Bleak türkçesi Bleak nedir

  • Rüzgarlı.
  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, sazangiller (cyprinidae) familyasından, 12 cm kadar uzunlukta, pullarını örten gümüşlü bir pigmentin yapay inci olarak kullanıldığı, avrupa ve anadolu ırmaklarında yaşayan bir balık türü. akbalık.
  • Sevimsiz.
  • Tatsız.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Nahoş.
  • Rüzgara açık.
  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, sazangiller (cyprinidae) familyasından, asya'da tatlı sularda yaşayan bir tür.
  • Kara.
  • Kötü.
  • Rüzgara maruz.
  • İnci balığı.
  • Umutsuz.
  • Rüzgar alan.
  • Akkefal.
  • Soğuk.
  • Tatlı su sardalyesi.
  • Sazangiller familyasından, şerit arakonakçısı bir balık türü; akbalık.
  • Çıplak.
  • Üzgün.
  • Kasvetli.

Bleak ingilizcede ne demek, Bleak nerede nasıl kullanılır?

Bleaker : Akkefal. Çıplak. Kötü. Umutsuz. Sevimsiz. Üzgün. Kara. Rüzgarlı. Soğuk. Rüzgara maruz.

Bleakest : Akkefal. Kara. Soğuk. Umutsuz. Sevimsiz. Rüzgara maruz. Çıplak. Rüzgar alan. Kötü. Rüzgara açık.

Bleakish : Meydanda. Açık. Korunmasız. Örtüsüz. İçi karartıcı. Bunaltıcı. Çıplak. Üzüntü verici.

Bleakly : Hüzün verici bir şekilde. İçi karartıcı bir şekilde. Üzüntü verici bir şekilde. Bunaltıcı bir şekilde. Sevimsizce.

Bleakness : Soğukluk. Çıplaklık. Sevimsizlik. Umutsuzluk.

Bleaching agent : Ağartma malzemesi. Beyazlatma maddesi. Ağartıcı. Kumaşları veya başkaca malzemeleri beyazlatmak veya renksizleştirmek için kullanılan bileşim (çamaşır suyu gibi). Kasar maddesi. Ağartma maddesi.

 

Bleachery : Kasar dairesi. Beyazlatma işleminin yapıldığı yer. Ağartma bölümü. Kasar atölyesi.

Bleaching : Aklaştırıcı. Beyazlatıcı. Ağartıcı. Soldurma. Ağartarak. Ağartma. Beyazlatma. Kasarlama.

Bleach : Ağartmak. Beyazlatmak. Ağartıcı. Rengini açmak. Ağartma maddesi. Beyazlatıcı. Beyazlamak. Ağarmak. Kastarlamak. Beyazlatıcı madde.

Bleaching lime : Kireçkaymağı. Kireç kaymağı.

İngilizce Bleak Türkçe anlamı, Bleak eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bleak ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dim : Budala. Donuk. Karartmak. Işıkların parlaklık derecesini yavaş yavaş azaltmak. Ahmak. Loşlaştırmak. Bulanmak. Sönük. Sönükleşmek.

Chippy : Bir tür amerikan serçesi. Sarhoşluktan olan. Çentik. Serçe. Ufak sincap. Balık ve patates kızartması satılan yer. Can sıkıcı. Çentikli.

Depressed : Durgun. Morali bozuk. Buhranlı. Düşürülmüş. Çökmüş. Keyifsiz. Kasavetli. Basık. Karamsar.

Grotty : Pis. Kıtıpiyoz. Rezil. Kırtıpil. Berbat. Felaket. İğrenç. Pasaklı.

Angular : Arkadaşlık kurması zor. Zayıf. Çöp gibi (argo terim). Bir deri bir kemik. Açılı. Köşeli. Kemikli. Çöp gibi.

Darkest : En koyu. Bulanık. Gizli. Loş. Karanlık. Üzüntülü. Asık suratlı. Işıksız.

Calm : Endişesiz. Dingin. Sakinleştirmek. Ağırbaşlı. Serinkanlı. Sakinlik. Esintisiz. Soğukkanlı. Arsız. Durgun.

Burdensomely : Ağır bir biçimde. Beceriksizce. Külfetli bir şekilde. Acıklı bir tarzda.

 

Beastlier : Çirkin. Hayvanca. Beğenilmeyen. Hayvan gibi. Berbat. Sevilmeyen. Kaba. İstenilmeyen.

Chagrined : Kırgın.

Bleak synonyms : au naturel, displeasing, barren, exposed to the wind, in a state of undress, breeziest, bleakest, beastliest, nice, antipathetic, bleakish, beyond hope, beastly, a cell, wind swept, earths, adust, bleaks, abacus bodies, bad, blustery, dullest, afflicted, comfortless, breezier, blue, cheerless, bares, disagreeable, blustering, gustful, abramis zone, windy.

Bleak zıt anlamlı kelimeler, Bleak kelime anlamı

Hopeful : Ümitvar. Geleceği parlak. Umutlu. Ümit verici. İyimser. Umut verici. Ümitli. Umutlandırıcı. Umut veren.

Hospitable : Misafirperver. Konuksever. Ilımlı. İkramcı. Açık fikirli. Açık. Mükrim.

Bleak ingilizce tanımı, definition of Bleak

Bleak kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small European river fish (Leuciscus alburnus), of the family Cyprinidæ. The blay. Pale. Pallid. Without color.