Altaite türkçesi Altaite nedir

Altaite ingilizcede ne demek, Altaite nerede nasıl kullanılır?

Altai pika : Kemiriciler (rodentia) takımının, ıslıklı tavşangiller (ochotonidae) familyasından, 25 cm kadar uzunlukta, sibirya dağlarında yaşayan bir tür. Islıklı alp tavşanı.

Altai sheep : Altaikoyunu. Güney rusya’da geliştirilmiş, amerikan rombouillet, kafkas koyunu, avustralya merinosu ve daha sonra sibirya merinosuyla çaprazlanmasıyla elde edilmiş koyun ırkı, sibirya rambouillet koyunu.

Altai : Altayca. Altay. Rusya federasyonu'nun orta asya'da yer alan toprak parçası.

Altaic : Orta asya ve güneydoğu avrupa'da konuşulan türkçe. Tunguzca gibi dilleri içeren diller ailesi. Moğolca.

Altair : Eltair. Kartal'ın a yıldızı. Uçucu (a aql). Aquila (kartal) takımyıldızı'nın en parlak yıldızı.

Altar : Antik yunan tiyatrosunda, şenlikler başlamadan önce, tanrılara ve özellikle diyonizos'a şarap sunulan, kurban kesilen adak yeri. Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük gibi güzel koku veren nesneler yakılan, önünde dinsel törenler yapılan masa. Kurban kesme yeri. Tarih, tiyatro alanlarında kullanılır. Sunak. Kurban kesilen taş. Tanrılara kan ya da canlı kurban sunulan yer, sunak. bk. kansal kurban, kurban. Sunak (takımyıldızı). Mezbaha. Kurban taşı.

 

Altarpiece : Mihrap arkasına ya da üstüne konulan dekoratif heykel. Altar panosu. Mihrabın arkasındaki heykel.

Ural altaic : Ural-altay dil kodağı. Ural altay.

Altar boy : Papaz yardımcısı çocuk. Ayin esnasında mihrapta papaza yardım eden çocuk. Rahip yardımcısı çocuk.

Altar piece : Mihrabın arkasındaki heykel.

İngilizce Altaite Türkçe anlamı, Altaite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Altaite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spring : Bahar. Şafak sökmek. Köprü yayı. Çıtlatmak. Kaynak. Sıçrama. Yay. Yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıktığı yer. Kışı yaza bağlayan ara mevsim, bk. mevsimler. Memba.

Leap : Dansçının atlaması. Fırlatmak. Sekmek. Niceliksel değişmelerin bir toplumsal olgunun eski niteliklerinde değişikliklere yol açıp yeni bir nitelik ortaya çıkardığı köklü değişiklik aşaması. Zıplamak. Atılmak. Sıçramak. Atlama. Atlamak.

Jump : Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır. Sıçrama. Atlatmak. Atlamak. Yerinden sıçramak. Zıplama. Sıçrayış. Sevişmek. Eğlenceli olmak. Ürkmek.

Bound : Kısıtlamak. Zıplaya zıplaya gitmek. Kalgımak. Sektirmek. Sekip geri gelmek. Sınırlamak. Bağlı. Sıçramak. Zıplamak. Kuşatmak.

Ashtoreth : Antik fenike aşk doğurganlık ve savaş tanrıçası (mitoloji).