Kart nedir, Kart ne demek

Kart; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Gençliği ve körpeliği kalmamış, körpe karşıtı.
  • Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık.
  • Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne
  • Fotoğrafçılıkta 9x12 santimetre boyutlarındaki resim.
  • Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge.
  • Düzgün kesilmiş ince karton parçası.
  • Oyun kâğıdı.
  • Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit.
  • Kartpostal.

"Kart" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Basın kartı."
  • "Bu kart hatunun, bu içi dışı pörsük kadının hâlâ piyasa yeri araması beni çıldırtıyor." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

3-4 yaşında, enenmiş erkek koyun, keçi.

Diğer sözlük anlamları:

Yaşlı, ihtiyar

Bilimsel terim anlamı:

Üzerine bilgi ya da veri yazmak üzere kullanılan yazılık.

İngilizce'de Kart ne demek? Kart ingilizcesi nedir?:

board, card

Kart tanımı, anlamı:

Kart basmak : İşçiler iş yerine giriş ve çıkışta gelip gittiklerini bir makine aracılığıyla belirtmek.

 

Kart çıkarmak : Hakem kural dışı hareket eden oyuncuya cezalandırma amacı ile sarı veya kırmızı kart göstermek.

Ek kart : Banka müşterisinin kendi hesabından kart aracılığıyla harcama yetkisi verdiği ve kendisiyle birlikte müşterek ve müteselsil borçlu olan kişinin kullandığı kart.

Hamilikart : Tavsiye edildiği üzerinde yazılı olan kartı, pusulayı taşıyan kimse.

Kırmızı kart : Kurallara aykırı davranan veya daha önce hakem tarafından sarı kartla uyarılmış oyuncuyu oyundan çıkartmak için gösterilen kart.

Manyetik kart : Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabileceği mıknatıslanabilir bir alan olan kart.

Sanal kart : Banka tarafından verilen bir karta bağlı olarak çalışan, kişiye özel olarak belirlenen ve değişebilen limit içinde Genel Ağ ortamında alışveriş yapmayı sağlayan şifreli kart.

Sarı kart : Kurallara aykırı davranan oyuncuya hakem tarafından gösterilen kart.

Serbest kart : Giriş kartı.

Yeşil kart : Hiçbir sosyal güvencesi olmayan yoksul vatandaşlara devletin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmaları için verilen kart.

Adres kartı : Üzerinde iletişim bilgilerinin yer aldığı kart.

Banka kartı : Banka işlemleri için otomatik makinede kullanılan özel şifreli kart, ödeme kartı, telekart.

Basın kartı : Basın mensubu olan kişilerin taşıdığı kimlik belgesi.

Duhuliye kartı : Giriş belgesi, girimlik.

Giriş kartı : Bir kuruluşa, bir toplantıya veya bir spor karşılaşmasına serbestçe girebilme olanağı sağlayan belge.

Kimlik kartı : Kimlik.

Kredi kartı : Bankamatikten nakit çekmede, günlük satın almalarda nakit para veya çek yerine kullanılan manyetik plastik kart.

 

Nakit kartı : Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart.

Ödeme kartı : Banka kartı.

Posta kartı : Sert ve dayanıklı kâğıttan yapılan, bir tarafı haberleşme için ve diğer tarafının yarısı alıcının adresi, pul veya postalama işaretleri için ayrılmış bulunan, zarfsız postalanarak da kullanılan bir haberleşme malzemesi.

Tanıtma kartı : Kimlik.

Tebrik kartı : Bayram vb.ni kutlamak için gönderilen kart, tebrik.

Telefon kartı : Telefon edebilmek için kullanılan, manyetik gücü ile telefon makinesini çalıştıran kart.

Uçuş kartı : Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.

Varlık kartı : Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart.

Yaka kartı : Kurum ve kuruluşlara dışarıdan gelen kimselerin ziyaretçi olduğunu veya kurum içinde görevli personelin kimliğini göstermek için yakaya takılan resmî kart.

Kartal : İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri, yırtıcı bir tür kuş (Aquila).

Kartal ağacı : Dulaptal otugillerden, Hindistan'da yetişen, odunu öd ağacı gibi kokan bir ağaç.

Kartalgiller : Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımına giren büyük bir familyası.

Kartalgözü : Tenis, voleybol vb. oyunlarda topun oyun alanı içinde kalıp kalmadığını uzaktan çekimle belirleyen kamera. Gözlem amacıyla kullanılan insansız uçak.

Kartallar : Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının karinalılar bölümüne giren bir takım.

Kartallı : Üzerinde kartal resmi bulunan.

Kartallı eğrelti otu : Yurdumuzun kıyı bölgelerinde sık rastlanan, yaprak sapının enine kesiti mikroskop altında iki başlı bir kartalı andıran, büyük yapraklı bir tür eğrelti (Pteridium aquilinum).

Kartalma : Kartalmak işi.

Kartalmak : Yaşlanmak, kartlaşmak.

Kartaloş : Kartlaşmış, yaşı geçkin, kartaloz.

Kartça : Tazeliği azalmış (meyve, sebze). Gençliği azalmış, yaşı geçkince.

Karteks dolabı : Bilgi kartlarının bulunduğu kutu ve çekmecelerin içinde saklandığı, ayrıca ön kısmı düz veya stor kapak ile kilitlenebilen mobilya.

Kartel : Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı. Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genellikle kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği.

Kartela : Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar hâlinde gösteren liste. Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart. Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela.

Kartelleşme : Kartel kurma işi.

Kartelleşmek : Kartel kurmak.

Kartezyen : Dekartçı.

Kartezyenizm : Dekartçılık.

Kartlaşma : Kartlaşmak işi.

Kartlı telefon : Kontör yüklenerek kullanılan cep telefonu.

Kartlık : Kart olma durumu. Kart konulan gereç.

Kartograf : Haritacı.

Kartografi : Haritacılık.

Kartografik : Haritacılıkla ilgili.

Kartografya : Haritacılık.

Karton : Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter. On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj. Seri hâlinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film. Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart. Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt.

Kartoncu : Karton işi. Karton eşya yapan veya satan kimse.

Kartonlamak : Karton yerleştirmek veya kartonla kaplamak.

Kartonpiyer : Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı.

Kartopu : Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık (Viburnum). Beyaz ve tombul.

Kartotek : Bu biçimde derlenmiş kartların saklandığı kutu, dolap vb., kartoteks. Kartlar üstüne işlenmiş bilgilerin düzenli bir dizgeye göre derlenmesi.

Kartpostal : Genellikle dikdörtgen biçiminde ince kartondan yapılmış, bir yüzü resimli, zarflı veya zarfsız gönderilen posta kartı, kart.

Kartpostalcı : Kartpostal basan veya satan kimse.

Kartpostalcılık : Kartpostalcının yaptığı iş.

Kartuk : Büyük tarla tarağı.

Kartuş : Resim yazıda kralın adını diğerlerinden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve. Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp. Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi, hartuç. Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp.

Kartvizit : Kart.

Balık kartalı : Kartallardan, su kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen, beyaz, kahverengi çizgili yırtıcı kuş, deniz tavşancılı (Pandion haliaetus).

Kırmızı kart görmek : Ciddi bir biçimde uyarılmak. dışlanmak. oyundan çıkarılma cezasına çarptırılmak.

Kırmızı kart göstermek : Dışlamak. oyundan çıkarma cezasına çarptırmak. ciddi bir biçimde uyarmak.

Manyetik kartuş : Bir koruyucu içinde bulunan ve koruyucusundan çıkarmaksızın kullanılabilir manyetik şerit ve koruyucu bileşim, manyetik kaset.

Sakallı kartal : İri vücutlu, güçlü ve gagası çengelli yırtıcı kuş (Gypaetus barbatus).

Sarı kart görmek : Oyun kurallarına aykırı hareket eden oyuncu sarı renkte kart cezası almak.

Sarı kart göstermek : Hakem oyun kurallarına aykırı hareket eden oyuncuya sarı renkte kart cezası göstermek.

Genç : Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan). Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy. Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç. Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan.

Körpe : Yavruluktan henüz çıkmış (hayvan). Çok genç (kimse). Dalından yeni koparılmış, tazeliği üstünde, daha büyümemiş (bitki), kart karşıtı. Henüz bozulmamış, yıpranmamış.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Düzgü : Norm.

İnce : Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Hafif, gücü az. Tiz (ses), pes karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı.

Parça : Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Nesne. Müzik eseri. Güzel, alımlı kız veya kadın. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Tane. Pasaj.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Fondöten. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim).

Oyun kağıdı : İskambil.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma.

Santimetre : Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm).

Resim : Açık gösterge, kesin sonuç. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Fotoğraf. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat.

Kart delgi makinesi : Delikli kart ortamına veri girişi yapan çevrimdışı veri hazırlama donanımı. Kimi kart delgi makineleri, delgi sağlama görevini de yapabilecek biçimde donatılmıştır.

Kart delici : Delikli kart veri ortamına yazan bilgisayar çıkış birimi.

Kart destesi : Delikli kart ortamına işlenmiş herhangi bir veri kümesi.

Kart dikeçi : Bir veri kartında nicelenmiş yanıtları işlemek üzere ayrılan seksen sayısal konum.

Kart gelmek : Uymamak, girmemek : Anahtar kart geldi.

Kart okuyucu : Delikli kart ortamından veri okuyan bilgisayar giriş birimi.

Kart sırası : Bir veri kartında sorulara alınan yanıtların nicelerini işlemek üzere ayrılan ve her dikeç için 0'dan 9'a değin uzanan on sayısal konum.

Kart tıraş : Sakal bırakmayan yaşlı adam. Orta yaşlılık.

Kart toklu : 3-4 yaşında, enenmiş erkek koyun, keçi

Kartadak : Kuvvetle kırmak, ısırıp koparmak, eşyayı yerine koymak (için) : Elinde oynarken kartadak kırdı.

Kart ile ilgili Cümleler

  • Ali kredi kartı için başvurdu ama o reddedildi.
  • Sana bir kartpostal göndereceğim.
  • Ben kartımla ödeyeceğim.
  • Kart hilelerini nasıl yapacağını öğrenirsen her zaman partiyi canlandıran sen olacaksın.
  • Kart oynamak çok ilginçtir.
  • Bu hafıza kartını kafamın içine takın, lütfen!
  • Kart, Ocak 2006 tarihine kadar geçerli.
  • Kart oynamak için zamanı yok.
  • Kart oynamak eğlencelidir.
  • Kimlik kartı olan herhangi bir öğrenci kütüphaneye girebilir.
  • Ali Mary'nin ona verdiği kartvizite baktı.
  • Ali oyuncak ayıları, kartpostal ve pulları, eski paraları, taş ve mineralleri, trafik plakaları ve jant kapaklarını yani kısacası hemen hemen her şeyi toplar.
  • Kart açtım.
  • Kart oynamak popüler bir eğlencedir.

Diğer dillerde Kart anlamı nedir?

İngilizce'de Kart ne demek? : n. small racing motorcar

v. play cards

n. kart, small racing motorcar

Fransızca'da Kart : carte [la]; carte de visite; vieux/vieille

Almanca'da Kart : Ausweis; nicht mehr jung; nicht mehr frisch

Rusça'da Kart : n. карточка (F), визитка (F), мандат (M), открытка (F)

adj. старый, несвежий, карточный