Jump türkçesi Jump nedir

  • Hoplamak.
  • Atlama.
  • Fırlamak.
  • Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır.
  • Atlatmak.
  • Sevişmek.
  • Üç adım atlamada, dingin ayakla yapılan son sıçrama.
  • Zıplama.
  • Sıçrama.
  • Birdenbire yükselmek.
  • Zıplamak.
  • Sıçratmak.
  • Atlamak.
  • Üçüncü sıçrama.
  • Sıçrayış.
  • Sıçramak.
  • İlişkiye girmek.
  • Havada takla.
  • Tullanmak.
  • Ürkmek.
  • Zonklamak.
  • Hiçbir yere değmeden, gövdenin hızıyla atılan takla.
  • Üzerinden atlamak.
  • Yerinden sıçramak.
  • Eğlenceli olmak.

Jump ile ilgili cümleler

English: Ali looked like he was ready to jump out a window.
Turkish: Ali pencereden atlamaya hazırdı gibi görünüyordu.

English: Ali didn't want to jump into the cold water.
Turkish: Ali soğuk suya atlamak istemedi.

English: Ali couldn't bring himself to jump into the cold water.
Turkish: Ali soğuk suya atlamak için kendini ikna edemedi.

English: Ali looked like he was about to jump out the window.
Turkish: Ali pencereden dışarı atlamak üzereydi gibi görünüyordu.

English: Ali couldn't jump that far.
Turkish: Ali o kadar uzağa atlayamadı.

Jump ingilizcede ne demek, Jump nerede nasıl kullanılır?

Jump a chapter : Bir kısım atlamak. Bölüm atlamak.

Jump a claim : Başka birine ait olan araziyi almak. Haksız olarak toprak parçası almak.

Jump a class : Sınıf geçmek. Okulda iki seviye ilerlemek. İki sınıf terfi etmek (bir okul yılını tamamen atlayarak).

 

Jump a hurdle : Engelden atlamak.

Jump a train : Trene atlamak.

Jump around : Hoplayıp zıplamak. Oradan oraya zıplamak.

Jump at a conclusion : Acele hüküm vermek.

Jump across : Karşısına atlamak. Karşıya atlamak.

Jump cut : (film) atlama. Atlamanın kesilmesi. Bir sahneden başka bir sahneye çabuk ve ani geçiş yapılan sinemayla ilgili teknik (sinema ve televizyonda). Atlama.

Jump at the chance : Fırsata balıklama atlamak.

İngilizce Jump Türkçe anlamı, Jump eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jump ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bang : Gürültülü bir şekilde vurmak. Gürültü yapmak. Hızla çarpmak. Küt diye çarpmak (argo terim). Çarpma sesi. Güm diye çarpmak (argo terim). Küt diye çarpmak. Vurmak. Çarpmak. Şiddetle çarpmak.

Break : Teneffüs. Sona ermek. Açmak. Kesmek. Kırılma. Parçalamak. Kaçmak. Yarmak. Ani değişim. Koparmak.

Diving : Dalış. Dalgıç. Tramplenden atlama. Pike yapma. Suya dalma. Dalgıçlık. Pike. Dalma.

Overleap : Çok ileri gitmek. Dikkate almamak. Gözardı etmek. Yok saymak.

Dash : Atılmak. Kısa çizgi. Düş kırıklığina uğratmak. Saldırmak. Vurmak. Fırlatmak. Parçalamak. Savrulmak. Cesaretini kırmak.

Be intimate : Götürmek. Canciğer olmak. Cinsel ilişkiye girmek. Mala vurmak. Seks yapmak.

Dance : Danslı toplantı. Oyun. Dans etmek. Dans. Dans ettirmek. Dans etme. Eğlence. Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu. Müzik tartımına ve hızına uyularak yapılan, güzelduyusal değer taşıyan düzenli ve uyumlu gövde devinimleri.

 

Crossover : Arkuruşmak. Karşıya geçme. Boru atlaması. Geçit. Değişime uğratılmış karekteristik yapı. Aşma deveboynu. Kutrani makas. Köprü. Üst geçit. Modemsiz kablo.

Spring : Çıtlatmak. Kaynak. Coğrafya, gitar, uzay, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Esnek. Hareketli köprüye sahip gitarlarda, esnekliğiyle köprünün iki yönlü hareket ettirilmesini sağlamak amacıyla köprü yuvası içerisine yerleştirilen ve sayısı köprü sertliği ile doğru orantılı, bir ucu pençeye diğeri bloğa tutturulmuş metal nesne. Şafak sökmek. Genellikle kireçtaşı ve alçı taşı gibi kayaçların yaygın olduğu yörelerde görülen az çok tuzlu, içilmeye elverişli olmayan kaynaklar, bk. acı su. Yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıktığı yer. Esnek metal parça. İlkbahar.

Blench : Sararmak. Benzi atmak. Ağarmak. Geri çekilmek. Çekinmek. Ağartmak. İrkilmek. Rengi solmak. Rengi atmak.

Jump synonyms : hop skip, saltate, pronk, rear back, take a hop, leaving out, booms, flew, gambols, come through, bounce, buck, have intercourse with, caprioles, anticking, cavort, jump cut, leaps, omission, pulsated, slopped, have intercourse, jumping, boom, blenching, bump up, be frightened, bolts, choke off, overleapt, boggled, grasp at, discontinuity.

Jump zıt anlamlı kelimeler, Jump kelime anlamı

Stand still : Hareketsiz durmak. Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak. Hareketsiz kalmak. Kımıldamamak. Hareket etmemek.

Jump ingilizce tanımı, definition of Jump

Jump kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To spring. To overleap. A kind of loose jacket for men. A leap. Fitting. To project one`s self through the air. Exact. To leap. A bound. A spring. To spring free from the ground by the muscular action of the feet and legs. Exactly. Pat. The act of jumping. Matched. As, to jump a stream. Precise. To pass by a spring or leap. Nice. To bound.