Aldo türkçesi Aldo nedir

  • Bir erkek adı.

Aldo ile ilgili cümleler

English: Ronaldo? He seems to be traveling.
Turkish: Ronaldo mu? O seyahat ediyor gibi görünüyor.

English: The goalkeeper for France dived to the ground and saved Ronaldo’s shot.
Turkish: Fransa'nın kalecisi yere daldı ve Ronaldo'nun atışını kurtardı.

English: Hello! With whom am I speaking? You don't recognize me? It's me, Aldo!
Turkish: Merhaba! Kiminle konuşuyorum? Beni tanımıyor musun? Ben, Aldo!

English: Christiano Ronaldo is a soccer player.
Turkish: Christiano Ronaldo bir futbol oyuncusu.

English: Cristiano Ronaldo is a football player.
Turkish: Cristiano Ronaldo bir futbolcudur.

Aldo ingilizcede ne demek, Aldo nerede nasıl kullanılır?

Aldoform : Formaldehit.

Aldohexose : Aldoheksoz. Bir karbon atomun aldehit oluşumunda olduğu kimyasal bileşik.

Aldohoxose : Aldoheksoz.

Aldol : Çözücülerde sedatif olarak kullanılan sıvı kimyasal. Aldollü. Aldol.

Aldolase : Glikoliz sırasında fruktoz-1-6-difosfatın iki molekül gliseraldehit-3-fosfata parçalanmasını katalizleyen enzim. Aldolaz. Glikoliz sırasında früktoz-1-6- difosfatın iki molekül gliseraldehit -3-fosfata parçalanmasını katalizleyen enzim. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Glikolizis sırasında fruktoz-1, 6-difosfatın gliseraldehit-3-p ve dihidroksiaseton fosfata parçalanmasını katalize eden enzim, als.

 

Primary aldosteronism : Zona glomeruloza hücrelerinin adenomu, karsinomu veya iki yanlı hiperplazisi sonucu aşırı derecede aldosteron salınması. Primer aldosteronizm. Birincil aldosteronizm.

Aldoxime : Aldoksim.

Aldous : Bir erkek adı.

Aldosterone : Böbrek üstü bezi kabuğundan salgılanan, böbrekten potasyumun çıkarılması ve sodyumun geri emilmesi üzerinde etkili olan, vücuttaki elektrolit dengesini ayarlayan bir steroit hormon. Böbrek üstü bezlerinin korteksinden salgılanan, böbrekten potasyumun çıkarılması sodyumun geri emilmesi üzerinde etkili olan, vücuttaki mineral ve tuz dengesini ayarlayan bir steroit hormon. Böbreküstü bezi tarafından üretilen hormon. Böbrek üstü bezinin korteks bölgesinden salgılanan, böbrekten potasyumun çıkarılması ve sodyumun geri emilmesi üzerinde etkili olan, vücuttaki mineral ve tuz dengesini ayarlayan bir steroit hormon. Aldosteron. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Aldose reductase inhibitor : (farmakoloji) aldoz redüktaz enziminin aktivitesini önleyen ilaçlar sınıfı (halen şeker hastalığındaki göz veya sinir hasarının olası tedavisi için ürerinde çalışılır). Aldoz redüktaz inhibitörü.

İngilizce Aldo Türkçe anlamı, Aldo eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aldo ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bustle : Koşuşmak. Koşuşma. Keşmekeş. Aceleyle hareket etmek. Koşuşturma. Acele. Koşuşturmak. Faaliyet. Acele hareket etmek. Telaş.

Fuss : İnce eleyip sık dokumak. Ortalığı velveleye vermek. Dertlenmek. Velvele. Gereksiz yere telaşlanmak. Telaş. Yaygara. Üzerine titremek. Yaygara koparmak. Özen göstermek.

 

Ruction : Kıyamet. Hengame. Kargaşa. Patırtı. Velvele. Ayaklanma. Gürültü. Karışıklık. Şamata.

Din : Söyleyip durmak. Şamata. Patırtı. Tekrar tekrar söylemek. Kafasını şişirmek. Çınlamak. Gürlemek. Yankılanmak. Kulak tırmalayıcı ses. Gürültü.

Hustle : Dürtmek. İki ayağını bir pabuca sokmak. Hile ile satmak. İtmek. Yaltaklanmak. Fahişelik yapmak. İtişip kakışmak. Acele ettirmek. Koşuşturmak. İtelemek.

Aaron : İbranilerin ilk başrahibi (incil). Erkek ismi. Soyadı. Harun (hz musa'nın kardeşi). Musa'nın ağabeyi.

Rumpus : Velvele. Şamata. Atışma. Patırtı. Gürültülü tartışma. Gürültü. Kavga. Kıyamet. Gürültü patırtı. Kargaşa.

Likewise : Bir de. Aynı veçhile. -da. Ayrıca. Aynı biçimde. Benzer şekilde. Zira. Aynı şekilde. Bilmukabele. Aynen.

Absalom : Kral david'in oğlu (incil). Kral david'in üçüncü oğlu.

Aldo synonyms : adolph, tumult, ahikam, commotion, abner, aldous, abbott, adalbert, ruckus, stir, alcott, adrian, aleksey, too, alan, besides, flurry, alban, adolf, as well, aage.

Aldo zıt anlamlı kelimeler, Aldo kelime anlamı

Low : Ucuz. Düşük. Böğürme. Böğürmek. Böğürmek (inek veya öküz). Yıkmak. (ses) yavaş. Alçak. (inek) böğürmek.