Insofar türkçesi Insofar nedir

  • Şu kadar ki.
  • Uzak.
  • Uzakta.
  • Belli bir yere kadar.
  • Bu dereceye kadar.
  • Buraya kadar.
  • Belli bir dereceye kadar.
  • Uzağa.
  • O dereceye.

Insofar ile ilgili cümleler

English: Insofar as we know, he is guilty.
Turkish: Bildiğimiz kadar, o suçlu.

Insofar ingilizcede ne demek, Insofar nerede nasıl kullanılır?

Insofar as : -diği kadar. -diğince. -duğu kadar. -a kadar.

Insobriety : Ayyaşlık. Bekrilik. Aşırılık. Sarhoşluk.

Insociably : Asosyal bir şekilde.

Insolate : Güneş altında tutmak. Güneşlenmek. Güneşlendirmek. Güneşte kalmak. Güneş ışığına maruz bırakmak. Güneşe maruz bırakmak. Güneşe koymak. Güneş ışığına maruz kalmak.

Insolation : Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Güneşe tutma. Güneşe maruz bırakma. Güneşlendirme. Güneşleme. Güneşe serme. Güneşlenme. Güneş radyasyonu. Güneşte bırakma. Yerkabuğunun güneşten gelen ışık ve ısıdan yararlanması ve bunun mevsimlere, bulunulan yere göre yıl içinde gösterdiği değişiklik.

Insoluble : Halledilemez. Çözümsüz. Çözülmez. Çözümsüz sorun. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir çözücü içinde hiç çözünmeyen ya da çok az çözünen özdek. Halledilmez (problem vb). Umarsız. Çözünmez. Erimez madde.

Insolents : Aşağılayıcı. Saygısız. Küstah. Dili uzun. Küçük düşürücü. Terbiyesiz. Cüretkar. Arsız. Cüretli.

 

Insolently : Küstahça.

Insolubility : Çözülmezlik. Umarsızlık. Erimez olma durumu. Çözümsüzlük. Çözünmezlik. İçinden çıkılmazlık. Katışmazlık. Erimezlik.

Insolence : Hakaret. Cüretkarlık. Cüret. Arsızlık. Küstahlık. Yüzsüzlük. Hürmetsizlik. Saygısızlık. Aşağılama.

İngilizce Insofar Türkçe anlamı, Insofar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Insofar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

So far : Şimdiye dek. Bir yere kadar. Belirli bir mesafe. Şimdiye kadar. O kadar uzak. Belirli bir yere kadar. Şu ana kadar. Bu zamana dek.

Farther : Bundan başka. İlerdeki. Öteki. İlave edilen. Daha fazla. Öteye. Daha ileri. Uzaktaki. Daha öte.

Away : Buradan. Yok. Devamlı. Deplasman maçı. Yola çıkmış. Durmadan. Bir yana. Deplasmanda.

Aloof : Ayrı. Kendi halinde. Soğukça. Soğuk. İlgisiz. Uzak duran.

Far off : Dalgın. Çok uzak.

Clear : Açıkça. Temize çıkarmak. Berraklaşmak. Bütünüyle. Açık olarak beli olan deneysel ve kuramsal verilere ilişkin. Açık. Net. Duru.

Far : Öteki. Alıs. (pek) çok. Daha uzaktaki. Çok fazla. Çok. -den uzak. Bir hayli.

Afar : Uzaktan. Etiyopya'da yaşayan etnik bir grup.

Insofar synonyms : off afar, in the distance, far afield, to a distance, circumferential, apart, afield, faraway, apo, off the beaten track, a long way off, thus far, distant, to that degree, far away, at a distance, to that extent, hither, in so far, out of the way, afars.