Shock türkçesi Shock nedir
- Donakalmak.
- Demet yığını.
- Çok şaşırtmak.
- Elektrik şoku vermek.
- Çok sarsmak.
- Dehşete düşürmek.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Elektroşok uygulamak.
- Elektrik çarpmak.
- Damar sisteminin kapasitesiyle dolaşım kanının hacmi arasındaki ilişkinin kan miktarı aleyhine bozulması sonucu oluşan, derinin solgunluğu, soğuk terleme, bilincin kaybolması, huzursuzluk, nabzın zayıf ve süratli olmasıyla belirgin, akut sistemik kanlanma yetersizliği, dolaşım kollapsı, dolaşım yetmezliği, kariyovasküler kollaps, asistolizm.
- Gür ve karmakarışık saç.
- Çarpma.
- Çıngı çarpması.
- Sarsılmak.
- Sarsma.
- Şok.
- Sarsıntı.
- Darıltmak.
- Şaşırtmak.
- Darbe.
- Şok etmek.
- Kalbini kırmak.
- Balyalamak.
- Şiddetle çarpmak.
- Sarsmak.
- Vuruş.
- Demet yapmak.
- Utanmak.
- Tahıl balyaları.
Shock ile ilgili cümleler
English: His death was great shock to his wife.
Turkish: Ölümü karısı için büyük şoktu.
English: He got over the shock of his father's death.
Turkish: Babasının ölümü ile ilgili şoku atlattı.
English: A midnight telephone call gives us both shock and displeasure.
Turkish: Bir gece yarısı telefon konuşması bize hem şok hem de hoşnutsuzluk verir.
English: After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Turkish: Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.
English: Did the test results shock you?
Turkish: Test sonuçları seni şok etti mi?
Shock ingilizcede ne demek, Shock nerede nasıl kullanılır?
Shock absorber : Şok emici. Amortisör. Sönümleç. Darbe emici. Şok giderici. Aracın salınımını sönümleyen aygıt. Borulu sönümleç. Tampon. Yatıştırıcı. Amortisör cihaz.
Shock absorber arm : Amortisör kolu. Sönümleç kolu. Sönümleç tokacının devinimini sağlayan kol.
Shock absorber oil : Sönümlecin içinde, erkenin soğurulmasına yarayan yağ. Sönümleç yağı. Amortisör yağı.
Shock absorber valve : Sönümleç içinde yağın akışına direnerek salınım erkesinin ısıya dönüşmesini sağlayan ve böylece sönümlecin sertliğini belirleyen aygıt. Sönümleç kapacı. Amortisör supabı.
Shock and error model : Sarsıntı-hata modeli.
Shock loading : Şoklu yükleme. Şoklama yüklemesi. Sarsımlı yükleme.
Shock excitation : Şok uyarım. Şokla uyarma.
Shock head : Uzun dağınık şaçları olan. Karmaşık dağınık ve keçeli saçları olan.
Shock bending test : Vurmalı bükme deneyi.
Shock crushing test : Vurmalı kırma deneyi.
İngilizce Shock Türkçe anlamı, Shock eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Shock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.
Abdomen : Karın (böcek gövdesinde). Batın. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Abdomen. Karnın altı. Karın. Böcek gövdesinin alt kısım.
Consternate : Engellemek. Yıldırmak. Endişe sarmak. Korkutmak. Hayret ettirmek.
Curdle the blood : Çok korkutmak. Kanını dondurmak. Kanı donmak. Kan pıhtısı.
Convulsion : Kasılma. Konvulsiyon. İhtilaç. Konvülziyon. Çırpınmak. İstemli olarak çalışan kasların, istem dışı biçimde kasılmasıyla belirgin çırpınma. Katılma. Sarsılma.
Angered : Kızdırmak. Sinirlendirilmiş. Sinirlendirmek. Öfkelendirmek. Kızdırılmış.
Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.
Impingement : Taşma. Karşı gelme. Vurma. İhlal. Etkileme. Tecavüz. İzlenim bırakma. Gasp. İzinsiz girme.
Pulsations : Çırpıntılı. Kalp vuruşu. Kalp atışı. Titreme. Nabız atışı. Titreşme. Titreştirme. Titreşim.
Clouting : İndirmek. Torpil. Nüfuz. İndirmek (argo terim). Prestij. Güç. Vurmak. Paçavra. Patlatmak.
Shock synonyms : ball over, blow out of the water, joggle, justle, petrifying, impact, trussing, falters, hit, abdominal distention, be paralysed, crashing, bump, jounces, shake, shocking, affear, be thunderstruck, dunt, blushed, addling, sheafs, astonishes, brunt, piques, ball up, flabbergasting, bumping, appalls, hurting, feel small, anger, a amplitude mod.
Shock zıt anlamlı kelimeler, Shock kelime anlamı
Spread : Uzanıp gitmek. Meydan almak. Kar oranı. Örtmek. Bulaşmak. Yayılış. Açmak. Açılmak. Yaymak.
Shock ingilizce tanımı, definition of Shock
Shock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to shock rye. Bushy. A pile or assemblage of sheaves of grain, as wheat, rye, or the like, set up in a field, the sheaves varying in number from twelve to sixteen. To collect, or make up, into a shock or shocks. Hence, to strike against suddenly. To stook. A blow, impact, or collision. To give a shock to. A quivering or shaking which is the effect of a blow, collision, or violent impulse. To encounter with violence. A sudden violent impulse or onset. A stook. To subject to the action of an electrical discharge so as to cause a more or less violent depression or commotion of the nervous system. A concussion. To meet with a shock. As, a shock hair. To cause to shake or waver. Called also shockdog. Shaggy. A dog with long hair or shag. To meet in violent encounter. To be occupied with making shocks.

Bu kısımda Shock kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Shock ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Shock anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Shock ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.