Yükseklik nedir, Yükseklik ne demek

"Yükseklik" ile ilgili cümle

  • "Alçak gönüllü olmak yine yüksekliği artırır." - N. F. Kısakürek

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir yıldızın, bir gökcisminin gözerimi düzleminden yukarı doğru açısal uzaklığı; deniz yüzeyinden ya da herhangi bir düzlemden yukarı doğru uzaklık.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Üçgende bir köşeden karşı kıyıya indirilen dikme.

Çatma ya da konide tepeden taban düzlemine indirilen dikme.

Kesik çatmada ya da kesik konide koşut iki taban arasındaki uzaklık.

Biçme ya da yuvakta koşut tabanlar arasındaki uzaklık.

Geometrik bir şeklin tepesinden tabanına veya tabanın uzanımına indirilen dikmenin uzunluğu. Prizma veya silindir gibi cisimlerde üst ve alt tabanlar arasındaki uzaklık.

Yamukta iki koşut taban arasındaki dikme.

Koşutkıyılada taban sayılan kıyı ile ona koşut olan kıyı arasındaki dikme.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Almaçtaki resmin düşey uzunluğu.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Kalın sesleri ince seslerden ayıran fizyolojik nitelik.

Diğer sözlük anlamları:

Ulüvvi cenap.

Bilimsel terim anlamı:

 

Sesin perdesi. Bak. Tonlama.

Bir dağılımın verdiği eğrinin tepe noktasından tabanına indirilen dikmenin uzunluğu.

İngilizce'de Yükseklik ne demek? Yükseklik ingilizcesi nedir?:

height, altitude, elevation, height (of image), vertical size, image height, picture height, frame height

Almanca'da Yükseklik ne demek?:

höhe

Fransızca'da Yükseklik ne demek?:

altitude, hauteur

Osmanlıca Yükseklik ne demek? Yükseklik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

irtifa', irtifâ'

Yükseklik hakkında bilgiler

[Bakınız: rakım]

Yükseklik anlamı, kısaca tanımı:

Yükseklik korkusu : Yüksek yerlerde duyulan aşırı korku, akrofobi.

Yükseklikölçer : Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt, altimetre.

Dalga yüksekliği : Denizlerde dalga çukuru ile dalga tepesi arasındaki düşey mesafe.

Deniz yüksekliği : Yeryüzünün bir noktasının deniz yüzeyine olan dikine uzaklığı.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Yükselti : Tümsek. Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği, yükseklik, rakım, irtifa.

Geometrik : Geometriyle ilgili veya geometriye uygun olan, hendesi.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

 

Tepe : İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Bir şeyin en üstteki bölümü. Birinin yanı başı, baş ucu. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü.

Uzaklık : Uzak olma durumu, ıraklık. İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe.

Yıldız : Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri. Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil. Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star. Baht, şans, talih. Kuzey 360°'lik yön, kuzey. Bu biçimde olan. Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse.

Rakım : Yükselti.

Yüksek : Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Güçlü, şiddetli. Normal değerlerin üstünde olan. Derece veya makamı bakımından üstün. Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Etkili. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Erdemli, faziletli.

Olma : Olmak işi.

Yükseklik açısı : (astronomi)

Yükseklik ayaklan üçgeni : Bir üçgende yükseklik ayaklarını köşe olarak varlayan üçgen.

Yükseklik ayarı : Almaç görüntülüğündeki resmin alt ve üstünde siyahlık gözükmemesi için yapılan, resmin tam görüntülük yüksekliğini kaplamasını sağlayan ayarlama.

Yükseklik ayarı düğmesi : Yükseklik ayarını sağlayan düğme.

Yükseklik bölgelemesi : Yapıların yüksekliğini, bulundukları yolun genişliğine göre, güneş ışığı, hava, güzel görünüm sağlama gibi amaçlarla sınırlandıran bölgeleme türü.

Yükseklik değişmesi : (coğrafya)

Yükseklik özeği : Bir üçgende yüksekliklerin kesişme noktası.

Yükseklik sınırı : Yapılacak bir yapının, kent yönetimince olur verilebilen en çok yüksekliği. Taşıtlara yüklenecek yükün taşıttaki yüksekliği.

Yükseklik yılgısı : Yüksek yerlerde durmaya karşı duyulan aşırı korku.

Yüksekliklerin kesim noktası : (üçgende) (matematik)

Yükseklik ile ilgili Cümleler

  • Bu dağ ne kadar yüksekliktedir?
  • Paris'e gittim ama Eyfel Kulesi'ne çıkmadım yükseklikten korktuğum için.
  • Yüksekliklerden korktuğunu biliyorum.
  • Eyfel kulesi ne kadar yüksekliktedir?
  • Emily yükseklikten korkar.
  • Paris'e gittim, ama yükseklik korkum olduğu için Eyfel Kulesi'ne çıkmadım.
  • Yükseklik korkum var.
  • Peter, 1600 metre yükseklikte bulunuyor.
  • Bu bina ne kadar yüksekliktedir?
  • Yüksekliklerden korkuyorum.

Diğer dillerde Yükseklik anlamı nedir?

İngilizce'de Yükseklik ne demek? : n. altitude, elevation, extent, height, highness, loftiness, rise, steepness, swell

pref. acro

Fransızca'da Yükseklik : hauteur [la], élévation [la], altitude [la], haut [le], éminence [la]

Almanca'da Yükseklik : n. Anhöhe, Erhebung, Höhe, Hoheit, Niveau, Stand

Rusça'da Yükseklik : n. высота (F), вышина (F), возвышение (N), высь (F), громкость (F)