Öğütme haznesi nedir, Öğütme haznesi ne demek

  • Mutfaklarda yemek artıklarını atık su borusuna aktarmadan önce küçük parçalara ayıran, evyeye bağlı araç

Öğütme haznesi anlamı, tanımı:

Öğütme : Öğütmek işi.

Öğüt : Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.

Hazne : Bir şeyin toplandığı, biriktirildiği yer, depo. Döl yatağı. Hazine.

Mutfak : Yiyecek kültürünün tamamı. Yemek pişirilen yer, aş damı.

Yemek : Birine alacağını vermemek, ödememek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Kandırmak. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Yemek yeme, karın doyurma işi. Yasal yoldan cezalandırılmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Isırmak. Başkasının parasını harcamak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek.

Atık : Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı. Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan.

 

Boru : Borazan. Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir.

Aktarma : Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Para aktarımı. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Alıntı. Aktarmak işi. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

Küçük : Yaşı daha az olan. Küçük abdest. Niceliği az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Değersiz, önemsiz. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada.

Parça : Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Nesne. Tane. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.