Abundant in türkçesi Abundant in nedir

  • Dolu (bol miktarda).

Abundant in ile ilgili cümleler

English: Australia is abundant in minerals.
Turkish: Avustralya'da mineraller bol miktarda bulunur.

English: Japan is not abundant in natural resources.
Turkish: Japonya doğal kaynaklarca zengin değildir.

English: Military toys are abundant in the shops.
Turkish: Asker oyuncakları dükkanlarca bolca bulunur.

English: Natural resources are not abundant in Japan.
Turkish: Japonya'da doğal kaynaklar bol değildir.

English: Oil is abundant in that country.
Turkish: Şu ülkede petrol çoktur.

Abundant in ingilizcede ne demek, Abundant in nerede nasıl kullanılır?

Abundant : Gani. Bereketli. Dolu (bol). Bol. Gür (saç). Külli. Dolu. Verimli. Feyizli. Çok.

In : İçeri. Tutulan. Mevsimi gelmiş. İçinde. Çok moda olan. Olarak. İçeriye. Gelmiş olan. İktidardaki. İçeri doğru yönelen.

Be abundant in : (bir şeyden) bol bulunmak. Dolusu olmak. Dolu olmak. İle dolu olmak. -ndan bir sürü olmak. (bir şeyden) bolca bulunmak. (bir şeyden) çok bulunmak.

Abundantly : Fazlasıyla. Bol bol. Çok miktarda. Buram buram. Bolca. Ferah ferah. Çokça. Gani gani. Gırla. Bol miktarda.

A bargain is a bargain : Anlaşma anlaşmadır. Söz bir kere verilir.

A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.