Aged türkçesi Aged nedir

Aged ile ilgili cümleler

English: Ali hasn't aged one bit.
Turkish: Ali biraz yaşlanmadı.

English: Care aged him quickly.
Turkish: Bakım onu çabuk yaşlandırdı.

English: If it's not from Scotland and it hasn't been aged at least twelve years, then it isn't whisky.
Turkish: Eğer İskoçya'dan gelmiyorsa ve en az on iki yıl eskitilmediyse o zaman o, viski değildir.

English: We should be kind to the aged.
Turkish: Yaşlılara karşı nazik olmalıyız.

English: She is aged seventeen.
Turkish: O, on yedi yaşındadır.

Aged ingilizcede ne demek, Aged nerede nasıl kullanılır?

Aged alloy : Yaşlandırılmış alaşım.

Aged layer : Yumurta verimini tamamlamış, et için kesilen veya doğrudan tavuk kesimhanesinde rendering işlemine tutulan yumurtacı yaşlı tavuk. Çıkma tavuk.

Aged one : Bir yaşında.

Aged prematurely : Zamanından önce büyümüş. Erken yaşlanmış.

Fattening aged animals : Genç hayvanların aksine, sadece yağ birikimi yapan hayvanların besisi olup her bir kilogram canlı ağırlık artışı için daha fazla sindirilebilir besin maddeleri gerektiren ve günümüzde az uygulanan bir besi yöntemi, aşırı yağlandırma. Yağ besisi.

 

Agedness : Yaşamın son yollarında olma niteliği. Eskilik. Yaşlılık. Kartlık.

Antique tragedy : Antik tragedya. İö vı. yüzyılda yunanlı thespis ile başlıyan ve is ı. yüzyılda latin seneca ile son bulan yedi yüzyıllık bir dönem içinde yazılmış tragedyalardan her biri. en büyük yunan tragedya yazarları aiskhilos, sofokles ve öripides'tir. roma'da ise yapıtları oynanmaya elverişli olmamasına karşın, seneca'dır.

Middle aged : Orta yaşlı.

Averaged : Ortalamasını bulmak. Avaryalı. Ortalama olarak almak. Zarar görmüş. Ortalaması alınmış.

The aged : Yaşlanmış. İhtiyar. Yaşlı. Kartaloş. Yaşlandırılmış. Kocamış. Yıllanmış. Kart. Kartaloz. (içki) yıllanmış.

İngilizce Aged Türkçe anlamı, Aged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Time honored : Eski ve geçerli. Gelenekselleşmiş. Eskiden kalma. Nesillerdir saygı duyulan.

Oldies : Soğuk espri. Bayat espri. Eski şey. Aile.

Cartes : Yemek listesi. Menü. Alakart.

Postcards : Posta kartları. Posta kartı. Kartpostal. Kartpostallar.

In years : Senelerdir. Yıllardır. Yıllarca.

Cards : Tarak (dokuma). İskambil kağıdı. Esprili kimse. Tebrik kartı. Amerika'da kredi kartı alacak hesapları ile desteklenen dönen nitelikteki sertifikalar. Oyun kağıdı. Kartlar. Program. Belge. Kartvizit.

Gaffer : Moruk. Patron. Dede. Yaşlı adam. Yaşlı insan. Müdür. Şef. Saka. Ustabaşı.

Geezer : Moruk. Bunak.

Advanced in years : Görmüş geçirmiş. Yaşlıca. Çok bilgili. Yaşlı veya yaşlanmış. Yaşını başını almış. Yaşayıp görmüş. Yaşı biraz geçkince.

 

Senior : Yaşça büyük olan kimse. Son sınıf öğrencisi. Yaşça büyük. Daha yaşlı. Kıdemli kişi. Kıdemli. Üst. Kıdemli kimse. Üst düzey. Son sınıfa ait.

Aged synonyms : freedom, greeting card, board, anile, years old, elderly, elder, mellower, older, dry, old man, year old, card, older man, over the hill, hoar, the aged, doddered, old timer, postcard, oldie, gerry, passe, mellowest, pasteboards, gaffers, old woman, calling card, geriatric, antiquated, freewill, stricken in years, pasteboard.

Aged zıt anlamlı kelimeler, Aged kelime anlamı

Young : Gençlik. Yeni. Hayvan yavrusu. Taze. Gençler. Yavru. (hayvan) yavru. Küçük. Döl. Genç.

New : Keşfedilmemiş. Turfanda. Savaş silahı olarak kullanılan biyolojik ve veya veya tüksek teknoloji ürünü virüsler. Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Taze. Yeni olarak. Acemi. Yeni. Görülmemiş. Yaş.

Aged ingilizce tanımı, definition of Aged

Aged kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having lived almost to or beyond the usual time allotted to that species of being. Having lived long. An aged oak. Old. As, an aged man.