Abundant türkçesi Abundant nedir

Abundant ile ilgili cümleler

English: Australia is abundant in minerals.
Turkish: Avustralya'da mineraller bol miktarda bulunur.

English: Alpine flowers are abundant there.
Turkish: Alp çiçekleri burada boldur.

English: Military toys are abundant in the shops.
Turkish: Asker oyuncakları dükkanlarca bolca bulunur.

English: Japan is not abundant in natural resources.
Turkish: Japonya doğal kaynaklarca zengin değildir.

English: Natural resources are not abundant in Japan.
Turkish: Japonya'da doğal kaynaklar bol değildir.

Abundant ingilizcede ne demek, Abundant nerede nasıl kullanılır?

Abundant in : Dolu (bol miktarda).

Be abundant in : Dolusu olmak. (bir şeyden) bolca bulunmak. (bir şeyden) bol bulunmak. -ndan bir sürü olmak. (bir şeyden) çok bulunmak. İle dolu olmak. Dolu olmak.

Be abundant : Gırla gitmek. Bereketli olmak. İle dolu olmak. Verimli olmak. Bol olmak.

Abundantly : Ferah ferah. Çok miktarda. Bol miktarda. Bol bol. Bolca. Buram buram. Fazlasıyla. Gani gani. Gırla. Çokça.

Overabundant : Aşırı bol. Haddinden fazla.

Total abundance : Toplam bolluk. Bir topluluğun içindeki birkaç boyda ya da türdeki bolluk sayılarının toplamı.

Abundances : Bet bereket. Külliyet. Zenginlik. Feyiz. Miktar. Kesret. Varlık ve rahatlık. Bereket. Servet. Refah.

 

Absolute abundance : Salt bolluk. Popülasyon içerisindeki bir balık türünün toplam sayısı. Mutlak bolluk.

Isotopic abundance : İzotopik bolluk. Yerdeş bolluğu. Bir numune içindeki element izotopu atom sayısının, bu elementin toplam atom sayısına oranı.

In great abundance : Zenginlik içinde. Varsıllık içinde. Büyük varlık içinde. Büyük bolluk içinde.

İngilizce Abundant Türkçe anlamı, Abundant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Abundant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Long : Hasretini çekmek. Arzu etmek. İstemek. Hasret kalmak. Can atmak. Özlemini çekmek. Uzun. Hasret olmak. Susamak. Özlemek.

Full bodied : Dolgun yapılı. Dolgun. Gövdeli. Koyu. Lezzetli.

Riotous : Sefih. Aşırı derecede. Kargaşa çıkaran. İsyan çıkaran. Gürültücü. Hovarda. Curcunalı. Huzuru bozan. Gürültülü.

Fertilized : Gübrelemek. Verimli kılınmış. Döllenmiş. Gübrelenmiş. Verimli kılmak. Gübreli. Döllemek. Aşılamak.

Affluents : Varlıklı. Hali vakti yerinde. Gönençli. Gürül gürül akan. Irmak ayağı. Bir nehrin ayağı. Refah içinde. Zengin.

Verdant : Pişmemiş. Yeşillikli. Taze. Yeşil. Yemyeşil (tarla veya orman vb). Tecrübesiz. Toy.

Rank : Tabaka. Parametrik olmayan testlerde kullanılan bir işlem olup yalın bir dizideki n verinin küçükten büyüğe doğru dizilmesi ve en küçük verinin sıra numarasının 1 ve en büyük verinin sıra numarasının ise n olacak biçimde tüm verilere sıra numaralarının verilmesi işlemi. Aşama. Sıra olmak. Saf. Bir sıra düzeni oluşturan aşamalardan her biri. Saymak. Rütbelendirmek. Rütbe.

 

Baggier : Sarkık. Düşük. Asılı. Gevşek. Torba gibi sarkan. Şapşal. Çuval gibi. Şişkin. Torba gibi.

Easy : Yavaş. Susun. Dertsiz. Rahat. Serbest. Basit. Kolay. Doğal. Sakin. Asan.

Abundant synonyms : plenteous, quantity, fructiferous, foody, voluminous, blessed, fraughts, fraught with, fertile, a raft of, ample, fatter, cornucopian, caboodle, thick, copious, covered with, bounteous, charged, generous, a whale of, efficiently, a great number of, plentiful, bolus, cornucopiate, lush, profuse, rampant, efficient, full, fraught, a great deal.

Abundant zıt anlamlı kelimeler, Abundant kelime anlamı

Poor : Zavallı. Zayıf (az). Bayağı. Düşük dozlu. Düşük kaliteli. Naçizane. Adi. Kötü. Mutlak yoksulluk durumunda olan kişi. Sağlıksız.

Scarce : Zor bulunur. Kıt. Az. Nadir. Sınırlı. Zoraki. Az bulunur. Eksik. Seyrek.

Meager : Tatsız. Kıt. Eksik. Yetersiz. Bağlayıcısı az. Zayıf. Az. Bereketsiz. Yavan. Yağsız.

Abundant ingilizce tanımı, definition of Abundant

Abundant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Plentiful. Fully sufficient. Followed by in, rarely by with. In copious supply.