Inhouse türkçesi Inhouse nedir

  • Kurumiçi.
  • Teksas eyaletinde şehir.

Inhouse ingilizcede ne demek, Inhouse nerede nasıl kullanılır?

Inhold : İçinde barındırmak.

Inholder : Oturan. İkamet eden. Yaşayan. Mukim.

Inholding : İçinde barındırmak. Bir yerde yaşayan bir kimsenin sahip olduğu özel toprak.

Inhomogeneities : Homojen olmama. Homojen olmama durumu. Türdeşsizlik. Benzer veya aynı şekilde olmama durumu. Homojensizlik. Ayrışıklık.

Inhomogeneity : Homojensizlik. Türdeşsizlik. Ayrışıklık. Benzer veya aynı şekilde olmama durumu. Homojen olmama. Homojen olmama durumu.

Inhospitableness : Konuk sevmezlik. Soğuk muamele.

Pinholes : Küçük delik. İğneucu benek. Pim deliği. İğne deliği. İğne ile açılmış delik. İğnenin girdiği delik. Gaz delikciği. Gözenek. Delik.

Cousinhood : Kardeş çocuğu olma. Kuzenler arasındaki ilişki.

Groupe baader meinhof : Bader meinhof grubu.

Inhospitable : Soğuk. Misafirperver olmayan. Konuk sevmez. Konukseverlik göstermeyen. Yaşanması zor olan (yer veya iklim). Misafir kabul etmez.

İngilizce Inhouse Türkçe anlamı, Inhouse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inhouse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cottage : Kulübe. Küçük ev. (genelde eşcinseller) topluma açık bir yerde seks yapmak. Yazlık ev. Köşk. Kır evi. Sayfiye evi. Kırevi.

 

Saltbox : Tuz kabı. Binanın ön yüzünde iki ve arka tarafında bir daire bulunan amerikan mimari tarzı (genellikle new england'da bulunan). Ön tarafından iki arka taraftan tek katlı olan bina. Tuz saklamak için kap. Tuz muhafaza etmek için olan bir kutu.

Mansion : Kaşane. Büyük ev anlamında. orta çağ dinsel oyunlarının bir türünde, sahne üzerine yan yana kurulan ve değişik yerleri (cennet, cehennem, kilise, vb.) simgele yen eve benzeyen dekorların tümü; eşzamanlı dekor anlayışı böylece ilk kez ortaçağ'da ortaya çıkmıştır. Malikane. Konak. İlk kez ortaçağ'ın dinsel oyunlarıyla ortaya çıkan, seyirciye göre solda cennet, sağda cehennem olmak üzere, bu iki uç kavram arasındaki yerleri aynı oyun alanı üzerinde, yerleşik biçimde kapsayan sahne türü. Orta çağ oyunlarında yan yana kurulan en çok da roman memleketlerinde önü açık kulübeler (bk. evler, simültane sahne.). Büyük konak. Mansiyon. Eş zamanlı sahne.

Loft : Tavanarası. Güvercinlik. Izgara üstü. Çatıkatı. Askı palangalarının bulunduğu ızgaraların üstü. onarımlarda buraya demir merdivenle çıkılır ve üzerinde yürünebilir. Yükseğe atmak. Çatı katı. Tavan arası. Çatı arası. Ahır üstündeki samanlık.

Manse : Papaz evi. Papaz lojmanı.

Dwelling house : Mesken. Konut binası. İkametgah. Konut. Ev.

Semidetached house : Bir duvarı bitişik ev. Ortak duvarlı ev. Yarı müstakil ev.

Alices : Kadın ismi. Kuzey dakota eyaletinde şehir.

Attic : Tavan arası. Tavanarası. Sade. Atinalılarla ilgili. İnce. Çatı katı. Doğru. Çatıarası oda. Atika ile ilgili. Çatı odası.

 

Boarding house : Pansiyon. Öğrenci evi. Barıncak. Karşılığında bir gündelik ödenerek oturulan, kimisinde, yemek yemeye elverişli ortak yerler de bulunan ve çoğu kez bir ailenin yanında kalınan konut. öğrencilerin, karşılığında para ödeyerek kaldıkları yurt. Ucuz otel. Öğrencilerin okurken para ödeyerek kaldıkları yer. bk. öğrenci yurdu. Hostel. Misafirhane.

Inhouse synonyms : hunting lodge, solar house, fraternity house, single dwelling, row house, sod house, rooming house, tract house, frat house, doll's house, soddy, adrian, hall, garret, chapterhouse, country house, building, mansion house, habitation, allen, boardinghouse, residence, abilene, safe house, abode, guesthouse, alice, edifice, albany, accommodate, argyles, villa, dollhouse.

Inhouse zıt anlamlı kelimeler, Inhouse kelime anlamı

Unoccupied : İşsiz. Oturulmayan. İşgal edilmemiş. Boşta gezen. Boş.

Misused : Hırpalamak. Suistimal etmek. Yanlış kullanmak. Hor kullanmak. Hatalı kullanılmış. Kötüye kullanmak.