Acık nedir, Acık ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma.
Biraz, azıcık, pekaz.
Öç, intikam, kin, garaz.
İnat, zıddiyet, nisbet.
Keder, ıstırap, elem.
Merhamet, şefkat.
Hiddet, gazap, öfke.
[Bakınız: acığ].
Sıkıntı, eziyet: Şu işi görürken bana acık etme.
[Bakınız: acalma].
Yaban armudu, ahlat.
Sumak yaprağı, nar, ceviz, palamut kabuğu, şap gibi şeylerden yapılan ve içine boyanacak bez atılan sıvı.
Azıcık, biraz.
Teknik terim anlamı:
Acı, dert, ıstırap.
Acık ile ilgili Cümleler
- Daha önce hiç bu kadar acıktığımı sanmıyorum.
- Ben acıktım.
- Sadece beni yalnız bırak. Sen acıklısın.
- Acıktığımdan ve beş kuruşum olmadığından dilenmeye karar verdim.
- Acıkmaya başlıyorum.
- Sen acıklı görünüyorsun.
- Acıkmadın mı?
- Acıksın
- Acıkmadınız mı?
- Acıktınız mı?
- Yemek pişirmenin kokusu beni acıktırıyor.
- Eğer çok uyursan, acıkacaksın.
- Acıklı görüntü bizi gözyaşlarına boğdu.
Acık ile ilgili Atasözü veya Deyim
acıkan doymam, susayan kanmam sanır : bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur anlamında kullanılan bir söz.
acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler : geçim sıkıntısı yaşayan kimse sıkıntısını gidermek için türlü yollara başvurur, canı yanan ise sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler anlamında kullanılan bir söz.
acıklı başta akıl olmaz : büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler anlamında kullanılan bir söz.
acıkmış kudurmuştan beterdir : uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken kimse, onu gördüğünde büyük bir istekle ona saldırır anlamında kullanılan bir söz.
acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur : koruduğunuz kimsenin sürekli acınmasına izin verirseniz arsız olur, emeğinin karşılığını tam olarak vermediğiniz kişi de hırsız olur anlamında kullanılan bir söz.
acıyan uyumuş, acıkan uyumamış : her türlü sıkıntıya katlanılır, açlığa katlanılmaz anlamında kullanılan bir söz.
Acık anlamı, kısaca tanımı
Acık etmek : Istırap vermek, elem ve keder içinde bırakmak.
Acıka : Kırmızı biber ve cevizle yapılarak kahvaltıda yenilen, salça kıvamında bir yiyecek.
Acıkabalak : İlâç olarak kullanılan geniş yapraklı bir ot.
Acıkabilme : Acıkabilmek işi veya durumu.
Acıkabilmek : Acıkması mümkün olmak veya acıkma olasılığı bulunmak.
Acıkak : Armut kurusu. Ufak elma kurusu. Bozulmuş elma ve armut kurusu.
Acıkalabak : İlâç olarak kullanılan geniş yapraklı bir ot.
Acıkcıcık : Heves, istek.
Acıkdan : Biraz sonra, birazdan.
Acıkıcı : Hindiba.
Acıkıcı etmek : Nisbet yapmak, imrendirmek, kıskandırmak.
Acıkıntıma : Bahar başlangıcında görülen ilk yeşillikler.
Acıkıverme : Acıkıvermek durumu.
Acıkıvermek : Çabucak acıkmak.
Acıklamak : Acıkmak (hayvanlar hakkında): Buzağı acıkladı. İplik ve bezi çeşitli renklere boyamadan önce, ceviz, nar kabuğu ve şap ile solmaz bir renge boyamak. Sırrını açıklamak.
Acıklandırmak : Üzecek, can sıkacak şeyler söylemek, yapmak. Kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek.
Acıklanmak : Üzülmek, acımak, müteessir olmak. Kızmak, çıkışmak, öfkelenmek. İnatlanmak, inat etmek.
Acıklı güldürü : Tragedya ile komedya özelliklerinin bireşiminden ortaya çıkmış oyun türü. Acı bir görünümü gülünç bir durum ya da gülünç bir görünümü acı verici bir durum içinde gösteren oyun. Gülünç olaylar ile acıklı olayların birbirini izlediği, izleyicinin dikkatinin gülme ile acıma duyguları uyarılarak sürdürüldüğü, belirli kalıplara dayanan, büyük bir değer taşımayan sinema ya da televizyon yapıtı.
Acıklı komedya : Gülünç durumların birtakım acıklı durumlardan çıktığı tiyatro yapıtı türü. Acıklı durumları gülünç durumlarından daha sık olan komedya türü. Bu tür Fransa'da XVIII. yüzyılda ortaya çıkmıştır.
Acıklı opera : Konusu acıklı, sonu kötü biten opera türü.
Acıklı oyun : Eski konumuyla içinde müzikli geçişleri olan, konuşma örgüsü ezgisiz ,müzikli sahne yapıtı. Bugünkü anlamıyla, acıklı rastlantılar ve duygusal sahnelerden oluşan, iş gıcıklayıcı, kimi kez gülümsetici, çoğunlukla mutlu sonla biten, asal oyun türlerinden biri.
Acıköy : Kırşehir ili, Çiçekdağı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Acıksınmak : Üzülmek, acımak, müteessir olmak. Az bulmak, azsınmak: Ne o bahşişi acıksındın?.
Acıktan : Biraz sonra, birazdan: Açıktan size uğrayacağım.
Acıkulak : Kuzukulağı otu.
Acıkuyu : Ankara şehrinde, Şereflikoçhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya kenti, Çakmak bucağına bağlı bir yer. Konya ilinde, Kulu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Şanlıurfa şehrinde, Akçakale ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Acıkara : Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm.
Acıkılma : Acıkılmak işi.
Acıkılmak : Acıkma işine konu olmak.
Acıkış : Acıkma durumu.
Acıklı : Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
Acıklı komedi : Trajediye özgü ciddi ve acı verici olaylarla geleneksel olarak komediye özgü yöntemlerin içinde karşıtlaştığı tiyatro eseri, trajikomedi.
Acıklılık : Acıklı olma durumu.
Acıkma : Acıkmak işi.
Acıkmak : Yemek yeme gereksinimi duymak.
Acıktırma : Acıktırmak işi.
Acıktırmak : Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
Diğer dillerde Acı yitimi anlamı nedir?
İngilizce'de Acı yitimi ne demek ? : analgesia


Bu kısımda Acık nedir? Acık ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Acık tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Acık hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.