Diving türkçesi Diving nedir

Diving ile ilgili cümleler

English: Ali was the owner of the only swimming pool in the city that had a diving board.
Turkish: Ali şehirde trampleni olan tek yüzme havuzunun sahibiydi.

English: Ali fell off the diving board.
Turkish: Ali sıçrama tahtasından düştü.

English: Ali dove off the diving board.
Turkish: Ali tramplenden suya atladı.

English: Ali pushed Mary off the diving board.
Turkish: Ali Mary'yi tramplenden itti.

English: Ali jumped off the diving board.
Turkish: Ali tramplenden atladı.

Diving ingilizcede ne demek, Diving nerede nasıl kullanılır?

Diving altitude : Dalış yüksekliği.

Diving angle : Dalış açısı.

Diving attack : Pike hücum.

Diving bell : Denizaltı kurtarma çanı. Dalgıç hücresi. Dalgıç çanı. Dalma çanı.

Diving board : Sıçrama tahtası. Tramplen. Atlama tahtası.

Diving tower : Atlama kulesi. Serbest çıkış kulesi. Dalış kulesi.

Diving duck : Dalgıç ördek. Ördek türü.

Diving dress : Dalgıç elbisesi.

Diving fishing : Dalarak avcılık. Dalgıç elbisesi giyerek veya giymeden su ortamlarından su ürünlerinin toplanması veya avlanması biçimi, şinorkel, tüp, nargile usulü dalma.

Diving goggles : Dalış gözlüğü. Dalgıç gözlüğü.

 

İngilizce Diving Türkçe anlamı, Diving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jumping event : Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma ya da belli bir yükseklikten aşırma. bu yolla en uzağa atlamak ya da en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.

Frogmen : Kurbağaadam. Balıkadam. Kurbağa adam.

Half gainer : Balıklama dalış.

Underwater diver : Kurbağaadam.

Swimming : Yüzüş. Yüzücülük. Yüzme sporu. Yüzmeye yarayan. Dönen (baş). Uzun mesafe sualtı yüzüşü. Yüzme. Sulu.

Jumping : Zıplama. Hoplama. Bir soru ya da bir görüşme cibinliğinde değişik bağlamlar arasında uygun bağlaçlara ya da hazırlayıcı sorulara yer verilmeden yapılan geçiş. Engel atlama. Sıçrayan. Sıçrama. Sıçrayış.

Swim : Bir şey içinde yüzmek. Islatmak. Yüzdürmek. Yüzmek. Yüzme. Boğulmak. Dönmek. Dolmak. Yüzerek geçmek (akarsu veya göl vb'ni). Kulaç atmak.

Flip : Darılmak. Çevirmek. Çevirmek (sayfa veya disk vb). Fiske vurmak. Kafayı çizmek. Fiske atmak. Kafayı yemek. Çıldırmak. Çılgına dönmek.

Contemplation : Beklenti. Umma. Düşünceye dalma. Dikkatle izleme. Seyretme. Niyet. Derin düşünce. Derin düşünme. Dikkatle seyretme.

Capriole : Zıplamak. Sıçramak. Zıplama. Sıçrayış. Sıçrama.

Diving synonyms : swimming meet, swan dive, diving event, full gainer, belly whopper, cliff diving, belly flopper, belly whop, swallow dive, swim meet, leep, swandive, omission, submersions, gainer, quiltings, plunges, pique, plunge, belly flop, nose dive, diver, sparing, piquing, springboard diving, omissions, plungers, hop, contemplations, submersion, dipping, mew gull, crossover.

Diving ingilizce tanımı, definition of Diving

Diving kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That dives or is used or diving.