Bang türkçesi Bang nedir

  • Güm diye çarpmak.
  • Çarpma sesi.
  • Sevişmek.
  • Güm diye çarpmak (argo terim).
  • Gürültülü bir şekilde vurmak.
  • Vurmak.
  • Gürültü yapmak.
  • Şiddetle çarpmak.
  • Çarpmak.
  • Hızla çarpmak.
  • Yatmak.
  • Küt diye çarpmak.
  • Küt diye çarpmak (argo terim).

Bang ile ilgili cümleler

English: Ali banged his head.
Turkish: Ali kafasını çarptı.

English: Ali banged his head on a tree branch.
Turkish: Ali başını bir ağaç dalına çarptı.

English: Ali and Mary's little boy loves sitting on the kitchen floor banging pots and pans.
Turkish: Ali ve Mary'nin küçük oğlu mutfak zemininde oturmayı ve kap kacağa vurmayı seviyor.

English: Ali banged the table with his fist.
Turkish: Ali yumruğunu masaya vurdu.

English: Ali banged his knee.
Turkish: Ali dizini çarptı.

Bang ingilizcede ne demek, Bang nerede nasıl kullanılır?

Bang about : Gürültü yapmak.

Bang against : -e toslamak. -e vurmak. -e çarpmak. -e karşı vurmak. -e dalmak.

Bang away : Bir şeyi vurgulamak. Çok çalışmak. (piyano veya klavye) tuşlarına basmak.

Bang disease : Bang hastalığı. Brusellozis.

Bang in the face : Suratının ortasına. Tam yüzüne.

Bang the door on : Kapıyı suratına çarpmak. Bütün kapıları kapatmak. İmkansızlaştırmak.

Bang sense into somebody : Düşünmesini sağlamak.

Bang on time : Dakikası dakikasına. Tam zamanında.

 

Bang out : Gürültüyle çalmak. Gürültülü müzik yapmak.

Bang on : Tamamen doğru. Şüphesiz doğru. Aynen öyle. Bir şeye vurup durmak. Tümüyle doğru. Tamamen. Çok doğru. Tam.

İngilizce Bang Türkçe anlamı, Bang eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bang ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bill and coo : Fingirdeşmek. Sevişip koklaşmak. Oynaşmak. Koklaşmak. Kumrular gibi sevişmek. Öpüşüp koklaşmak.

Shock : Sarsma. Dehşete düşürmek. Demet yapmak. Donakalmak. Darıltmak. Gür ve karmakarışık saç. Sarsılmak. Utanmak. Sarsmak.

Have it off : Cinsel ilişki yaşamak. İlişki kurmak. Cinsel ilişkiye girmek. Kaçamak yapmak. Mala vurmak. Yasak aşk yaşmak. Seks yapmak. Mercimeği fırına vermek. Kırıştırmak.

Clashed : Bindirmek. Çarpışma. Çatırdamak. Anlaşamamak. Uyuşmamak. Mücadeleye girişmek. Çatışmak. Çarpışmak. Birbirine gitmemek.

Doss : Yatak. Uyumak. Pansiyon yatağı. Teksas eyaletinde şehir. Şekerleme. Pansiyonda kalmak. Dışarıda yatmak. Kısa uyku.

Alight upon : Rastlamak. Üzerine konmak. Karşılaşmak.

Shut : Kapanmış. Kıstırmak. Kapatmak. Kapanmak. Faaliyetine son vermek. Menetmek. Shut your mouth. Susturmak. Örtmek. Kapamak.

Boffs : Osurmak. Son vermek. Bitirmek. Birini götürmek. Kusmak. Seks yapmak. Gaz çıkarmak. Yellenmek.

Be too noisy : Gürültü etmek.

Beats : Çalmak (davul). Yuvasından çıkarmak (av). Dövmek. Pataklamak. Atmak (kalp). Volta vurmak. Alt etmek (argo terim). Çırpmak. Girişim.

Bang synonyms : biffed, bunk down, made noise, kick up a shine, slam, be laid, do it, batter, birches, rows, bump, hit, banged, bang into, be buried, bang about, birch, biffs, bed down, get laid, smash up, boff, dosses, close, lash about, bump into, making noise, bonking, biff, be couched, effs, be intimate, barged.

 

Bang zıt anlamlı kelimeler, Bang kelime anlamı

Open : Açık (kapı). Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Yarılmak. İçten. Kısık olmayan (ses). Serbest. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Deşmek. Karara bağlanmamış. Dürüst.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Bang ingilizce tanımı, definition of Bang

Bang kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To handle roughly. To treat with violence. A false front of hair similarly worn. To cut squarely across, as the tail of a horse, or the forelock of human beings. [Bakınız: Bhang]. To make a loud noise, as if with a blow or succession of blows. To beat, as with a club or cudgel. As, the window blind banged and waked me. He was banging on the piano. To cut (the hair). The short, front hair combed down over the forehead, esp. when cut squarely across. A blow as with a club. A heavy blow.