In the altogether türkçesi In the altogether nedir

In the altogether ile ilgili cümleler

English: The children were swimming in the altogether.
Turkish: Çocuklar çırılçıplak yüzüyordu.

In the altogether ingilizcede ne demek, In the altogether nerede nasıl kullanılır?

In : Da. Tutulan. İçeriye. De. İç. İçeri doğru yönelen. İçeri. Dahili. Gelmiş olan. Halinde.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Altogether : Topu topu. Genelde. Bütün yanlarıyla. Bütün yönleriyle. Hepten. Baştan sona. Tamamen. Herşeye rağmen. Büsbütün. Bütün bütün.

In the abstract : Kavram olarak. Teoride. Kuramsal olarak. Genel olarak. Nazari olarak.

In the act : Cinsel ilişki sırasında. Eylem halinde. Çalışır halde. Eylemde. Suçüstü. İşbaşında.

In the air : Kritik noktada. Havada kalmış. Karara bağlanmamış. Kararlaştırılmamış. Boşlukta kalmış. Askıda. Herkesin aklında. Ortalıkta dolaşan. Havada. Olası.

In the afternoon : İkindiyin. Öğleden sonra.

In the back : Arkadan.

In the ascendant : Hüküm süren. Egemenliği artan. Egemen olan. Etkinliği artan. Yıldızı parlayan. Etkin olan. Gücü artan.

 

In the ascendent : Etkin olan. Hüküm süren. Egemen olan.

İngilizce In the altogether Türkçe anlamı, In the altogether eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In the altogether ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Have nothing on : Masum. Soyunmuş. Üzerinde bir şey olmamak. Suçlu olduğuna dair kanıt yok.

Bleak : Akkefal. Tatlı su sardalyesi. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, sazangiller (cyprinidae) familyasından, asya'da tatlı sularda yaşayan bir tür. Sazangiller familyasından, şerit arakonakçısı bir balık türü; akbalık. Nahoş. Üzgün. Tatsız. Sevimsiz.

Exposed : Açık. Muhafazasız. Meydanda. Ortada. Maruz. Açıkta. Korunmasız. Maruz kalan. Açıkça.

Bares : Açılmak. Açık. Açığa vurmak. Soymak. Gözle görülür hale getirmek. Çıkarmak. Açmak.

Denuded : Çıplaklaşmış. Çıplak bırakmak. Erozyona uğratmak. Kel. Soymak. Açmak.

Peeled : Soymak. Kabuğu soyulmuş. Dökülmek (deri). Sıyrık. Dal taşak. Kabuğunu soymak. Soyunmak.

Bleakish : Meydanda. Korunmasız. İçi karartıcı. Üzüntü verici. Bunaltıcı. Örtüsüz. Açık.

In the altogether synonyms : starkers, not a stitch on, in a state of undress, bare, birthday suit, as bald as a coot, barest, stark naked, in the buff, buck naked, au naturel, derbio, congenital, in the nude, without a stitch of clothing, bleaker, in the raw, from birth, destitute, aboveboard, without a stitch on, mother naked, barer, in the state of nature, bleakest.