Accreditee türkçesi Accreditee nedir

  • Vekaleti olan kimse.
  • Temsil yetkisi olan.

Accreditee ingilizcede ne demek, Accreditee nerede nasıl kullanılır?

Accredited : Resmen tanınmış görevli. Resmen tanınmış. Onaylanmış. Ruhsatlandırılmış. İnanılan. Akredite. Güvenilen. İtibarlı.

Accredited ambassador : Akredite büyükelçi.

Accredited journalist : Akrediteli gazeteci.

Accredited state : Akredite devlet.

Unaccredited : Onaylanmamış. Kaynağı belirsiz. Ruhsatı olmayan. İtibarsız. İtibar edilmeyen. Doğrulanmamış. Resmen tanınmayan. Müsade edilmemiş. Tasdiksiz. Lisansı olmayan.

Accreditation : Tanıma (okul, eğitim programı). Eşitlik belgesi. Onay belgesi. Denklik. Yetki. Akreditasyon. Yetki onayı. Güven belgesi provizyonu. Yetki verme.

Accrediting : Yetki vermek. İtibar etmek. Güvenmek. Atfetmek. Atamak.

Accreditment : Yetki. Nitelik. İzin.

Letter of accreditation : Tavsiye mektubu. Birinin referanslarını listeleyen mektup. Akreditasyon mektubu.

Accredit something to somebody : Hesabına geçirmek.

İngilizce Accreditee Türkçe anlamı, Accreditee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accreditee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

License : Aşırı serbestlik. İzin tezkeresi vermek. Ehliyet. Lisans. Bir oyuncunun resmi yarışmalara katılabilmesi için ayaktopu birliğince kendisine verilen izin belgesi. Ruhsat. Özgürlüğün kötüye kullanılması. Lisans vermek. Evlenme cüzdanı. Oynama belgesi.

 

Credit : Güvenmek. Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme. ödünç para vermeyi üstüne alma. geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İnanç. İtibat etmek. İnanma. Çift yöntemli sayışımla verilen değerlerin alacaklı yönü, vezneden çıkan para, her tür sayışımdan çıkarılan değerler. Kazanç. Emniyet. Övgü.

Impute : İtham etmek. Üstüne atma (yükleme). Üstüne atmak. Yüklemek. Atmak. Hamletmek. Atfetmek. Vermek. İsnat etmek.

Certify : Doğrulamak. Onaylamak. Tasdiklemek. Tevsik etmek. Bir işlem ya da olayın doğruluğunu, gerçekliğini belgeleme, onaylama. Tasdik etmek. Deli raporu vermek. Belgelendirmek. Garantilemek.

Ascribe : Vermek. Hamletmek. Yüklemek. Yormak. İsnat etmek. -e yormak. Üstüne atmak. Ayırmak. Atfetmek. Yakıştırmak.

Assign : Pay olarak vermek. Bir işe koymak. Vermek. Tahsis etmek. Belirlemek. Havale etmek. Devretmek. İş vermek. Görev vermek. Hamletmek.

Recognize : Kabul etmek. Söz hakkı tanımak. Onaylamak. Anlamak (önemini veya gerçekliğini veya değerini). Tanımak. Fark etmek. Farketmek. Takdir etmek. Ayırt etmek. Farkında olmak.

Attribute : Simge. Atfetmek. Hamletmek. Bir nesneye yüklenebilen nitelik ya da yüklem. Atıf yapmak. Öznitelik. İzafe etmek. İsnat etmek. İnanmak.

Recognise : Ayırt etmek. Söz hakkı vermek. Tanımak. Farkına varmak. Haklı bulmak. İtiraf etmek. Fark etmek. Kabul etmek.

Licence : İzin belgesi vermek. Herhangi bir işin ya da tecim işleminin yapılabilmesi için devletçe kişiye ya da tecimsel kuruluşa verilen izin. yurda mal satma ya da yurttan mal çıkarma izni. İktisat, eskrim, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Lisans. İzin vermek. Yetki vermek. Ruhsat vermek. Sağlanan bulgu belgesini işletme konusunda, belge iyesinin başkalarına tanıdığı hak. Resmi izin vermek. İzin.

 

Accreditee zıt anlamlı kelimeler, Accreditee kelime anlamı

Decertify : Bir ruhsatı iptal etmek. (bir belgenin vb) geçerliliğini bozmak. İptal etmek. Bir belgeyi iptal etmek. Resmi bir belgeyi iptal etmek. Bir lisansı iptal etmek. Bir belgeyi reddetmek.

Unauthorized : Gayri resmi. Onaylanmamış. Resmi olmayan. İzinsiz. Yasak. Salahiyetsiz. Yetkisiz. Ruhsatsız.