Absenting türkçesi Absenting nedir

Absenting ingilizcede ne demek, Absenting nerede nasıl kullanılır?

Absentia : Yokluğunda. Latince in absentia teriminin bir parçası (yokluk, önünde olmaması).

In absentia : Yokluğunda. O yokken. O mevcut olmadan. O olmadan.

Absent minded : Unutkan. Dalgın.

Absent mindedly : Şaşkın bir halde. Şaşkınca.

Absent mindedness : Dalıp gitme. Dalgınlık.

Absentee : Vazifede bulunmayan. Görevine devam etmeyen. Başka bir ülkede ikamet eden mal sahibi. Devamsız kimse. Hazır bulunmayan. Başka bir ülkede oturan mal sahibi. Bekaya. Gelmeyen kimse. Hazır olmayan kişi. Bulunmayan.

Absentee ballot : Yabancı oy. Posta yoluyla verilen oy. Posta yoluyla kullanılan oy. Posta ile kullanılan oy.

Absent oneself from : Uzak durmak. Ayrılmak. Karışmamak. Katılmamak. Başka yerde kalmak. Kendini çekmek. Okuldan kaçmak. -den uzak durmak. Geri çekilmek.

Absente : Latince absente reo (davalının hazır olmaması) deyiminin bir parçası. Yitimli.

Absent oneself : Gitmek. Hazır bulunmamak. Bulunmamak. Çıkmak. Katılmamak. Gelmemek.

İngilizce Absenting Türkçe anlamı, Absenting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Absenting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Absent minded : Unutkan.

Deepest : Ağır. Yürekten. Bilinçaltı. Karışık. Tok (ses). Keskin. Anlaşılmaz. Koyu. Genişliğinde. Aşırı.

Absent : İlgisiz. Yok.

Accentuation : Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Önemle belirtme. Harekeleme. Belirtme. Vurgu. Vurgu işaretlerini koyma. Vurgu işaretleri koyma. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgulu okuma.

Inconstant : Sebatsız. Dönek. Kararsız. Sadakatsiz. Sabit olmayan. Maymun iştahlı. Gelgeç. Değişken. Vefasız.

Be absent : Olmamak. Katılmamak. Mevcut olmamak. Çekilmek.

 

Not found : Bulunamayan. Bulunamadı. Bulunmadı. Bulunamıyor.

Abortive : Faydasız. Beyhude. Verimsiz. Nafile. Akim. Gelişmemiş. Başarısız. Abortif. Sonuçsuz.

Missing : Kaçırma. Yitik. Kaybolmuş. Kayıp. Özlem. Kaybolma. Noksan.

Nonextant : Varolmayan.

Absenting synonyms : deficiencies, absent oneself, lost, dumb, broody, declarative, amiss, be lacking, defaulters, defaulter, irregular, abstracted, the unseen, deficient, discontinuous, cogitative, absented, deep, bemused, deeper, contemplative, be away, defective, consumed, burton, absentee, destituent, snatchy, devoid, deficit, deficiency, action, impermanent.

Absenting zıt anlamlı kelimeler, Absenting kelime anlamı

Interrogative : Soru biçiminde. Soru ifade eden. Soru. Soru edatı. Soru soran. Sorgu. Sorulu. Soru sözcüğü. Soru zamiri. Soru belirten.

Interrogatory : Soru türünden. Soru belirten. Soru ifade eden. Soru.

Disagreement : Anlaşmazlık. Çatışma. Uygun bulmama. İhtilaf. Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama. Bozuşma. Uzlaşmazlık. Mübayenet. Tartışma. Münakaşa.