Alaca nedir, Alaca ne demek

Alaca; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

"Alaca" ile ilgili cümleler

  • "Bu incirin alacasını ben yedim."

Yerel Türkçe anlamı:

Keklik avında kullanılan, çeşitli renklerle boyanmış bez tuzak.

Yarı olgun üzüm

Kalınca dokunmuş, kalın çizgili, kadın elbiselik kumaşı.

Yerlilerin el tezgâhlarında dokudukları renkli pamuklu bez.

Ben düşmüş üzüm, erken olgunlaşan bir çeşit üzüm.

Çeşitli desenli (kumaş için).

Hapishane.

Üzüme düşen olgunlaşma belirtisi, ben.

Heybe.

Sıraca hastalığı.

[Bakınız: alabacak]

İki renkli.

Tahta parmaklıklı ağıl, bostan, bahçe kapısı.

[Bakınız: ala]

Çiçek bozuğu, çopur yüz.

Kadın donu.

Ahlâksız, ara bozucu, dönek, uğursuz adam

Siyahla beyaz karışık renk, siyahlı beyazlı.

Bir çeşit hastalık.

At ve eşeklerin ağzında olan bir çeşit hastalık.

Meyvalara düşen ben.

[Bakınız: ala]

Üzüme düşen ben.

Çok renkli, karışık renkli

Kıldan dokunmuş sergi, bir çeşit kilim.

Kenarları işlemeli büyük baş örtüsü.

 

Aklı karalı.

[Bakınız: ala]

[Bakınız: ala]

Bir ağaçta ilk olgunlaşan yemiş: Bu incirin alacasını ben yedim.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Resim) Resimde, birbiri ile uyuşması düşünülmeden sürülmüş birçok rengin bir arada görünüşü. Deli alacası da denir.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

(I) Kekliğe yaklaşmakta kullanılan üzeri keklik motifleriyle süslü bir araç (*İlyas -Burdur).

Diğer sözlük anlamları:

karışık renkli.

Karışık renk, nakış.

İki yüzlü, münafık.

Çubuklu kumaş.

Alaca isminin anlamı, Alaca ne demek:

Erkek ismi olarak; Birkaç rengin karışımından oluşan renk. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.

Bilimsel terim anlamı:

Dizelerinden her biri başka dille yazılmış koşa ya da koşuk.

İngilizce'de Alaca ne demek? Alaca ingilizcesi nedir?:

medley of colours

Osmanlıca Alaca ne demek? Alaca Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mülemma, aiaca

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Şanlıurfa ilinde, Ceylânpınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Artvin ili, Borçka ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Elâzığ şehrinde, Poyraz nahiyesine bağlı bir bölge. Kastamonu ilinde, İnebolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum şehrinde, Ilıca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sivas kenti, Yıldızeli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Diyarbakır ili, Kulp ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Bayburt ilinde, Aydıntepe ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kars ili, Digor ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum şehri, Hınıs ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Batman kenti, Oğuz nahiyesine bağlı bir yer. Gaziantep şehri, İslâhiye ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

 

Alaca hakkında bilgiler

Alaca ismi Türkiye Cumhuriyeti'nde birçok yerleşim yerinin adıdır.

Alaca tanımı, anlamı:

Alaca düşmek : Meyve olgunlaşmaya başlamak.

Alaca aş : Aşure.

Alacabalıkçıl : Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 santimetre, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir tür kuş (Ardeola ralloides).

Alaca bulaca : Alacalı bulacalı.

Alaca karanlık : Güneş doğmadan önceki veya battıktan hemen sonraki aydınlık, yarı karanlık, akşam karanlığı.

Alacakarga : Saksağan.

Alacamenekşe : Hercai menekşe.

Alacasansar : Benekli bir tür sansar.

Deli alacası : Birbirini tutmayan parlak renklerden oluşan.

Alacağı olmak : Birinden alınacak parası olmak. bir teklifi vakit darlığından dolayı kibarca geri çevirmek.

Alacağı olsun : "günün birinde ondan öcümü alırım" anlamında kullanılan bir tehdit sözü.

Alacağı vereceği kalmamak : İlişkisi kesilmek.

Alacağım olsun da alakargada olsun : "borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir" anlamında kullanılan bir söz.

Alacağına şahin vereceğine karga : Alacağını isterken ısrar eden, borcunu öderken de güçlük çıkaran kimse.

Alacağına saymak : Bir şeyi borca karşı almak.

Alacak : Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.

Alacak verecek : Alışveriş ilişkisi.

Alacak verecekle ödenmez : "bir yerden alacağınız parayla başka bir yere olan borcunuzu kapatamazsınız" anlamında kullanılan bir söz.

Alacakaya : Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri.

Alacaklandırıcı : Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.

Alacaklandırma : Alacaklandırmak işi.

Alacaklandırmak : Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.

Alacaklı : Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

Alacaklı çıkmak : Alacağı vereceğinden çok olmak.

Alacaklı olmak : Birinden alacağı bir şey bulunmak.

Alacaklılık : Alacaklı olma durumu.

Alacalama : Alacalamak işi.

Alacalamak : Renk renk, benek benek boyamak.

Alacalandırma : Alacalandırmak işi.

Alacalandırmak : Alaca duruma getirmek.

Alacalanma : Alacalanmak işi.

Alacalanmak : Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Alaca bir duruma gelmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

Alacalı : Alaca.

Alacalı bulacalı : Karışık ve çiğ renkli, alaca bulaca. Boyaları birbirine karışmış.

Alacalık : Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu. Alaca olma durumu.

Arı bal alacak çiçeği bilir : "işini bilen kimse nereye başvuracağını bilir" anlamında kullanılan bir söz.

Bal alacak çiçeği bilmek : Çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak.

Borçlunun duacısı alacaklıdır : "borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Can alacak nokta : Bir şeyin en önemli yeri.

Hayvanın alacası dışında insanın alacası içinde : "hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz " anlamında kullanılan bir söz.

İnsanın alacası içinde hayvanın alacası dışında : "hayvanın rengi dışındadır, bellidir ancak insanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği kısacası içyüzü belli değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Kan alacak damarı bilmek : Nereden veya kimden çıkar sağlanabileceğini bilmek.

Kefen alacak kişi yüzünden belli olur : "bir kimsenin herhangi bir eyleme girişeceği, o eyleme girişmesini zorunlu kılan durumlardan anlaşılır" anlamında kullanılan bir söz.

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Renk : Nitelik. Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Neşeli, canlı, ilgi çekici.

İplik : Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.

Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Yapı, oluşum. Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş).

Keklik : Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş (Perdrix). Alımlı, güzel kadın.

Bıldırcın : Tavukgillerden, boz renkli, benekli, yurdumuzda en çok sonbaharda eti için avlanan, etinden ve yumurtasından yararlanılan göçebe kuş (Coturnix).

Türki : Türkçe. Türkle ilgili.

İki : Birden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı. Birden bir artık.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Daha : Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Henüz. Bunun dışında. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Birkaç : Çok olmayan, az sayıda, az.

İlk : Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı. Birinci olarak, en başta. Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Genellikle : Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğun, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.

Ben : En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. Olta veya tuzağa konulan yem. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı.

Çorum : Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu. Balık akını.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Kapatılmış olan, kapalı. Sınırlanmış, sınırlı. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Alaca ağaçkakan : Gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, ağaçkakangiller (Picidae) familyasından, Türkiye'de her mevsim görülen, özellikle meyve bahçelerinde yaşayan, ayrıca çam ormanı ile karışık ormanlarda görülen, böcek ve larvalarla beslenen yerli bir kuş.

Alaca aşı : Aşure.

Alaca avı : Bir çeşit kara avı.

Alaca bakla : Beyaz, kuru fasulye. Beyaz börülce. bk. ak bakla.

Alaca balıkçıl : Kuşlar (Aves) sınıfının, leyleksiler (Ciconiiformes) takımının, balıkçılgiller (Ardeidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, kül rengi, ak, kara karışık renkli, Güney Avrupa, Afrika, Güney Asya ve Madagaskar'da bataklık, göl ve nehir kenarlarında yaşayan, ağaçlar üzerinde yuva yapan bir tür. Toparak. (Ardeola ralloides): Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının balıkçılgiller (Ardeidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 50 cm. Külrengi, beyaz, kara karışıktır. Güney Avrupa, Orta, Güney Asya, Afrika ve Madagaskarda sazlıklarda yaşar.

Alaca bandak : Yarım yamalak, tek-tük, seyrek: Soğanı alaca bandak ekmişler.

Alaca basma : Çok renkli bir çeşit basma.

Alaca baykuş : Baykuşlar (Strigiformes) takımının, baykuşgiller (Strigidae) familyasından, yurdumuzun her tarafında bütün yıl boyunca görülen, genellikle aydınlık ormanlarda, parklarda ve bahçelerde yaşayan, ağaç kovuklarında kuluçkaya yatan, küçük memeli hayvanlar, kuşlar, böcekler, yengeç ve salyangozlar gibi hayvanlarla beslenen yerli bir tür. (Strix aluca): Gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının baykuşgiller (Strigidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 45 cm. Sırtı kül-kahverengidir. Kuzey Batı Afrika, Avrupa, Ön, Orta, Güney Asyada kıyı ormanlarında yaşar.

Alaca belece : Çok renkli, karışık renkli bk. ala (I)- Siyahla beyaz karışık yer.

Alaca belece görmek : Az görmek, bulanık görmek: Gözüm ince yazıları alaca belece görüyor.

Alaca ile ilgili Cümleler

  • Ben bana doğru gelen şekilde yaşayacağım ya siz nasıl yaşayacaksınız beni örnek mi alacaksınız?
  • Arkadaşlar siz ne yaparsınız bilmiyorum, ama ben Tom'a bir doğum günü hediyesi alacağım.
  • Soldaki yola gidersem mi alacağım gaz kötü yoksa sağdaki yola gidersem mi alacağım gaz kötü.
  • Ali yeni bir bilgisayarı şimdi mi alacağına ya da birkaç ay daha mı bekleyeceğine karar veremiyor.
  • Dünya Sağlık Örgütünün alkolün zararlı kullanımını azaltmak için bir planı var. Bu alkolle ilgili vergi yükseltme, alkol alacak yerlerin sayısını azaltma ve içme yaşını yükseltmeyi içermektedir. Yetkililer diğer önlemlerin etkili sarhoş sürücü yasalarını ve bazı alkol reklamlarını yasaklamayı içermektedir.
  • Eğer ne yediğine dikkat etmezsen, bu kadar uzun zaman kaybederek verdiğin bütün kiloyu geri alacaksın.
  • Tom'un bu mağazadaki herhangi bir bilgisayarı almak için yeterli parası var.O sadece hangisini alacağına karar vermeli.
  • "İstediğiniz tüm toprakları alın " dedi Aborjin şefi. "Oh hayır," dedi İngiliz general, "Biz sadece bir ada alacağız" "Ve hangi adayı ?" diye sordu Aborjin şefi. "Sadece Avustralya" diye yanıtladı İngiliz general.
  • Artık sorunun ne olduğunu bildiğine göre onu düzeltmenin ne kadar zaman alacağını düşünüyorsun?
  • Artık sorunun ne olduğunu bildiğinize göre onu düzeltmenin ne kadar zaman alacağını düşünüyorsunuz?

Diğer dillerde Alaca anlamı nedir?

İngilizce'de Alaca ne demek? : [Alaca] adj. pied, spotted, speckled

Fransızca'da Alaca : bigarré/e, pie

Almanca'da Alaca : n. Übernahme

adj. bunt

Rusça'da Alaca : adj. пестрый, пегий, рябой, испещренный