince öğüt.
  • Sana biraz dostça öğüt verebilir miyim?
  • Anneannem bir avuç yeşil fasulyeyi çıkardı. Onları eski bir tavanın içine döktü. Sabırla onları kızarttı, bakır kulplu bir ahşap el değirmeninde öğüttü, sonucu eski moda bir Macar espresso makinesi içine sıktı, onu bir tepsiye koydu ve iki saat sonra, o kahveydi.
  • Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.

Diğer dillerde Öğüt anlamı nedir?

İngilizce'de Öğüt ne demek? : n. advice, a piece of advice, counsel, admonition, recommendation, sermon, warning

v. grind, grain, granulate, crush, mill, flour, triturate

Fransızca'da Öğüt : conseil [le], avis [le], prescription [la], recommandation [la]

Almanca'da Öğüt : n. Rat, Ratschlag

Rusça'da Öğüt : n. наставление (N), совет (M), завет (M), увещевание (N)