Aşırma nedir, Aşırma ne demek

"Aşırma" ile ilgili cümleler

  • "Aşırma bir eser."
  • "Hemen bir yolunu bulurlar yükü üstlerinden aşırmanın." - A. Ağaoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Boyuna omuzdan takılan hamaylı bağı.

Çelik çomak oyunu.

Mübalâğalı konuşma.

Semer paldımının aşağıya düş memesi için sağrı üzerinden ve iki yandan paldıma bağlanan yün veya kayış kemer.

Çırpma dikiş.

Yerli güreşe başlarken sağ kolunu, hasmının sağ omuzundan aşırıp belindeki kuşaktan tutma.

Kumaştan yapılmış olan pantolon askısı

Pantolon askısı.

Boyuna asılan fişeklik.

Pantolon askısı

Bar denilen millî bir oyun.

Kova, bakraç.

Bakır kova.

Güreş terimi olarak anlamı:

Kündede ya da kavak dikme oyunlarında dengeleme durumuna getirilen güreşçinin pes etmediğini görünce çevirip sırtının üstüne yere atma.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Bakır su kabı, su kovası, bakraç. (Akdağ *Gelendost, Mamutlar *Eğridir, Gençali *Senirkent -Isparta) [aşma]: (Gençali, Uluğbey *Senirkent -Isparta)

 

(I) [aşma, aşurma]

Bakır tencere. (Deliilyas *Şarkışla -Sivas) [aşurma] : (Çakırova, Gezve -Sinop)

Bilimsel terim anlamı:

Ağa yakın duran karşı oyuncunun üzerinden topu aşırıp arkasına düşürme.

Başkalarının yazılarından bölümler, koşuklarından dizeler alıp, kendininmiş gibi gösterme ya da başkalarının konularını, kavramalarını benimseyip değişik biçimlerde anlatma.

İngilizce'de Aşırma ne demek? Aşırma ingilizcesi nedir?:

lob

Osmanlıca Aşırma ne demek? Aşırma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

intihal, sirka

Aşırma hakkında bilgiler

İntihal (TDK: Aşırma), bir kişinin eserinde başka kişilerin ifade, buluş veya düşüncelerini kaynak göstermeksizin kendisine aitmiş gibi kullanması. İntihal bir tür sahtekârlık ve hırsızlıktır.

Aşırma anlamı, kısaca tanımı:

İntihal : Aşırma.

Aşırma kayış : Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağa geçirilen kuşak biçimindeki kayış çember.

Aşırmacılık : Aşırmacı olma durumu.

Aşırmak : Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak. Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek.

Aşırmasyon : Aşırma.

Çatı : Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu.

 

Mertek : Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç.

Küçük : Kısık, parlak olmayan (ses). Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niceliği az olan. Geri aşamada. Niteliği aşağı olan, bayağı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Değersiz, önemsiz. Küçük abdest. Yaşı daha az olan.

Kazan : Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap. Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

Bakraç : Çoğunlukla bakırdan yapılmış olan küçük kova. Bu kovanın alabildiği miktarda olan.

Bölüm : Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Dizel : Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor.

Kişi : Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca.

Yapı : Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

Uzun : Ayrıntılı. İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren.

Aşık : Somurtkan. Asılı.

Kova : Bataklıklarda yetişen bir tür saz, hasır otu. Futbolda çok gol yiyen (kaleci veya takım). Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap. Zodyak üzerinde Oğlak ile Balık arasında bulunan takımyıldızın adı. Bu kabın alacağı miktarda.

Özellikle : Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen.

Para : Kuruşun kırkta biri. Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Aşırma : Aşırmak işi. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış.

Aşırtı : Aşırma.

İhtilas : Aşırma. Bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp alma.

Aşırma kazan : Kova, bakraç.

Aşırmaca : Başkasının yapıtını az çok değiştirerek, ya da hiç değiştirmeden kendi yapıtıymış gibi ortaya çıkarma.

Aşırmacı : Başkasına ait olan bir şeyi izinsiz alan kimse. ed. Başka bir yazarın eserinden konu veya biçim alan kimse.

Aşırmalık : Semer paldımının aşağıya düş memesi için sağrı üzerinden ve iki yandan paldıma bağlanan yün veya kayış kemer.

Diğer dillerde Aşırma anlamı nedir?

İngilizce'de Aşırma ne demek? : n. passing over, picking, theft, picking and stealing, petty larceny; crib

Fransızca'da Aşırma : plagiat [le], dilapidation [la], emprunt [le], larcin [le]

Almanca'da Aşırma : n. Entwendung

Rusça'da Aşırma : n. расхищение (N), воровство (N), плагиат (M)