Accipient türkçesi Accipient nedir

  • Alıcı kimse.

Accipient ingilizcede ne demek, Accipient nerede nasıl kullanılır?

Accipiter : Geniş kanatlı ve uzun kuyruklu bir şahin. Doğu atmacası. Kısa. Yırtıcı kuş (kartal ve şahini dahil eden familya üyesi). Bayağı atmaca. Pençe bandaj.

Accipitral : Şahinler veya kartallar familyasından olan. Kartallar veya onların özellikleriyle ilgili olan. Şahinler.

Accipitrine : Şahinler ve kartallar familyasından olan.

İngilizce Accipient Türkçe anlamı, Accipient eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accipient ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mishap : Kaza. Aksilik. Şanssızlık. Felaket. Terslik. Uçağın külli hasara uğraması. Talihsizlik. Ufak kaza. Sakatlık.

Hap : Şans. Olmak. Baht. Tesadüf etmek. Rastlamak. Tesadüf. Meydana gelmek. Rastgelmek. Rastlantı.

Coincidence : Rastlantı. Uygunluk. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Eşanlık. Rast. Aynı zamanda olma. Çakışma. Tesadüf. Çatışma. Denk gelme.

Good luck : Kadem. Uğur. Bol şanslar!. Akyazı. Talih kuşu. Şans. Baht. Hayırlı ola!. İyi şans. Bol şans.

Crash : Davetsiz olarak gitmek. Çarpışmak. Gürültüyle düşmek. Batmak. Sabahlamak. Çarpma etmeni. Gürültü etmek. Gürlemek. Büyük bir gürültü yapmak. Hızla iflas etmek (işyeri).

 

Lottery : Tesadüf. Lisanslamadaki kura yöntemi. Kader. Rastlantı. Kura çekimi. Lotarya. Kur'a. Piyango.

Happenstance : Tesadüf. Hasbelkader. Rastlantı. Beklenmedik durum.

Happening : Vaka. Vuku. Olma. Doğaçlama. Arız. Olmak. Hadise. Vaki. Olay.

Shipwreck : Karaya oturtmak. Yıkılma. Geminin kazaya uğraması. Mahvolmak. Bitirmek. Kaza yapmak (denizde). Bozulma. Mahvetmek. Karaya oturmak. Yıkılmak.

Injury : Sakatlık. Kırma. İncitme. Zedelenme. Zarar. Bere. Ziyan. Hasar. Üzgü. İncinme.

Accipient synonyms : happy chance, occurrent, casualty, break, fatal accident, mischance, chance event, occurrence, natural event, collision, fortuity, wreck, accidental injury, stroke, misadventure.

Accipient zıt anlamlı kelimeler, Accipient kelime anlamı

Lender : İkraz eden. Ödünç veren. Borç para veren kişi. Borç veren kimse. Ödünççü. Faizle borç para veren. Mukriz. Kredi açan. Borç veren.

Late : Rahmetli. Son zamanlarda olan. Son zamanlardaki. Geçen. Merhum. Son. Tehirli. Gecikmiş. Ölü. Geç.

Accipient ingilizce tanımı, definition of Accipient

Accipient kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A receiver.