İhtiyar nedir, İhtiyar ne demek

İhtiyar; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"İhtiyar" ile ilgili cümle

  • "Genç olmasına karşın bakışları çok ihtiyardı." - A. Kutlu
  • "Şu ihtiyar toprak neler götürmüştür neler." - A. Kabaklı
  • "Bir gün odama kızgın bir ihtiyar girdi, elindeki bir tomar kâğıdı neredeyse fırlattı masama." - A. Kulin

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Türk kuklasında evin efendisi ibiş'le ihtiyar, Kavuklu ile Pişekâr'ın kukla oyunundaki özdeşleridirler.

Tiyatro'daki terim anlamı:

(Tul. Kuk.) Türk kuklasında İbiş'in karşısında oynayan ön kişi. İbiş İhtiyar'ın uşağıdır.

İhtiyar anlamı, tanımı:

İhtiyar etmek : Seçmek, ortaya koymak. yaşlandırmak, kocaltmak.

İhtiyar olmak : Yaşlanmak.

İhtiyar delikanlı : Yaşlı olmasına karşın dinç, canlı, hareketli ve etkin bir hayat süren kimse.

İhtiyar heyeti : Köy tüzel kişiliğinde, muhtar başkanlığında görev yapan kişilerden oluşan yetkili organ, ihtiyar meclisi.

İhtiyar meclisi : İhtiyar heyeti.

İhtiyari : Seçimlik.

İhtiyarlama : İhtiyarlamak işi, yaşlanma.

İhtiyarlamak : İhtiyar görünüşü almak, ihtiyar görünmek. Yaşı ilerlemek, yaşlanmak, kocamak.

 

İhtiyarlatma : İhtiyarlatmak işi.

İhtiyarlayış : İhtiyarlama işi.

İhtiyarlık : Her bakımdan güçsüzlük, yetersizlik, zayıflık. İhtiyar olma durumu, yaşlılık.

İhtiyarlık sigortası : Yaşlılık sigortası.

İhtiyarsız : Düşünmeksizin, elde olmadan. Seçmesiz, irade dışı.

Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir : "insan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar" anlamında kullanılan bir söz.

Köy ihtiyar heyeti : Muhtarla birlikte köyün sorunlarını çözümlemekle görevli kurul, köy ihtiyar meclisi.

Köy ihtiyar meclisi : Köy ihtiyar heyeti.

Genç : Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan. Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı. Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan). Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Sönük : Parlaklığı, hızı az veya azalmış olan, etkisiz, zayıf. Sönmüş olan. Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik.

Baba : Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çocuğu olan erkek, peder. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Ata. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Bu gibi kimselere verilen unvan. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse.

 

Anne : Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.

Seçme : Seçkin, seçilmiş. Seçmek işi, intihap, seleksiyon.

Cansız : Güçsüz, mecalsiz bir biçimde. Canlı olmayan (varlık), camit. İlgi uyandırmayan, sönük. Canını yitirmiş, ölmüş. Durgun.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Önceki, sabık. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Geçerli olmayan. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

İhtiyar ile ilgili Cümleler

  • İhtiyarların konuşmaları hep ilgimi çekmiştir.
  • O büyük, ihtiyar meşe ağacının dibinde çimlere uzanıp, gövdesine adlarımızın baş harflerini kazıyacağım.
  • Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.
  • İhtiyar adamın öfkesi yatıştı.
  • O, ihtiyarlığı reddediyor.
  • Adam ihtiyar.
  • İhtiyarlama, daha akıllı ol!
  • Her zaman her yerde huysuz ihtiyarlar vardır.
  • Gencin aynada gördüğünü ihtiyar kerpiçte görmez mi a hoca?
  • Medeniyet, bir çocuğa benzer ki; dünyaya gelir, rüşdüne erer, büyür, ihtiyarlar ve sonunda da ölür.

Diğer dillerde İhtiyar anlamı nedir?

İngilizce'de İhtiyar ne demek? : adj. old, aged, elderly, oldish, grey-haired

n. old man, old woman, oldie, elderly, oldster, geriatric, pater

Fransızca'da İhtiyar : vieux, âgé/e

Almanca'da İhtiyar : adj. alt, bejahrt, greis

Rusça'da İhtiyar : n. старик (M), старец (M), выбор (M), покорность (F), воля (F)

adj. старый, старческий, древний