Absente türkçesi Absente nedir

  • Yitimli.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Latince absente reo (davalının hazır olmaması) deyiminin bir parçası.

Absente ile ilgili cümleler

English: You can vote by absentee ballot.
Turkish: Mektupla oy kullanabilirsin.

Absente ingilizcede ne demek, Absente nerede nasıl kullanılır?

Absented : Gaip. Bulunmamak. Eksik. Yok (mevcut olmama). Namevcut. Devamsız. Dalgın. Bulunmayan (kişi) (orada artık). Bulunmayan. Yoklamada bulunmayan.

Absentee : Vazifede bulunmayan. Başka bir ülkede oturan mal sahibi. Hazır olmayan kişi. Görevi başında bulunmayan kimse. Başka bir ülkede ikamet eden mal sahibi. Bulunması gereken yere gelmeyen kimse. Hazır bulunmayan. Bekaya. Gelmeyen kimse. Devamsız kimse.

Absentee ballot : Posta ile kullanılan oy. Posta yoluyla verilen oy. Yabancı oy. Posta yoluyla kullanılan oy.

Absentee landlord : Varlığının idaresini kiracısına bırakan mal sahibi. Kiraya verdiği gayrimenkulden uzakta yaşayıp onunla pek ilgilenmeyen mülk sahibi.

Absentee rate : Devamsızlık oranı.

Chronic absenteeism : Sürekli işe gelmeme. İşçilerin bir işe gelmemelerinin sürekli durum göstermesi.

Absentee vote : Posta ile kullanılan oy. Posta yoluyla kullanılan oy.

Absent mindedly : Şaşkınca. Şaşkın bir halde.

Unexcused absenteeism : Özürsüz işe gelmeme. İşçilerin işe özürleri olmadığı halde gelmemeleri.

 

Absentees : Başka bir ülkede oturan mal sahibi. Gelmeyen kimse. Görevi başında bulunmayan kimse. Devamsız kimse.

İngilizce Absente Türkçe anlamı, Absente eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Absente ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

American law of corporation : Dernekler tüzesi.

Abduction : Kaçırma (bir kimseyi). Adam kaldırma. Zorla kaçırma. (kas) dışarı çekme. Abdüksiyon. Dışaçekim. Adam kaçırma. Dışaçekim (tıp veya medikal terimi). Kaçırma.

Deficiency : Sakatlık. Biyoloji, hukuk, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Noksan. Kusur. Gerilik. Açık. Eksik. Eksiklik, noksanlık. Hesap açığı. Doğal nedenlerle malın ağırlığında beliren eksilme. açık. varlıklar ile borçlar arasındaki fark.

Nonoccurrence : Olmama. Vuku bulmama. Meydana gelmem. Meydana gelmeme.

Lack : Yoksun kalmak. Eksiklik. Olmayış. -sizlik. İhtiyacı olmak. Yoksun olmak. Olmamak. -den yoksun olmak. Yokluk. Eksik olmak.

Aggravating circumstances : Cezayı ağırlaştırıcı nedenler. Cezayı ağırlaştırıcı sebepler. Ağırlaştırıcı nedenler. Ağırlaştırıcı sebep. Cezayı ağırlatıcı nedenler. Suçu ağırlaştırıcı sebepler.

Allegation : Suçlama. Mazeret. İddia. İleri sürme. İtham. İthamname. Özür. Bahane. Sav.

Presence : Yüksek frekansları düzenleyerek sesin canlılığını denetleyen bir çeşit frekans düzenleyici devre. Görünüş. Mevcudiyet. Hazır bulunma. Tavır. Yapı. Varlık. Protokol görevlileri. Kişilik.

Administer an oath : Andiçirme. Yemin ettirmek. Ant içirmek.

Administrative districts : İdari bölüm. İdari bölge. İlçe. Kaza.

 

Absente synonyms : introuvable, truant, abstention, act of witness, want, annulment, away, awol, awayness, administration of justice, acts contra bonos mores, a wide saloon, abetment, abstainer, accused.

Absente zıt anlamlı kelimeler, Absente kelime anlamı

Presence : Varoluş. Duruş. Hazır bulunma. Yüksek frekansları düzenleyerek sesin canlılığını denetleyen bir çeşit frekans düzenleyici devre. Kişilik. Varlık. Huzur. Protokol görevlileri. Görünüş.

Absence : Yokluk. Devamsızlık. Bulunmama (bulunması gerekirken yerde). Gıyap. İşçilerin işe gelememesi. Eksiklik. Dalgınlık. Uzakta olma. İşe gelmeme. Yitiklik.

Present : Adamla getirtme. Şimdiki. Halihazır. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Armağan. Göstermek. Tanıtmak. Takdim etmek. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mevcut.