Kova nedir, Kova ne demek
Kova; bitki bilimi, gök bilimi alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.
- Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap.
- Bu kabın alacağı miktarda.
- Zodyak üzerinde Oğlak ile Balık arasında bulunan takımyıldızın adı.
- Futbolda çok gol yiyen (kaleci veya takım).
- Bataklıklarda yetişen bir tür saz, hasır otu

"Kova" ile ilgili cümleler
- "Suyu Pire Mahmut bir kovayla getirip kaptanın başından aşağı boşaltıyor." - Z. Selimoğlu
- "Mezarının etrafına toplanan fakirlerden biri balıksırtı yığılan toprağın üzerine iki kova su döktü." - İ. H. Baltacıoğlu
Yerel Türkçe anlamı:
Taştan, çitten ve tezekten yapılmış olan duvarlarla çevrilmiş yer, bir çeşit avlu.
Hasır örülen ot, saz.
Kova biçiminde açan bir çeşit çiçek.
Kuyu.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Türklerin kullandıkları gemde atların burnuna doğru dikilen kayış.
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Bir takımyıldızın ve burcun adı; Kova takımyıldızı. Kova burcu.
İngilizce'de Kova ne demek? Kova ingilizcesi nedir?:
bucket, aquarius, aqr (aquarii)
Almanca'da Kova ne demek?:
kübel
Osmanlıca Kova ne demek? Kova Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
delo
Kova hakkında bilgiler
Kova, kuyudan su çekmeye, genellikle su ya da sıvı maddeleri taşımaya yarayan, ağzının iki yanına bağlı oynak bir kulpu bulunan, konik silindir biçimindeki kap. Pek çok amaç için farklı boyutlarda üretilen kovaların alüminyum, plastik veya ahşap türleri yaygındır.
Kova ile ilgili Cümleler
- Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı ve biz ne olduğunun farkına bile varmadan başka bir yıl daha geçmiş oldu.
- Onlar bizi kovaladı.
- Kovada neredeyse hiç su yok.
- Kovada ne var?
- Kova su ile dolu.
- Polis kaçan mahkumu kovaladı.
- Kovada hiçbir şey yok.
- Kova yağmur suyuyla doluydu.
- Kova su dolu.
- Kova suyla doluydu.
- Köpekler ormanda Tom'u kovaladı.
- Bir inek kuyruğu ile sinekleri kovar.
- Ali onun Mary'yi kovamadığını biliyordu.
- Köpekbalığı, palyaço balığını kovalıyor.
Kova anlamı, kısaca tanımı:
Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
Taşıma : Taşımak işi.
Kuyu : Toprağa kazılan derince çukur. İçinden çıkılamayan durum veya yer. Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.
Çekme : İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Çekilerek giyilen veya kullanılan. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Düzgün biçimli. Çekmek işi. Çekmece. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
Kova olmak : Çok gol yemek.
Çöp kovası : Çöp sepeti.
Merdivenkovası : Dönerek çıkılan merdivenlerde yukarıdan aşağıya bakıldığında ortada görülen boşluk.
Kovalamak : Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek. Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak. Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak. Kovmak.
Kovalanma : Kovalanmak işi.
Kovalanmak : Kovalama işine konu olmak.
Kovalayış : Kovalama işi.
Kovalık : Sazlık yer.
Kovan : Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık. Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılmış olan arı barınağı. Yayık.
Kovan anahtar : Altı ve sekiz köşe cıvataları sıkmak ve sökmek için kullanılan anahtar.
Kovan otu : Oğul otu.
Kovancılar : Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri.
Kovanlık : Arılık.
Ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar : "elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur" anlamında kullanılan bir söz.
Anasını eşek kovalasın : Sözü edilen kimse veya iş için bıkkınlık, dikkate almama ve umursamama anlatan bir söz.
Ardından atlı kovalamak : Arkasından atlı kovalamak.
Arı bey olan kovana üşer : "halk, kendisine önderlik edecek kişinin çevresinde toplanır" anlamında kullanılan bir söz.
Arı kovanı : Arıların içinde bal yaptıkları çeşitli maddelerden yapılmış yuva.
Arı kovanı gibi işlemek : Bir yerin gireni çıkanı çok olmak.
Arkasından atlı kovalamak : Bir işi gereksiz bir telaş içinde yapmak.
Destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar : "bir yere izinsiz girmek veya bir işe izinsiz el atmak kötü karşılanır" anlamında kullanılan bir söz.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar : Doğru olmakla birlikte başkalarının işine gelmeyen sözleri söyleyenlerin sevilmediğini anlatan bir söz.
Elini arı kovanına sokmak : Elini taşın altına koymak.
Kaçmaktan kovalamaya vakit olmamak : Önemli işler yüzünden başka işlere yetişememek.
Kara kovan : Arıların fennî kovan yerine içine petek oluşturdukları sazdan, çamurdan veya sepetten kovan.
Deniz : Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan.
Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.
Kulplu : Kulpu olan, kulpu bulunan.
Alaca : Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. İki veya daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.
Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.
Futbol : Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu.
Takım : Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Takım elbise. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Sigara ağızlığı. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu.
Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Kabın : Küçük, özel bölme. Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme. Plajda soyunma yeri. Uçakta yolcuların oturduğu bölüm.
Kova çıkarmak : Kovarak çıkarmak
Kova gitmek : Takibetmek, koşarak ardına düşmek
Kova kamışı : Hasır kamışı.
Kovabilme : Kovabilmek işi.
Kovabilmek : Kovma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Kovaçayır : Sinop kenti, Boyabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Kovaçka : Yedi kardeşler denilen yıldız kümesi.
Kovaçlamak : Kovalamak.
Kovak : Saçtaki kepek Yiğit, yürekli, korkusuz. Dağlar arasındaki çukur, koyak.
Kovalak : Gururlu, çalımlı (kimse) 1.bk. kofalak. Sersem, avanak. İki şey arasındaki boşluk, aralık.
Diğer dillerde Kova anlamı nedir?
İngilizce'de Kova ne demek? : n. Aquarius, water bearer
v. expel, fire, banish, dismiss, kick out, sack, ax, axe, boot, bounce, can, cashier, cast out, chuck out, dislodge, drive away, drive out, eject, elbow out, elbow smb. out, exclude, exile, fend off, order away, order out, out, pack off, repulse
n. bucket, pail
Almanca'da Kova : n. Eimer, Kufe
Rusça'da Kova : n. ведро (N), бадья (F)
npr. Водолей {астр.} (M)

Bu kısımda Kova nedir? Kova ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kova tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kova hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.