Swimming türkçesi Swimming nedir
Swimming ile ilgili cümleler
English: Ali and Mary have gone swimming together a number of times.
Turkish: Ali ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.
English: A clean river flows through our town, and we can see many carp swimming in it.
Turkish: Temiz bir nehir kasabamızda akar ve onun içinde yüzen bir sürü sazan görebiliriz.
English: "It's pool-season from this week, isn't it?" "Oh yes. I've gotta go and buy a swimming suit, then."
Turkish: "Bu haftadan itibaren havuz sezonu değil mi?" "Ah evet. O zaman gidip bir mayo almalıyım."
English: Ali can swim faster than anyone else in his swimming class.
Turkish: Ali yüzme kursundaki başka birinden daha hızlı yüzebilir.
English: Ali almost drowned in his neighbor's swimming pool.
Turkish: Ali neredeyse komşusunun yüzme havuzunda boğuluyordu.
Swimming ingilizcede ne demek, Swimming nerede nasıl kullanılır?
Swimming bath : Yüzme havuzu. (halka açık) yüzme havuzu.
Swimming baths : Yüzme havuzu. (halka açık) yüzme havuzu.
Swimming bladder : Hava kesesi.
Swimming costume : Kadın mayosu. Mayo.
Swimming of the head : Baş dönmesi.
Warmed swimming pool : Kış sezonu boyunca suyu sıcak tutan özel bir ısıtıcısı olan havuz. Sıcak yüzme havuzu. Ilık yüzme havuzu. Isıtılmış yüzme havuzu.
Olympic size swimming pool : Olimpik yüzme havuzu. Her kulvarı 2.5 metre olmak üzere (kenarlarında iki boş kulvar bulunan) 8 kulvarı olan olimpiyat oyunlarında kullanılan havuz (uzunluk: 50 metre, genişlik: 25 metre, derinlik: minimum 2.0 metre).
Freestyle swimming : Serbest yüzme.
Swimming race : Yüzme yarışı.
Swimming suit : Mayo.
İngilizce Swimming Türkçe anlamı, Swimming eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Swimming ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Aquatics : Su sporları.
Facetious : Uygunsuz espriler yapan. Şakacı. Yersiz espri yapan. Alaycı. Yerli yersiz espri yapan. Patavatsız. Esprili. Uygunsuz şakalar yapan.
Dilute : Seyreltmek. Sulandırmak. Derişik olmayan, içinde oylum başına az çözüneni olan (çözelti). İnceltmek. İçindeki çözünenin niceliği az olan (çözelti). Daha çok çözgen katarak derişikliği azaltmak. Açmak (renk). Etkisini azaltmak. Hafif. Hafifletmek.
Floatation : Tahvil satışı. Halka açılma. Tahvil ihraç etme. Denize indirme. Yüzdürme. Flotasyon. Hisse senedi veya tahvil çıkarma. Tahvil ihracı. Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için borsalar veya örgütlenmiş diğer piyasalar aracılığıyla halka çağrıda bulunulması.
Aqueous : Su ile ilgili. Su gibi. Suyla hazırlanmış. Sudan. Suyla ilgili. Sudan meydana gelen. Su içeren. Su.
Dilutes : Sulandırmak. Açmak (renk). Hafif. Hafifletmek. Seyreltmek. Etkisini azaltmak. Su katmak. İnceltmek. Sulandırılmış.
Hydrous : Bileşiminde su bulunan.
Fluid : Su. Mayi. Sıvı. Gazlar, sıvılar ve camsı yapılılar gibi akma özelliği gösteren özdeklerin genel adı. İstikrarsız. Belirli bir biçimi olmayan, kuvvet etkisinde oylumu, değişmeyen akıcı özdek. Akış özellikleri gözlenebilen sıvı ya da gaz evresindeki özdek. Akışkan madde. Akıcı.
Diving : Dalgıç. Dalış. Atlama. Pike. Dalgıçlık. Pike yapma. Tramplenden atlama. Suya dalma. Dalma.
Brothy : Çorba gibi. Et suyu çorbası gibi.
Swimming synonyms : vagile, water sport, natation, frivolous, familiar, bathe, flotage, irriguous, unattached, natatory, brothiest, swimmings, dip, brothier, skin dive, ichorous, flotations, dive, plunge, skin diving, floating, cocket, bathing, skinny dip, gross, the swim, swim, flotation, hydrated.
Swimming zıt anlamlı kelimeler, Swimming kelime anlamı
Sessile : Yaşmak. Uzantısız. Bir sap veya ayakçıkla daimi olarak bir substrata tutunarak yaşayan. Geniş kaideli. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sesil. Yapışık. Sabit. Sapsız. Geniş bir tabanla bağlanan, sap, gövde veya pedisel içermeyen, bulunduğu yere doğrudan geniş tabanla tutunan veya oturan, sesil.
Inclined : Yamuk. Yetenekli. Yatkın. Mütemayil. Meyilli. Yatmış. Eli yatkın. Eğik. Eğilimli. Eğimli.
Vertical : Düşey katman. Amudi. Düşey. Dik, dikey. Düşey doğru. Şakuli. Vertikal. Eğikliği 90° olan katman. Yerçekimi doğrultusunda, çevrene dik doğrultuda bulunan. Dikey çizgi.
Swimming ingilizce tanımı, definition of Swimming
Swimming kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Vertigo. A swimming motion. The act of one who swims. As, a swimming brain. Being in a state of vertigo or dizziness. Capable of swimming. Dizziness. Adapted to, or used in, swimming. That swims. As, a swimming in the head. As, a swimming bird.

Bu kısımda Swimming kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Swimming ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Swimming anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Swimming ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.