Atlama nedir, Atlama ne demek

"Atlama" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Acemiliğimi görünce beni atlamaya, oynatmaya kalktılar." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Ayran.

Akarsuyun atlanarak geçilebilen yeri.

Of horanlarından biri.

Tarlalardan geçen kestirme yollar üzerine rastlıyan tarla sınırı ağlarına ters A şeklinde yapılan, 2-3 basamaklı merdiven geçit.

Eşik.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir kart delgi makinesi ya da yazı makinesi gibi damga damga ilerleyen donanımlarda bir damga konumunun ya da bir alanın, bir satır yazıcıda bir ya da birçok satırın işlenmeden geçilmesi.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

'Konuşulan bazı harfleri ve heceleri atlamaktan ileri gelen kusur, örnek : «nasılsınız» yerine «nassınız».

Dansçının atlaması.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir filmdeki devinimin doğal akışını değiştiren, şaşırtıcı sonuçlar, çarpıcı etkiler sağlamakta kullanılan kesim.

Tarih'teki anlamı:

İlmiye sınıfında, aşamalarda sıra beklemeden ve kuraldışı ilerleme.

 

Bilimsel terim anlamı:

Bu yolla en uzağa atlamak ya da en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.

Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma ya da belli bir yükseklikten aşırma.

Vücudun, sıçrama gücü ile bulunduğu dayanak yüzeyinden koparak ayrı bir düzeye konması.

İngilizce'de Atlama ne demek? Atlama ingilizcesi nedir?:

jumping event, vault, skipping, hop, slovenly speech, leap, jump (cut)

Osmanlıca Atlama ne demek? Atlama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tafra

Atlama tanımı, anlamı:

Atlama beygiri : Yüksekliği değişik ölçülere ayarlanabilen ve atlamalar için kullanılan beden eğitimi aracı, beygir.

Atlama çizgisi : Tek adım veya üç adım atlama yarışmalarında sıçramadan önce ayağın son olarak konulduğu çizgi.

Atlama tahtası : Atletizm yarışmalarında tek adım veya üç adım atlamada kullanılan sıçrama tahtası. Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanılan yer veya kimse.

Atlama taşı : Bir güçlüğü, bir engeli aşmak üzere kullanılan kişi veya araç. Suyu geçerken üzerine basıp atlamak için konulan büyük taş, atlangıç.

Sırıkla atlama : Sırıkla yüksek atlama.

Uzun atlama : Bu yolla en uzağa atlamaya dayalı atletizm dalı. Vücudun, bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğine uzağa konması.

Üç adım atlama : Gelişme koşusunun verdiği hızla tek ayak üzerinde sıçrayıp aynı ayak üzerine düştükten sonra dingin bacakla bir adım atarak yine bu bacakla üçüncü sıçramayı yapmak kuralına bağlı olarak vücudu yerden koparıp üç sıçrama ile uzağa kondurma, üç adım. Üç adımda en uzağa atlamak amacıyla yarışılan atletizm dalı, üç adım.

 

Yüksek atlama : Vücudu, bacakların sıçrama gücü ile yerden keserek bir engelin öte yanına geçirmeye dayanan bir spor dalı.

Kaplan atlaması : Çift ayakla sıçrayıp kazanılan uçma hızıyla araç veya canlı engeller üzerinden aştıktan sonra, karşıdaki yardımcının omuzlarına dayanıp hız keserek ayaküstü düşme.

Atlama taşı yapmak : Daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak.

Atlamak : Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. İnmek. Sınıfı okumadan geçmek. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek.

Damdan çardağa atlamak : Hiçbir mantık bağı kurmadan konudan konuya geçmek.

Haber atlamak : Gazetecilikte bir haberi vaktinde yayımlayamamak.

İp atlamak : İpin iki ucunun tutularak çevrilmesiyle, ipe ayağını ve başını değdirmeden zıplamak.

Sırıkla yüksek atlama : Atletizmde, eldeki sırıktan güç kazanarak belirli yükseklikteki çıtayı aşmak için yapılmış olan bir yarışma türü, sırıkla atlama.

Tur atlamak : Spor karşılaşmalarında çok puan toplayarak veya kurada kazanarak bir sonraki tura katılma hakkını kazanmak.

Üzerinden atlamak : Bir şeyi ödev edinmemek.

Vartadan atlamak : Zor bir durumdan kurtulmak.

Gerili : Gerilmiş olan.

Sıçrama : Sıçramak işi. Ayaklarla, birdenbire yeri teperek kısa süre havaya yükselme.

Uzak : Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Yakın olmayan yer. İhtimali az olan. Arada çok zaman bulunan. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı.

Kondurma : Kondurmak işi.

Yükseklik : Yükselti. Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı. Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık. Yüksek olma durumu.

Aşırma : Aşırmak işi. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık. Aşırılmış. Küçük kazan, kova, bakraç. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri.

Atlama alanı : Atlamaların yapıldığı yüzeyi eğimsiz alan ile çevresi.

Atlama araçları : Üzerinden türlü aşma ve atlamalar yapılan, koyun, kasa, masa v. b. araçlar.

Atlama aralığı : Bir rastlantılı örneklemede, evren birimlerini içeren sayılanmış dizelgeden rastlantılı seçmeler yapabilmek üzere, belli yerlerden belli örnekler almak üzere saptanan eşit aralık.

Atlama çatkısı : Yüksek atlamalarda kullanılan ayak, çıta ve çıta dayanağından kurulu atlama aracı.

Atlama direği : Çatının oturduğu kısımda dört metrede bir konulan direkler.

Atlama havuzu : Atlama yapan yarışçının atlayıştan sonra düştüğü kum ya da benzeri bir özdekle (örneğin plastik köpüğü) dolu havuz. En küçük boyutları: Sırıkla atlamada 5 m. x 5 m.; yüksek atlamada 5 m. x 4 m. ; uzun ve üç adım atlamada 9 m. x 2.75 m.

Atlama ipi : 2.80 m. uzunluğunda tutamaklı ipten alıştırma aracı.

Atlama şiraze : Formaya dikilmeyen, yalnızca yapıştırılan süs niteliğindeki şiraze. a. bk. şiraze.

Atlamacık : Çaydan geçebilmek için aralıklarla konulan iri taşlar.

Atlamaç : Bir oyun adı

Atlama ile ilgili Cümleler

  • Kayakla atlama kayakçıların bir rampadan indiği, atladığı ve mümkün olduğunca uzağa inmeye çalıştığı bir spordur.
  • Kendimi savunma duygum beni tamamen iyi uçaklardan atlamaktan alıkoyuyor.
  • Ali nehire atlama cesaretinin olmasını ve düşen bebeği kurtarmayı diledi.
  • O ülkedeki en popüler sporlar futbol, motorsiklet yarışı ve kayakla atlamadır.
  • Eğer bir diyetteysen kahvaltıyı atlamanın sana yardım etmeyeceğini unutma.
  • Tom'un sonuçlara atlamayla ilgili kötü bir alışkanlığı vardır.
  • Sırayı atlamayın bu büyük bir saygısızlık olur ve telafisi mümkün olmayan şeylere yol açabilir.
  • Kayakla atlama İskandinav ülkeleri ve Orta Avrupa'da popülerdir.
  • Ali çocuklarına yatağın üstüne atlamaktan vazgeçmelerini söyledi.
  • Ben bugünden itibaren bir hafta boyunca öğle yemeğini atlamak niyetindeyim.

Diğer dillerde Atlama anlamı nedir?

İngilizce'de Atlama ne demek? : adj. of a jump, of a spring, of a leap

n. jump, jumping, leap, skip, skipping, crossover, dive, hop, take off, vault, vaulting

Fransızca'da Atlama : saut [le], bond [le], omission [la]

Almanca'da Atlama : n. Absprung, Auslassung, Springen

Rusça'da Atlama : n. прыжок (M), прыгание (N), пропуск (M), опущение (N)